Hz. Hatice’nin Vefatı: İki Kefenle Taçlanan Sadakat
İslâm tarihinin en müstesna şahsiyetlerinden biri olan Hz. Hatice (r. anha), Hz. Peygamber (s.a.v.)’e olan derin sevgisi, sadakati ve fedakârlığıyla inananlar için her zaman mümtaz bir örnek olmuştur. Peygamberliğin ilk zorlu yıllarında gösterdiği metanet ve Allah yolunda tereddütsüzce harcadığı varlığı, onu Yüce Allah ve Rasûlü katında eşsiz bir makama ulaştırmıştır. Rasûlullah (s.a.v.)’a sadece bir eş değil, en zor anlarında en büyük destekçi olan Hz. Hatice Validemizin fani âlemden ayrılırken sergilediği edep, mahviyet ve vasiyeti, onun gönül dünyasının derinliğini gözler önüne seren duygusal ve ibretlik bir tablodur:
Hazreti Hatice Validemiz, hastalığı şiddetlenince Rasûlullah (s.a.v.) Efendimize dönerek, “Yâ Rasûlullah! Beni dinlemeni ve vasiyetimi yerine getirmeni istiyorum. Birincisi, önce sana hakkıyla hizmet edemedim. Beni affetmeni istiyorum yâ Rasûlallah!” dedi.
Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.), “Hayır, asla senden kusur görmedim. Sen, yapman gerekenin en iyisini yaptın. Hiç kimse yorulmamıştır senin yorulduğun kadar. Sen ki bütün malını Allah yolunda sarf ettin.” buyurdu.
Hazreti Hatice Validemiz Rasûlullah (s.a.v.) Efendimize, Fatıma Validemizi işaret ederek, “İkincisi, sana diyeceğim şey şudur ki sana onu vasiyet ediyorum; o, benden sonra garip ve yetim kalacaktır. Hiçbir Kureyşli kadın ona eziyet etmesin, onun yüzünü kimse incitmesin, yüzüne kimse bağırmasın, kötü bir şey söylemesin.” dedi ve devam etti, “Üçüncüsü, ben kabirden korkuyorum. Sana vahiy indiğinde giydiğin abayı, onunla beni kabre koymanı istiyorum.” Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz de abasını Hazreti Hatice Validemize getirir ve bundan epey sevinç duyar.
Hazreti Hatice Validemiz vefat edince Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz, bizzat onun cenazesinde bulunuyor, yıkanma ve hazırlanmasında kendisi eşlik ediyordu. Kefenleneceği sırada Cebrail (a.s.) âniden geldi ve şöyle söyledi; “Yâ Rasûlallah! Allah’ın sana selâmı var. Sana en güzel ikram ve dileklerde bulunuyor ve sana diyor ki; ‘Yâ Muhammed! Hatice’nin kefeni bizdendir. Zira o, malını bizim yolumuzda harcamıştır.”
Böylece Cebrail (a.s.) bir kefenle gelerek “Yâ Rasûlallah! İşte Hatice’nin kefeni. Bu kefen, Allahu Teâlâ’nın cennetten kendisine hediye ettiği kefendir.” dedi.
Böylece Hazreti Hatice Validemiz, önce Rasûlullah (s.a.v.) Efendimizin abasına, sonra da Cebrail aleyhisselamın getirdiği kefene sarılıyordu. Böylece Hazreti Hatice Validemiz, iki kefenle kefenlenmiş oluyordu. Biri Allahu Teâlâ Hazretlerinin gönderdiği kefen, diğeri de Allah Rasûlü (s.a.v.) Efendimizin verdiği kefen.
Hz. Hatice Validemizin iki kefenle sırlanarak ahirete uğurlanması, hayatı boyunca gösterdiği hesapsız adanmışlığın İlahi kudret tarafından verilmiş muazzam bir karşılığıdır. İslâm davası uğruna her şeyini feda eden mü’minlerin asla yalnız bırakılmayacağını gösteren bu manevî ikram, Hz. Peygamber (s.a.v.)’in kalbinde derin bir iz bırakmış ve bu vefatın yaşandığı sene İslâm tarihinde " Âmü'l-Hüzün/Hüzün Yılı" olarak anılmıştır. O, ahlakı, teslimiyeti ve edebiyle kıyamete kadar gelecek tüm mü’min kadınlara rehberlik etmeye devam edecektir.
Ayşe Gül PINAR
Yazar
Baharın müjdecisi, kıtırkıtır sesiyle meşhur o yeşil dostumuzu tanımaya ne dersin?İşte karşında: Çağla!Baharın İlk Misafiri: Kış bitip havalar ısınmaya başladığında, manav tezgâhlarına koşa koşa gelen...
Yazar: Ayşe Gül PINAR
Ayva, hem sağlıklı hem de çok eski zamanlardan beri bilinen bir meyvedir. Görünüşü armuda benzer ama tadı biraz farklıdır. Haydi, ayvayı yakından tanıyalım!Sarı renklidir ve kabuğu biraz tüylüdür. Çiğ...
Yazar: Ayşe Gül PINAR
Bundan 26 sene evvel, küçük bir kasabada devlet hizmetinde doktorluk yapıyordum. Kasabaya gelişimden 6 ay sonra, 80 yaşlarında, beş evlâdını harb meydanlarında şehid olarak bırakmış, elli beş yaşında ...
Yazar: Ayşe Gül PINAR
Kur’an-ı Kerim Ahzâb Suresi 72. ayette insanın sorumluluğu “emanet” kelimesiyle ifade edilmektedir: “Biz emaneti göklere, yere, dağlara arz ettik; onlar bunu üstlenmekten kaçındılar ve ondan/onun geti...
Yazar: Emine Büşra YÜKSEL