Saklambaç
Okula gidiyordum ama henüz okumayı öğrenmemiştim Kitapların resimlerine ve okuyamadığım yazılarına bakıp dururdum. Sonra da düşler dünyasına giderdim. Yine gözümü kapamış, hayaller kurduğum bir an,
Gözlerini aç haydi
Sıra sende ebesin
Göz önüne saklandık
Okumazsan sobesin
Bu da neydi şimdi? Sabah erken kalkmış, gün boyu okulda sonrasında ise evde kalemle yazı yazmaya çalışmıştım. Mutluydum ve yorgundum. Rüyada olmalıydım. Yine o sesler:
Kâğıtlara konarken
Kalemi yoran biziz
Size bilgi sunarken
Sessizce duran biziz
Benimle oynamak isteyenler onlar mıydı? “Evet, evet!” aklıma gelen başıma gelmişti.
Harftir bizim ismimiz
Beraberce yaşarız
Eğri büğrü cismimiz
Kitaplarda coşarız
Oku bizi coşarak
İlme doğru koşarak
Gözümü açmadan “Tamam sizi bol bol yazıp okuyacağım.” dedim ve derin bir uykuya daldım. Sabah olsun hele kalemimle neler yazacaktım neler…
Ertesi gün bin bir hevesle sarıldım deftere kaleme. Bir aya kalmadan da birçok kelimeyi yazmayı başardım. Artık harfleri yan yana güzelce okunaklı bir şekilde yazıyor, kelimeleri satırlara inci gibi diziyordum. Okuyor, birçok bilgiye ulaşıyordum. Harfler gözümün önündeydi. Benden saklanamıyorlardı. Artık bu saklambaç oyununun galibi her seferinde bendim. Benim yüzümün güldüğünü gören dedem bir ayet okumaktan kendini alamadı. Bismillâhirrahmânirrahîm. “De ki: ‘Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu!" (Zümer sûresi, 9. Âyet)
Olmazdı elbet. Okuma yazma bilmeden önce satırlardaki kelimeler bana hiçbir şey ifade etmiyordu, kelimeleri göremiyordum. Şimdi öyle mi?
“Kâinat da bir kitap, onu da okumayı öğrenmeliyiz.” dedi dedem. Kim bilir kâinatta göremediğimiz, fark edemediğimiz neler vardı. Penceremi açıp şöyle bir baktım ki neler gördüm neler…
Ağaçlar, yapraklar, çiçekler, kelebekler, uçan kuşlar, masmavi gökyüzü, bulutlar. Ihlamur ağacında ki karga yuvası ve yavruları. Arılar, sinekler. İlk dikkatimi çeken bunlardı. Anladım ki kâinat kitabı da gözümüzün önünde. O da bizim onu okumamızı bekliyor.
Emine Yılmaz DERECİ
Yazar
Şehzade (I.) Selim, 1470’de Amasya’da doğdu. Annesi Gülbahar Hatun’dur. Dünyaya gelişi esnasında çok ilginç olaylar meydana geldi: Doğumuna az bir zaman kala, sarayın kapısında garip kıyafetli bir der...
Yazar: İsmail ÇOLAK
Bakınca görülür, gelişin başkaÇiçeğe bürünen dallar sendedirRengârenk duruşun, gülüşün başkaYeşiller, beyazlar, allar sendedirTaşıdığın umut herkese yeterAşk bacayı sarar, gönüller tüterKendinden geçe...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ
Yavru tavşanlar, çayırlıktaki yuvalarında mutluydular. Anne ve babaları onlara yiyecek getirir, küçük oldukları için sık sık dışarıya çıkmalarına izin vermezdi. Anne tavşan her zaman yavrularına nasih...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ
Esen ılık rüzgâr kendini saran dış yapraklarına değiyor açması için onu teşvik ediyordu.- Aç küçük tomurcuk, korkma!Yapraklarını sıkı sıkı kapatmış rüzgârı dinliyordu. İçinde ki korkuyu atamıyor, bir ...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ