Eğri Tutulan Cetvelin Doğrusu Olur Mu?
Cetveli eğri tutsa da düz çizgi çizdiğini sananlar var.
İnsan bazen yanılgısını yalnızca doğru zannettiği için değil, uzun süre o hâl içinde olduğundan gerçeğin kendisi sanır. Geçmişten bugüne taşınan bazı yanlışlar, tekrarlandıkça görünmez bir geleneğe dönüşür. Kimse nereden geldiğini bile sorgulamaz, herkes aynı yerden bakıyordur. Böylece alışkanlık, hakikatin yerine geçer.
“Herkes böyle yapıyor.” cümlesi ise çoğu zaman hakikati aramanın değil, sorgulamaktan vazgeçmenin bahanesidir. Bir davranışın çok kişi tarafından yapılması onu doğru yapmaz. Bir düşüncenin nesilden nesile aktarılması da onun değişmez bir gerçek olduğu anlamına gelmez. Yanlış olan bir şey, kalabalıkların omzunda taşınırken doğruymuş gibi değer görebilir.
Tam da burada insanın kendi ilkelerine yaslanması gerekir. “Herkes yapıyor.” denildiğinde “Benim ilkelerim var.” diyebilmek, gerektiğinde “hayır” diyebilecek kadar kendine ve doğrularına sadık kalabilmektir mesele. Çünkü doğru olmak, kalabalığa karışmakla değil, gerektiğinde kalabalığın karşısında durabilmekle mümkündür.
Rasûlullah (s.a.v.)’ın putperest kavimlere “Bir elime ay’ı, bir elime güneşi koysanız dahi ben davamdan vazgeçmem.” demesi beni çok etkilemiştir.
Daha bebekken ekranlarla tanıştırılan yavrularımızın ebeveynlerine sorduğumuzda “Artık böyle bir zamandayız, herkes böyle.” diyor.
Herkesin yaptığı bir şey sana doğru gelmiyorsa “hayır” diyebilmek, yanlış anlaşılmayı, dışlanmayı, hatta zaman zaman yalnız kalmayı göze alabilmektir. İlke, kimsenin alkışlamadığı yerde de arkasında durabildiğimiz duruştur. İnsan karakterini, çoğunluğa uyduğu anlarda değil, “Herkes yapıyor ama ben yapmayacağım.” diyebildiği anlarda gösterir.
Elimizdeki cetveli masaya bırakıp çizgimize dışarıdan bakabiliyorsak özgünlüğe yol açıyoruz demektir.
İnsanın en büyük yanılgılarından biri de kendi ölçüsünü evrensel ölçü sanmasıdır. Bazen bize öğretilenleri, bize söylenenleri hatta yıllardır inandıklarımızı yeniden tartmak gerekir. “Ya yanlış biliyorsam?” sorusu insanı küçültmez; aksine zihninin kapısını hakikate açar.
Dün yanlış yapılmış olabilir. Bugün de aynı yanlışın sürdürülüyor olması onu doğruya dönüştürmez. Alışkanlık, yanlışı meşrulaştıramaz; kalabalıklar da gerçeğin terazisi değildir.
Bazen düz bir çizgi çizebilmek için cetveli değil, onu nasıl tuttuğumuzu değiştirmemiz gerekir.
Çünkü hakikati aramak, herkesin yaptığına bakıp “Demek ki doğru.” demek değildir. Hakikati aramak, herkes aynı yöne bakarken başını başka tarafa çevirebilmek, gerektiğinde “hayır” diyebilmek ve kendi bildiğini de yeniden düzeltebilmektir.
Bazen de doğru tarafta durmak, kalabalığın içinde görünmek değil, kalabalığın dışında kalsan bile vicdanının yanında durabilmektir.
Çünkü insanın elindeki en sağlam cetvel, hakikat bilgisiyle donanması, ilkelerinin olması, vicdanıyla da yol alabilmesidir vesselam.
Nilüfer Z. AKTAŞ
Yazar
Gönlü imanlı, ahlâklı, çalışkan ve hayırlı hizmetlere koşar adımlarla giden bir gençlik istiyor ve de bekliyoruz.İdealist bir gençte birtakım özel ve güzel özelliklerin bulunması gerekir: Öncelikle gö...
Yazar: Sümeyye Büşra YILDIZ
Ve demeli insan, suçlamaktan vazgeçerek:“Ben nefsime zulmettim.”Zamanın çarkı içinde ahde vefayı unutan insan, yaşamını anlamlı kılacak değerlerden birer birer uzaklaşabiliyor.Mutluluğu ulaşması zor g...
Yazar: Nilüfer Z. AKTAŞ
Çiçek, toprağı sevmek için bir sebepti.Çayır, çimen, ağaç, meyve, yemiş…Bin bir nimetin kalbi olan toprağın sunduğunu fark edinceKalbimi sevdim.Ay, bulut, gökkuşağı, yıldız, mavi gökyüzü...Hepsi göğü ...
Yazar: Nilüfer Z. AKTAŞ
Darende...Derinliğini, orada ki manevî atmosferi hissetmeyen yoktur.Darende de çocukluk da başkadır. İnsan orada yalnız büyümez. Suyla, taşla, yankıyla, ezan sesiyle birlikte büyür. Çocukluğun olduğu ...
Yazar: Nilüfer Z. AKTAŞ