Sorumluluk Bilinci Ve Gelecek Kaygısı
Kur’an-ı Kerim Ahzâb Suresi 72. ayette insanın sorumluluğu “emanet” kelimesiyle ifade edilmektedir: “Biz emaneti göklere, yere, dağlara arz ettik; onlar bunu üstlenmekten kaçındılar ve ondan/onun getireceği sorumluluktan korktular. Onu insan yüklendi. O, gerçekten çok zalim ve çok cahildir.” Bu ayete göre insan, Allah’a kulluk etmekle, emir ve yasaklara uymakla, insan olarak sorumluluklarını yerine getirmekle sorumludur. Ayete göre sorumluluğunun bilincinde olmayanlar ise zalim ve cahil bir konuma düşmektedirler.
O halde insanın sorumlulukları nelerdir?
Sorumluluğunun bilincinde olan, her vakit üzerine düşen sorumlulukları yerine getiren bir insanın gelecek kaygısı oldukça yersizdir. Çünkü gelecek yılları görüp görmeyeceğimiz kesin değildir. Allah bize gelecek yıllarda yaşamayı nasip ederse ve biz bilinçli yaşayan bireyler isek o gün de en kötü ihtimalle bugünkü gibi olacaktır. Kendimizi sürekli geliştiren iyi yetişmiş insanlar isek Allah bize yeni fırsatlar yaratmış ise geleceğin bugünden çok daha iyi olması da mümkündür. Allah bizi hastalık, yakınların vefatı, mala gelen zararla da imtihan edebilir. Kur’an’da Allah Bakara Sûresi’nin 155. ayetinde şöyle buyuruyor: “Sizi biraz korku, açlık, mal, can ve ürünlerin noksanlığı ile imtihan ederiz. Sabredenleri müjdele.” Allah bir kuluna geniş imkânlar vermişse bu şükür vesilesidir. Bu durumdaki bir Müslüman şükredenlerden olmak için çaba sarf etmelidir. İnsan bazen hiç beklemediği anlarda ayette belirtilen sıkıntılardan bir ya da birkaçı ile de karşılaşabilir. Bu durumlarda sabredenleri de Allah müjdelemektedir. Bu müjde dünyada Allah’ın salih kulları arasına, ahirette de cennete girmektir. Dolayısıyla Müslüman iyi hâllerde nimete şükrederek, zor durumlarda sabırlı davranarak her halükârda kazananlardan olmaktadır.
İnsan, emeğinin karşılığını mutlaka alır. “Gelecek benim için nasıl olacak? İşten çıkarılırsam yeni bir iş bulabilir miyim? Ev, araba alabilecek miyim? Çocukların eğitimi, evliliği ve iş hayatı nasıl olacak?” şeklindeki sorular herkesin aklına gelebilir. İnsan bu soruları göz önüne alarak kendince birtakım hazırlıklar da yapabilir. Fakat bu soruların takıntı hâline getirilmesi strese yol açar. Gelecek kaygısı iman zaafına işaret eder. Tedbir aldıktan sonra takdiri Allah’a bırakmak gerekir. “Olanda hayır vardır.” şeklinde tevekkül etmek imanın ve Allah’ın takdirine teslimiyetin bir gereğidir. Gelecek kaygısı, geleceği değiştirmez sadece insanı huzursuz eder. Sorumluluk bilinci ve tevekkülle çalışanlar geleceğe umutla bakabilirler. Çünkü onlar üzerlerine düşeni yapmış, neticeyi Allah’a bırakmıştır. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri geleceğe umutla bakmayı şu şiiri ile çok güzel özetlemiştir:
Deme şu niçin şöyle
Yerindedir ol öyle
Bak sonuna sabreyle
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler.
Emine Büşra YÜKSEL
Yazar
Cetveli eğri tutsa da düz çizgi çizdiğini sananlar var.İnsan bazen yanılgısını yalnızca doğru zannettiği için değil, uzun süre o hâl içinde olduğundan gerçeğin kendisi sanır. Geçmişten bugüne taşınan ...
Yazar: Nilüfer Z. AKTAŞ
İslâm tarihinin en müstesna şahsiyetlerinden biri olan Hz. Hatice (r. anha), Hz. Peygamber (s.a.v.)’e olan derin sevgisi, sadakati ve fedakârlığıyla inananlar için her zaman mümtaz bir örnek olmuştur....
Yazar: Ayşe Gül PINAR
Hayat, hızla akıp giden bir nehir gibi; önümüze çıkardığı imtihanlar, dönemeçler ve anlık cazibelerle sürekli bir tercih yapmaya zorluyor bizleri. Gençlik yılları ise en coşkulu, en iddialı ama bir o ...
Yazar: Editör
Bahar mevsimi, insan hayatının çocukluk ve gençlik yıllarına benzer. Her bahar yeni bir umut ve yeni bir başlangıçtır. Kışın şeklen ölü konumunda olan yeryüzü, ağaçlar ve bitkiler, baharda havaların ı...
Yazar: Emine Büşra YÜKSEL