Er-Reşid: Tedbirleri Doğru Yoldan Hedefe Ulaşan
Er-Reşîd; hiçbir mürşidin irşadına veya bir yol göstericinin işaretine muhtaç olmaksızın, bütün tedbirleri ve işleri doğrudan, isabetle hedefe ulaşan demektir. Allah bu anlamda yegâne "velî-mürşid"dir. O, irşada muhtaç değildir ama tüm varlık âlemi O'nun rehberliğine muhtaçtır.
Bir Müslümanın bu isimden pay alması, hayatında doğruluğu ve insanları doğru yola çağırmayı bir yaşam tarzı haline getirmesiyle mümkündür.
Rüşd; hayırlı, faydalı ve doğru yola rehberlik etmek anlamına gelirken; zıddı sapıklık ve azgınlıktır. Kur'an'da Firavun'un işinin "reşîd" olmadığının vurgulanması, onun aklın ve vahyin hidayetinden mahrum kaldığını gösterir.
İnsanlığa doğru yolu gösteren tüm peygamberler "reşîd" kimselerdir. Toplumları körü körüne taklitten, azgınlıktan ve sapıklıktan kurtarıp aklı kullanmaya davet etmişlerdir.
İrşâd faaliyeti ilk insan ve ilk peygamber olan Hz. Âdem ile başlamıştır. Peygamberler, Allah tarafından bizzat seçilmiş (istifâ) ve süzülmüş (ictibâ) müstesna şahsiyetlerdir; zeki, doğru sözlü, güvenilir ve günahsızdırlar (ismet sıfatına haizdirler).
Hidayet, küfürden (inkârdan) İslâm'a dönüşü ve imana adım atmayı ifade ederken; irşâd, bu sürecin zirve noktasıdır, yani imanın korunması ve olgunlaşmasıdır.
Hidayeti bulmak nispeten kolaydır ancak onu korumak zordur. Bu yüzden irşada en çok müminler muhtaçtır. İrşâd ve sürekli nasihatle desteklenmeyen bir hidayet hali her an tehlikeye açıktır.
Toplumda irşâd faaliyetini yürüten ve "peygamberlerin varisleri" (vâris-i enbiyâ) olarak nitelendirilen mürşidlerin, sıradan insanlardan ayrılan çok önemli özellikleri vardır.
Mürşid, ihsan derecesinde sarsılmaz bir imana sahiptir. İman bir binanın temeli, şer'i hükümler ve salih ameller ise katları gibidir. Amel ettikçe iman kuvvetlenir. Hayatın her alanında istikamet sahibidirler. İnançlarının gereği olarak yetimlere, düşkünlere, yoksullara yardım eder; afetlerde sabreder ve sözlerinde dururlar. Sorumluluk alanındaki her şeyi (çocukları, coğrafyayı, bedeni, ilmi, toplumu) Allah'ın birer emaneti olarak görür ve bu emanetleri titizlikle korurlar. Asla adaletten sapmazlar, her hak sahibine hakkını vererek toplumda ıslah edici (düzeltici) bir rol oynarlar. İlk olarak yaratıcıya, yani Allah'a karşı vefalıdırlar. Bilirler ki Allah'a vefası olmayanın ailesine, dostuna veya milletine de vefası olmaz. Tüm ibadet ve amellerini gösterişten uzak, sadece Allah rızası için yaparlar. Mürşidlerin temel çabası kötülüğü emreden nefsi eğitmektir.
Allah'ın er-Reşîd ismi, kullarına doğru yolu göstermesini ifade eder. Müslümanlar da söz ve eylemlerinde doğruluktan ayrılmayarak bu ahlakla donanmalıdır. İhsan derecesinde bir imana, sâlih amellere ve yüksek ahlaka sahip olan gerçek mürşidler, toplum için en büyük rehber ve örnek şahsiyetlerdir; kadın-erkek her mümin bu vasıfları örnek alarak yaşamaya çalışmalıdır.
Editör
Yazar
El-Bekâ, "bir şeyin ilk hâli üzere olduğu gibi durması" olup yok olmanın zıddıdır. Bâkî, iki çeşittir: Birisi, kendiliğinden bâkîdir ve varlığı belli bir süreye bağlı olmayandır. İşte o, "hüve'l-bâkî"...
Yazar: Editör
“Hocam benim 2.sınıfa giden oğlum okula gitmek istemiyor. Nedenini sorduğumuzda ise gerekçe olarak, öğretmenin kendisini istediği arkadaşla aynı sırada oturtmamasını gösteriyor. Hocam bu çocuk; ...
Yazar: M. Emin KARABACAK
Elimizde, dilimizdeMasamızda, dizimizdeBir yer etti evimizdeBilgisayar bilgisayarBaşköşeden bir yer aldıİçimize hızlı daldıMuhabbeti sele saldıBilgisayar bilgisayarSohbet adı odacıklarSanal sevgili ku...
Şair: Rabia BARIŞ
İnsan, içine doğduğu evrende her şeyden önce tutunacak bir dal, sığınacak bir liman arar. Taşın taşa değerek yükseldiği bin yıllık mimarilerde, bir evi ayakta tutan şeyin sadece harç ve tuğla olduğunu...
Yazar: H. İklil ABBASOĞLU