Darende Benim Çocukluğum
Her insan doğup büyüdüğü şehri bir başka sever. Çünkü çocukluk, insanın kalbinde kolay kolay silinmeyen izler bırakan bir zaman dilimidir. O yaşlarda hissedilen iyi ya da kötü her duygu insanın içine işler. İnsan hafızasında en çok yer eden şey de kalbine dokunan duygulardır. Alzheimer hastalığına yakalanan insanlar bile birçok şeyi unutmasına rağmen çocukluğunu, gençliğini ve o yıllarda hissettiklerini unutamaz.
Darende deyince benim de aklıma çocukluğum gelir…
Gençliğim gelir…
Orada yaşadığım her anın içimde bıraktığı güzel duygular gelir.
Darende kadim bir ilçe…
Maneviyatı güçlü, doğal güzellikleriyle insanı kendine hayran bırakan, tarihî dokusunu koruyan özel bir yer. Nice gizeme ev sahipliği yapan, doğuyla batı arasında köprü gibi duran başka bir dünya sanki… Havası güzel, suyu güzel, insanın içini ferahlatan bambaşka bir atmosferi var.
Elbette Darende ile ilgili anlatılacak çok şey var. Kitaplar yazıldı, seyyahlar hayranlıkla söz etti. Ama bazı şehirler ne kadar anlatılırsa anlatılsın eksik kalır. Çünkü onları asıl güzel yapan şey, insanda bıraktığı histir.
Ben Darende’nin görünen güzelliğine “çok güzel” demeye bile gerek duymuyorum. Çünkü oranın güzelliği yalnızca gözle görülen bir şey değil… İçine girdiğiniz anda insanın ruhuna dokunan başka bir tarafı var. Zaten yolu Darende’ye düşen herkesin dilinde aşağı yukarı aynı cümle vardır:
“Burada insan kendini başka hissediyor.”
Özellikle Somuncu Baba Külliyesi…
Oraya girdiğiniz anda kendinizi bambaşka bir iklimin içinde hissediyorsunuz. O manevî atmosfer insanı sarıp sarmalıyor. İçinizde tarif edemediğiniz bir huzur oluşuyor.
Ama benim için Darende’yi asıl unutulmaz yapan şey biraz da çocukluğum…
Somuncu Baba’nın avlusunda oynadığımız oyunlar…
Tohma Çayı kıyısında yaptığımız piknikler…
Ağaçların üzerine kurduğumuz küçük evcilikler…
Hasan Gazi Türbesi’nde çocukça bir masumiyetle etrafı temizleyip sevap kazanmaya çalışmamız…
Kurtbağı Camii’nin içine sinmiş o muazzam koku…
Günpınar Şelalesi’nden yüzüme sıçrayan su damlalarının içimde bıraktığı o tertemiz his…
İnsan bunların hangisini tam anlamıyla anlatabilir ki?
Bazı şeyler yazıya sığmıyor.
Bazı şeyler söze de sığmıyor.
Çünkü insan bazı şehirleri anlatamıyor; içinde yaşıyor.
Belki de bu yüzden Darende deyince içimde kocaman bir huzur oluşuyor. Dönüp dönüp yeniden yaşamak istediğim o güzel çocukluk geliyor aklıma.
Ve sonra çocukluğuma dair küçücük bir kötü hatıramın bile olmadığını fark ediyorum. Bunun başlı başına kocaman bir nimet olduğunu düşünüyor, şükrünü yaşıyorum. Çünkü Darende benim için herkese nasip olmayacak kadar güzel bir çocukluğun ev sahibiydi.
O yüzden Darende memleketten öte…
İnsanı bağrına basan, yüreğini ferahlatan, maneviyatını sessizce hissettiren güzel bir belde…
Belki de bu yüzden Darende’yi anlatmaya ne kelime yetiyor ne de duygu.
Gülşen CANPOLAT
Yazar
Ben Gazzeli bir anneyim.Adım Rima.Sosyal medyadan çok iyi tanırsınız beni.Yedi milyar takipçim var.Her ne kadar yüzümü her gün görseniz de,Sesimi hâlâ duymayan çok insan var.Ey dünya kadınları!S...
Yazar: Gülşen CANPOLAT
Gençler artık büyüklerle vakit geçirmekten pek hoşlanmıyor.Özellikle dedelerle, ninelerle oturup uzun uzun sohbet etmek çoğu genç için neredeyse bir sabır sınavı. Büyüklerin anlattıkları hikâyeler, ku...
Yazar: Gülşen CANPOLAT
Kitabın adı: Ufku Dünyaya Açık Kayseri’nin Gizli Denizi Seyyid BurhâneddinYazar: Tahir Fatih AndıYayınevi: Hat YayınlarıYayın Yeri ve Yılı: İstanbul/2024Sayfa Sayısı: 102Yaş Aralığı: 14+İşlenen Konula...
Yazar: Sait ÖZER
Sabrın en çok sınandığı, insanın en çok zorlandığı yerlerden biri de evlilik kurumudur. Bugünün dünyasında sabır, çoğu zaman yanlış anlaşılır; kimi susmayı zayıflık, kimi de tahammülü mecburiyet sanır...
Yazar: Gülşen CANPOLAT