Peygamberî Bir Erdem: Cesaret
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), yumuşak huylu olduğu kadar cesurdu, yiğit ve kahramandı. Peygamberlik vazifesini ifa ederken karşılaştığı hâdiseler önündeki tavırlarında bu niteliği görmek mümkündür. Mekke döneminde İslâm’ı tebliğden alıkoymak için, O’na akla gelmedik engeller çıkarılmıştır. Fakat O, bunların hiçbirinden yılmamış, Allah’ına güvenerek çıktığı tebliğ yolunda kahramanca yürümüştür. O’nun sabrını, tahammülünü, cesaret ve kahramanlığını beşerî tehditler ve vaatler kaybettirememiştir. O; yoluna dikenler, sırtına deve işkembesi atıldığı zaman da kendisine hükümdarlık, zenginlik ve başkaca maddî imkânlar teklif olunduğu zaman da yolundan asla dönmemiş, azminde zerre kadar bir sarsılma meydana gelmemiştir. Allah için, İslâm için girdiği kavgalarda tam bir yiğit olarak görünmüştür.
Nitekim Hz. Ali (r.a.) diyor ki: “Savaşlarda Hz. Peygamber (s.a.v.) kadar düşmana yaklaşan bir kimse bulunmazdı. Birçok defa savaş kızışıp başımız sıkıntıya girince Rasûl-i Ekrem (s.a.v.)’e sığınırdık.” Hz. Enes (r.a.) de: “Başımız dara düşünce Allah’ın Rasûlü ile korunurduk.” diyor.
Yine Hz. Enes b. Mâlik (r.a.) nakleder: Rasûlullah (s.a.v.) insanların en güzeli idi, insanların en cömerdi idi, insanların en cesuru idi. Bir gece Medine halkı duydukları bir sesten fena hâlde korkmuşlar ve sesin geldiği yöne gitmişlerdi. Peygamber (s.a.v.) ise ashabını korkutan bu sesi işitince eline kılıcını alarak Ebu Talha’nın eğersiz atına binmiş ve Medine’yi dolaşıp hâdiseyi incelemiş, bu esnada Medineliler geride kalmıştı. Nihayet Rasûlullah (s.a.v.), Ebu Talha’nın atı üzerinde ve kılıcı boynunda olarak geri döndü. Yolda Medine halkıyla karşılaştı. Onlara şöyle dedi: “Endişe edecek bir şey yok, neden korkuyorsunuz?”
Uhud Savaşı’nda, İslâm ordusu birinci safhada Peygamberimiz (s.a.v.)’in harp taktiklerine uyarak üstünlük sağlamıştı fakat daha sonra kesin sonucu almadan ganimet toplamaya girişince ve yerlerini terk etmemeleri gereken okçular da ganimet toplama işine koşunca düşman süvari birliği arkadan kuşatmış, böylece Müslümanlar iki ateş altında kalmışlardı. Bu safhada Müslümanlar 70 şehid verdikleri hâlde; Peygamberimiz (s.a.v.) emir komutayı elinde bulundurdu ve büyük bir soğukkanlılıkla İslâm ordusunu çevresine topladı. Başarılı bir savunma ile düşmanı durdurdu. Peşinden de inkârcıları Mekke istikametinde günlerce takip etti. Peygamberimiz (s.a.v.) öyle bir kahramanlık ve cesaret ortaya koydu ki müşrik ordusu geri dönerek yeniden savaşmayı göze alamadı.
Hevazin muharebesinde, İslâm ordusu Huneyn geçidine geldiğinde düşman okçularının hücumuna uğramıştı. İslâm askerlerinin bu anî saldırıdan korunmak üzere siper aradıkları bir sırada, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) sarsılmaz bir kaya gibi metanet göstermiş, savaş alanından bir adım bile gerilememiştir. Katırını düşmana doğru sürerek İslâm askerlerine “Nereye kaçıyorsunuz, ben Allah’ın Rasûlüyüm, Abdülmuttalib oğlu Abdullah oğlu Muhammed’im.” diyerek ordusunu toparlamış ve zafere ulaşmayı başarmıştır.
Nitekim bir görgü tanığı şöyle diyor: “Şehadet ederim ki Hz. Peygamber (s.a.v.) bir adım bile gerilemedi. Savaş vahşî bir yangın gibi yayıldığı zaman, hepimiz Rasûl-i Ekrem (s.a.v.)’in çevresine sığındık. O’nun yanında durmak en büyük cesaret sayılıyordu.”
Sema KORKMAZ
Yazar
Cennet; ağacı ve yeşili çok, muhteşem saray, malikâne ve kâşanelerin bulunduğu, bakıldığında insana huzur veren harika manzaraların yer aldığı, tarifi imkânsız leziz yiyecek ve içeceklerin sunulduğu, ...
Yazar: Emine Büşra YÜKSEL
Tanınmış bir gezgin ve araştırmacı, bir gezisi sırasında Atlas Okyanusu'nun ıssız bir yerinde, çığlıklar atan milyonlarca kuşun havada daireler çizerek uçtuğunu gördü. Kulakları sağır edecek denli yük...
Yazar: Sema KORKMAZ
Zeyd bin Sabit Hazretleri, “Peygamberimiz (s.a.v.)’in toplum içine katılarak çeşitli konularda sahabesi ile sohbet ettiğini” belirtiyor. Katıldığı davetlerde sırf arpa ekmeği ve hurma bile olsa onu şe...
Yazar: Sema KORKMAZ
Üç aylar, İslâm takvimine göre recep, şaban ve ramazan aylarından oluşan özel bir dönemi ifade eder. Bu dönem, İslâm kültüründe büyük bir manevî öneme sahip olup özellikle bu aylarda yapılan ibadetler...
Yazar: Sema KORKMAZ