Asırlara Meydan Okuyan Bir Duruş
Hayat, hızla akıp giden bir nehir gibi; önümüze çıkardığı imtihanlar, dönemeçler ve anlık cazibelerle sürekli bir tercih yapmaya zorluyor bizleri. Gençlik yılları ise en coşkulu, en iddialı ama bir o kadar da dalgalı suların dümene geçtiği, hayallerin şekillendiği en kritik dönemdir. Peki, bu fırtınalı ve akıntılı denizde savrulmadan, pusulayı şaşırmadan yol alabilmenin sırrı nedir? Cevap asırlardır değişmedi; sağlam bir karakter, sarsılmaz bir ahlak bilinci ve her halükârda Hakk’a teslim olabilen geniş bir yürek…
Bugün dijital ekranların sarıp sarmaladığı, hızla tüketilen trendlerin ve geçici popülaritelerin baştan çıkardığı bir dünyada yaşıyoruz. Bu dijital gürültünün arasında kaybolma riski taşıyan gençler olarak bizler, asıl gücümüzün dışımızdaki parıltılardan değil, içimizdeki köklü değerlerden geldiğini unutmamalıyız. Karakter eğitimi, sadece kuralları ezberlemek ya da başkalarının önünde örnek görünmek değildir; kimse bizi izlemediğinde, karanlıkta ve yalnız kaldığımızda dahi doğruluktan, adaletten, hakkaniyetten ve iyilikten taviz vermemektir. Tasavvufî irfanda sabırla demlenen, celâl ve lütuf tecellilerini olgunlukla karşılayan bir derviş duruşu, modern dünyanın hızına kapılan genç zihinler için en güvenli sığınaktır.
Hani büyüklerin asırlık bir tecrübeyle dile getirdiği gibi; fırtınalar zayıf ağaçları kökünden söker ama kökleri derinlere uzanan ulu çınarları sadece sallar; aksine onların köklerini toprağa daha da perçinler. Hayatın getirdiği zorlukları, okul stresini, gelecekteki kaygıları ve beklenmedik sıkıntıları birer "imtihan" bilip sabretmek, işte o ulu çınarın köklerini sağlamlaştırmaktır. Bir musibetle, bir aksilikle karşılaştığımızda telaşlanıp hayıflanmak yerine "Bunun da bir hikmeti vardır." diyebilmek, gencecik yaşta olgunlaşmanın, hayatı derinlemesine idrak etmenin en güzel yoludur.
Sevgili gençler; akademik başarı veya teknik bilgi sahibi olmak elbette çok kıymetlidir; ancak o bilgiyi erdemle, merhametle, alçakgönüllülükle ve güzel ahlakla taçlandırmak asıl hünerdir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in ve bu toprakların gönül sultanlarının mirası olan sabır, kanaat, cömertlik ve dürüstlük, bizim çağımıza bırakılmış en değerli pusuladır. Gelin, dış dünyanın gürültüsüne bir an kulak tıkayıp kendi iç sesimize kulak verelim. Sözüne güvenilen, zorluklar karşısında yıkılmayan ama her daim zarafeti elden bırakmayan bir karakterle hayat sahnesine adımızı yazdıralım.
Çünkü bu dünya, geçici heveslerin peşinden koşanların değil; arkasında iz bırakan, ahlakıyla örnek olan güzel yürekli gençlerin gayretiyle güzelleşecektir. Haydi, erdemli bir geleceğe doğru yürümeye, kendi içimizdeki o en saf cevheri işlemeye var mısınız?
Editör
Yazar
İslâm tarihinin en müstesna şahsiyetlerinden biri olan Hz. Hatice (r. anha), Hz. Peygamber (s.a.v.)’e olan derin sevgisi, sadakati ve fedakârlığıyla inananlar için her zaman mümtaz bir örnek olmuştur....
Yazar: Ayşe Gül PINAR
Er-Reşîd; hiçbir mürşidin irşadına veya bir yol göstericinin işaretine muhtaç olmaksızın, bütün tedbirleri ve işleri doğrudan, isabetle hedefe ulaşan demektir. Allah bu anlamda yegâne "velî-mürşid"dir...
Yazar: Editör
Sıcağı, denizi, kavuşması ve ayrılığıyla bir yazı daha geride bıraktık. Aslında ülkemizde İstanbul’la birlikte birçok yerde, yaz ekim sonuna kadar devam ediyor ama okulların tatil olması, izinlerin da...
Yazar: Raziye SAĞLAM
Kitabın adı: İslâm Deklarasyonu ve Tarihî SavunmaYazar: Aliya İzzetbegoviçYayınevi ve yılı: Ketebe Yayınları/ İstanbul 2024Sayfa sayısı: 113Yaş:18+İşlenen konular: İslâm, insan ve toplum, çalışma, eği...
Yazar: Sait ÖZER