Merhaba Şehrin Küçük Kâşifleri!
Bu ayki sayımızda, üzerinden binlerce yıl geçse de hiç yaşlanmayan, her sokağında ayrı bir masal saklayan bir devle tanışmaya ne dersiniz? Evet, doğru bildiniz! İki kıtayı dev bir gerdanlık gibi birleştiren, martıların şarkı söylediği, vapurların selamlaştığı o büyülü şehre; İstanbul’a konuk oluyoruz.
Peki, biz bu koca şehri arkadaşımız gibi nasıl tanırız?
Aslında İstanbul’u tanımak, bir define haritasını takip etmek gibidir. Mesela, Galata Kulesi’ne çıkıp şehre en tepeden baktığınızda, Hezarfen Ahmed Çelebi’nin kanat çırpışlarını hayal edebilirsiniz. Ya da Kız Kulesi’ne karşı simidinizi martılarla paylaşırken, denizin altındaki gizli sarayları düşleyebilirsiniz.
Fatih Külliyesi: Şehrin İçindeki Dev Okul
Listemizin başında, adını bu güzel şehri bize armağan eden Fatih Sultan Mehmet’ten alan Fatih Külliyesi var. Burayı sadece bir cami olarak düşünmeyin; burası eski zamanların en büyük "eğitim kampüsü" gibiydi! İçinde kütüphaneler, yemekhaneler (imaret), hastaneler ve öğrencilerin kaldığı odalar vardı.
Minik bir görev: Fatih Camii’nin avlusuna girdiğinizde yerdeki taşlara ve devasa kapılara iyi bakın. Eskiden burada eğitim alan çocukların heyecanla koşturduğunu hayal edebiliyor musunuz?
Gökyüzüne Dokunan Parmaklar: Minareler ve Kubbeler
İstanbul’u gezerken göreceğiniz o dev kubbeler, aslında koca bir gökyüzünü avucunun içine almış gibi durur. Hele o incecik minareler! Sanki gökyüzüne bir şeyler fısıldıyorlar. Sultanahmet Camii’nin içindeki mavi çinilerin arasında kaybolurken ya da Süleymaniye’nin o devasa avlusunda yankılanan sesinizi dinlerken, mimarların bu taşları nasıl bir yapboz gibi birleştirdiğine şaşıracaksınız.
Sevgili arkadaşlar; İstanbul’un bu dini eserlerini gezmek, sadece dua etmek değil, aynı zamanda sanatın, nezaketin ve tarihin nasıl birleştiğini görmektir. Bu sayımızda, o dev kapıların ardındaki huzurlu bahçelere giriyoruz.
Ayakkabılarınızı hazırlayın, İstanbul’un manevi haritasında keşfe çıkıyoruz!
İstanbul’u keşfederken şunları unutmayın:
Tarih Sadece Kitaplarda Değil: Yerebatan Sarnıcı’nın serinliğinde Medusa’nın gözlerini aramak veya Topkapı Sarayı’nın bahçesinde bir padişah gibi yürümek, tarihin içinde bir zaman yolculuğuna çıkmaktır.
Vapur Sefası Şart: İstanbul’u tanımak için en güzel yol denizin üzerinden geçmektir. Köpükleri izlemek ve vapurun o kocaman "düüt" sesine eşlik etmek, şehrin kalbini duymaktır.
Sevgili dostlar, İstanbul sadece bir şehir değil; içinde bizlerin, kedilerin ve martıların yaşadığı dev bir masal kitabıdır. Bu ayki sayımızda bu kitabın sayfalarını birlikte çevireceğiz. Hazırsanız kemerlerinizi bağlayın (ya da can yeleklerinizi giyin!), macera başlıyor!
Keyifli okumalar, bol keşifli günler!
Editör
Yazar
Anadolu’nun bağrında, kayaların arasından süzülen bir nehir gibi sessiz ve derinden akan bir ruh vardır. Darende’ye girmek, sadece bir şehre adım atmak değil; tarihin, doğanın ve maneviyatın el ele tu...
Yazar: Editör
En-Nûr: Nurun Kaynağı, Her Şeyi Aydınlatan, Nurun Yaratıcısı, Nurlandırıcı OlanArapça’da “nevr” kökünden türemiş bir isim olan “nûr”, zulmetin zıddı olup aydınlık, ışık ve ziyâ anlamlarına gelir. Ayrı...
Yazar: Editör
İstanbul… Sadece bir şehir değil, çağları kapatıp açan bir medeniyetin kalbidir. Asırlar boyunca nice peygamber müjdesine konu olan bu kutlu belde, nihayet Fatih Sultan Mehmet Han’ın azmi, inancı ve y...
Yazar: Editör
Er-Reşîd; hiçbir mürşidin irşadına veya bir yol göstericinin işaretine muhtaç olmaksızın, bütün tedbirleri ve işleri doğrudan, isabetle hedefe ulaşan demektir. Allah bu anlamda yegâne "velî-mürşid"dir...
Yazar: Editör