İki Kalbin Sabrı: Birlikte Olgunlaşmanın Hikmeti
Sabrın en çok sınandığı, insanın en çok zorlandığı yerlerden biri de evlilik kurumudur. Bugünün dünyasında sabır, çoğu zaman yanlış anlaşılır; kimi susmayı zayıflık, kimi de tahammülü mecburiyet sanır. Oysa sabır; sevgiyi, merhameti, saygıyı koruma iradesidir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “Mü’minlerin iman bakımından en mükemmeli, ahlâkı en güzel olandır. Sizin en hayırlınız da eşine karşı en hayırlı olanınızdır.” buyurur.
Bu söz, aslında evliliğin özünü anlatır; güzel ahlâkla beslenmeyen sabır bir süre sonra tükenir, yerini öfkeye bırakır.
Psikolojik açıdan da sabır, olgunluğun en belirgin göstergesidir. Bazen konuşmak, bazen dinlemek, bazen de “Bu sözü şimdi değil, kalbim sakinleşince söyleyeyim.” diyebilmektir. Çünkü doğru yönetilmeyen her duygu, zamanla kopuşlara ve derin çatlaklara yol açar; ama doğru yönetildiğinde, tam aksine, yakınlaşmaya dönüşür.
Evlilik, bir bahçeye benzer. Nasıl ki bir tohumu toprağa ektiğimizde meyve vermesini bekleriz; sabırla bakımını yapar, hem rüzgârına hem güneşine tahammül ederiz. Bu bekleme döneminde en yakın yoldaşımız sabır olmalıdır.
Vakti geldiğinde toplanan meyvelerin lezzeti ise tarifsizdir. Atalarımızın dediği gibi; “Sabır acıdır, lakin meyvesi tatlıdır.”
Tıpkı bu süreçte olduğu gibi, eşler de birlikte nice şey yaşar; birbirlerini yakından tanır, iyice karışıp kaynaşır, âdeta aynı hamurun içinde yoğrulurlar.
Her şeyin hızla tüketildiği bir çağda, ilişkiler de çabucak tükeniyor. Oysa sabır, sevgiyi kalıcı kılar. Sabreden eş; evliliğini, evladının geleceğini, evinin huzurunu ve toplumun dengesini korur.
Evlilikte sabır, bir ömrü paylaşmanın en zarif hâlidir. İki “ben”in yavaş yavaş “biz”e dönüşmesidir. Fırtınalarla boğuşmak, bazen de göz göze susarak olgunlaşmaktır. Ve o hali elinde tutanlar, her şeye rağmen yan yana durmayı başarırlar.
“Sabredenleri müjdele.” (2/Bakara, 155)
Gülşen CANPOLAT
Yazar
Bazı zincirler gözle görülmez. Sessiz ve sinsi bir şekilde, tıpkı bir sarmaşık gibi sarar hayatımızı. Buna en güzel örnek, başta telefon olmak üzere, tüm dijital aygıtlar diyebiliriz. El telefona gide...
Yazar: Gülşen CANPOLAT
Aralık ayı geldiğinde şehirlerin yüzü değişiyor.Mağaza vitrinleri parlıyor, restoranlar konsept değiştiriyor, market rafları bile bir başka görünüme bürünüyor. Çam ağaçları, süsler, renkler… İnancımız...
Yazar: Gülşen CANPOLAT
Ekim ayının sonlarına doğru hem oğlum ve ailesini hem de tanıştığımız günden beri bizi davet eden dünürümü görmek amacıyla Bodrum Türkbükü’ne gittim. Böyle bir yere giderken, hep Hamideddin Ateş Efend...
Yazar: Raziye SAĞLAM
Kadının ruhuyla, sabrıyla ilmek ilmek işlendiği yerdir yuva.Kadının omuzlarında büyür evin sessiz mucizesi…Bir tül gibi hafif ama çelik gibi dayanıklı.Emeğiyle ocak yanar, bir nefesiyle evi toparlar, ...
Yazar: Nilüfer Z. AKTAŞ