Darende’de Bir Hakikat Yolculuğu
Anadolu’nun bağrında, kayaların arasından süzülen bir nehir gibi sessiz ve derinden akan bir ruh vardır. Darende’ye girmek, sadece bir şehre adım atmak değil; tarihin, doğanın ve maneviyatın el ele tutuşup raks ettiği bir rüyaya uyanmaktır.
Şehre vardığınızda sizi ilk karşılayan sadece bir yapı değil, asırlık bir gönül mimarisidir: Şeyh Hamid-i Veli, nam-ı diğer Somuncu Baba’dır. Onun huzuruna vardığınızda Tohma Çayı’nın kayaları döven sesi, zikir gibi kulaklarınıza çalınır. Burası taşın dile geldiği, suyun secdeye vardığı yerdir. Külliye’nin avlusunda soluklanırken hissedilen o derin sessizlik, aslında insanın kendi içine yaptığı yolculuğun ilk durağıdır.
Bu manevî iklim, günümüzde Somuncu Baba’nın neslinden gelen Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi’nin "insana hizmet" düsturuyla daha da çiçeklenmiştir. Kurulan vakıf eliyle yürütülen eğitim, sağlık ve sosyal yardımlaşma hizmetleri, ecdat mirasını modern çağın imkânlarıyla birleştirerek bu kutlu beldeyi âdeta bir şefkat adasına dönüştürmüştür. Darende’nin her köşesinde hissedilen bu vakıf medeniyeti, gönül yapmanın en somut nişanesi olarak yükselmektedir.
Darende, doğanın cömertliğini bir sanat eseri gibi sergilediği nadir coğrafyalardan biridir. Tohma Kanyonu’nda yürürken gökyüzüne uzanan devasa kayaların heybeti karşısında insan, kendi küçüklüğünü ve yaratılışın azametini iliklerine kadar hisseder.
Az ötede, bembeyaz köpüklerle dökülen Günpınar Şelalesi, sanki yeryüzüne inen bir rahmet şelalesidir. Suyun her damlası, tabiatın bize sunduğu birer ayet gibidir.
Ancak Darende’nin asıl güzelliği ne sadece sarp kayalarında ne de gürül gürül akan sularındadır. Darende’nin gerçek güzelliği, bu coğrafyanın mayasında saklı olan ruh güzelliğidir.
İslâm’ın zarafetiyle yoğrulmuş olan bu topraklar, bize dış dünyanın güzelliğinin ancak iç dünyamızın temizliğiyle anlam kazanacağını söyler. Somuncu Baba’nın fırınından tüten o manevî koku, bugün hâlâ Darende’nin dar sokaklarında, bir komşunun diğerine verdiği selamda, bir yetimin başının okşanmasında ve paylaşılan bir lokma ekmekte yaşamaya devam etmektedir.
Yeni bir günle birlikte Darende’yi ziyaret etmek; tarihin derinliklerinden gelen bir mirası sırtlanmak, tabiatın eşsiz estetiğinde kaybolmak ve en önemlisi, modern dünyanın gürültüsünden kaçıp kalbin o saf, duru sesini dinlemektir. Eğer ruhunuzun daraldığını hissediyorsanız yüzünüzü bu kutlu şehre dönün. Çünkü Darende’de her taş bir hatıra, her su bir dua ve her gönül bir dergâhının eseridir.
Editör
Yazar
Gündelik hayatın karmaşası içinde, çevremizde olup bitenleri genellikle kendi ön yargılarımızın süzgecinden geçirerek değerlendiririz. Birinin alışılagelmişin dışındaki bir davranışı, zihnimizde hemen...
Yazar: Ayşe Gül PINAR
Cennet; ağacı ve yeşili çok, muhteşem saray, malikâne ve kâşanelerin bulunduğu, bakıldığında insana huzur veren harika manzaraların yer aldığı, tarifi imkânsız leziz yiyecek ve içeceklerin sunulduğu, ...
Yazar: Emine Büşra YÜKSEL
“Iğdır Türkiye'nin doğu sınırında, tarih ve doğanın iç içe geçtiği, keşfedilmeyi bekleyen gizli bir cennet. Bu büyüleyici şehir, zengin tarihi mirası, doğal güzellikleri ve eşsiz kültürel zenginliği i...
Yazar: Editör
Sevgili çocuklar;Bugün sizlere İslâm’da sabrın ne kadar önemli bir değer olduğunu anlatmak istiyorum. Bazen beklemek, zorluklara dayanmak ya da bir isteğimizi hemen gerçekleştirememek bize zor gelir. ...
Yazar: Editör