Toprağın Dirilişi, Kalbin Baharı
Kış, yeryüzünü derin bir sükûta çağırır. Ağaçların dalları çıplaktır, toprak sessizdir. Rüzgârın taşıdığı serinlik, sanki tabiatın uzun bir dinlenişe çekildiğini haber verir. İlk bakışta her şey durmuş, hayat geri çekilmiş gibidir.
Oysa hakikat öyle değildir.
Toprağın altında görünmeyen bir hareket vardır. Bir tohum sessizce kabuğunu çatlatır, bir kök karanlıkta yolunu bulur. İnsan gözünün göremediği bu hazırlık, ilâhî kudretin ince bir tecellisidir.
Sonra bahar gelir.
Güneş biraz daha cömert salar ışıklarını. Rüzgârın sesi değişir. Ve bir sabah, dün kuru görünen dalların ucunda küçük bir tomurcuk belirir. Ardından bir diğeri… Sonra bütün ağaç, çiçeklerin zarafetiyle kuşanır.
Toprak dirilmiştir.
Kur’ân-ı Kerîm’de Rûm Suresi 50. ayette Rabb’imiz şöyle buyurur:
“Allah’ın rahmetinin eserlerine bak. Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor.”
Bahar, bu ilâhî hakikatin her yıl yeniden gösterilen canlı bir tefsiridir. Kurumuş gibi görünen bir dalın yeniden çiçek açması, insana verilen derin bir hatırlatmadır. Ayetin devamında ise şöyle buyurulur:
“Şüphesiz bunu dirilten, ölüleri de kesinlikle diriltecektir. O’nun her şeye gücü yeter.”
Uzun kış geceleri insanın ruhunda da iz bırakır. Yorulan kalpler, ağırlaşan düşünceler, bazen insanın iç dünyasını da kışa çevirir. Fakat baharın gelişiyle birlikte tabiat nasıl canlanıyorsa insanın iç dünyası da aynı çağrıya kulak verir.
Bahar, toprağı dirilttiği gibi kalbimizi de diriltir. Aynı zamanda Allah’ın yaratma kudretini gözümüzle, aklımızla ve kalbimizle idrak etme vaktidir.
Bir kuşun sabah ötüşü, yeni açmış bir çiçeğin kokusu, güneşin toprağa düşen sıcaklığı… Bunların her biri insanın kalbine ince bir sevinç bırakır.
Çünkü insan, fıtratı gereği tabiatın dilini anlar.
Bir ağacın sabırla çiçek açmasını seyreden insan, umudun ne olduğunu yeniden öğrenir. Toprağın aylarca sakladığı tohumu vakti gelince ortaya çıkarması, sabrın nasıl bir hikmet taşıdığını anlatır.
Bahar, bize Allah’ın rahmetinin ne kadar kuşatıcı olduğunu gösterir. Aynı rahmet bir anda bütün yeryüzünü sarar. Dağlar, ovalar, ağaçlar, çiçekler… Hepsi aynı ilâhî emre boyun eğerek yeniden hayat bulur.
Hiçbir tohum unutulmaz.
Hiçbir dal ihmal edilmez.
İşte bu yüzden bahara bakmak, aslında ilâhî kudreti seyretmektir.
Her filiz, “Hayat yeniden başlar.” diyen sessiz bir müjdedir. Her çiçek, Rabb’imizin yeryüzüne bıraktığı zarif bir hatırlatmadır.
Ve insan, baharı seyrederken şunu anlar:
Toprağı her yıl yeniden dirilten kudret, kalpleri de diriltmeye kadirdir.
Yeter ki insan baharın sesine sağır, zarafetine kör olmasın.
Gülşen CANPOLAT
Yazar
Sabrın en çok sınandığı, insanın en çok zorlandığı yerlerden biri de evlilik kurumudur. Bugünün dünyasında sabır, çoğu zaman yanlış anlaşılır; kimi susmayı zayıflık, kimi de tahammülü mecburiyet sanır...
Yazar: Gülşen CANPOLAT
Edebiyatın ve düşüncenin engin denizinde, insan ruhunun en görkemli metaforlarından biri olan Zümrüdüanka kuşu ya da Farsça söyleyişiyle Simurg sadece bir efsane değildir. Ferîdüddin Attâr’ın “Mantıku...
Yazar: H. İklil ABBASOĞLU
İslâm inancına göre ibadetler kadar, hatta bazen onlardan da önce, kalpte taşınan samimiyet ve Allah’a karşı duyulan sarsılmaz güven gelir. İnsan, ne kadar günahkâr olursa olsun, yaratıcısının merhame...
Yazar: Ayşe Gül PINAR
Aile, çocukların hayatı tanımaya başladığı ilk ve en etkili okuldur. Çocuk, dünyayı anlamaya çalışırken gözlerini en çok annesi ve babasına diker; onları izler, sözlerini dinler ve davranışlarını örne...
Yazar: Gülşen CANPOLAT