Çocukluk Biraz Da Yaz Demektir
Yaz tatili geldi mi evlerin havası değişir.
Sabah alarmının sesiyle uyanılmaz, servis telaşı diner; mutfakta aceleyle hazırlanan beslenme çantalarının yerini uzun uzadıya yapılan kahvaltılar alır.
Bir annenin “Hadi, geç kalıyoruz!” diye seslenmediği, bir çocuğun ödev yetiştirme kaygısıyla yatağa girmediği günlerdir yaz tatili.
Okulun kapanmasıyla birlikte nefes alabilmek için verilmiş küçük bir mola gibidir biraz da.
Tatil başladığında birçok anne baba çocukları için en doğruyu yapmak ister.
Kurslar, etkinlikler, programlar, eğitim kampları…
Elbette hepsinin kıymeti vardır.
Fakat bazen çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey; planlı bir etkinlik değil, anne babasıyla sakince geçirilen bir gündür.
Çünkü çocuk dediğimiz varlık, hatırladığı şeylerle büyür.
Birlikte yenilen buz gibi bir karpuz…
Bahçede ya da balkonda edilen muhabbet…
Bir kurstan çok, babasının “Hadi gel, maç yapalım.” deyişini taşır içinde.
Biz yetişkinler bazen yaz tatilini bile bir yarışa çeviriyoruz.
Çocuk sıkılmasın…
Boşa vakit geçirmesin…
Yeni şeyler öğrensin…
Ama unutuyoruz:
Canı sıkılan çocuk hayal kurar.
Yavaşlayan çocuk kendini duymaya başlar.
Biraz boş kalan ruh dinlenir.
Eskiler ne güzel söylemiş:
“Gönül hoşluğu evin bereketidir.”
Bir evde huzur varsa çocuk bunu hisseder.
Anne babanın yüzündeki telaş azaldığında çocuk da gevşer.
Çünkü çocuk sadece söyleneni değil, hâl ve tavrı da içine çeker.
Yaz tatili biraz da ailece yeniden birbirini fark etme zamanı olmalı.
Belki uzun zamandır ilk kez birlikte kahvaltı etmek…
Belki gece çekirdek çitleyip sohbet etmek…
Belki dedenin, ninenin anlattığı masalları dinlemek…
Birlikte yemek yapmak…
Birlikte bir ağacı sulamak…
Belki de telefonsuz geçirilen bir akşam…
Saatlerce olması da gerekmez.
Bazen on dakikalık birlikte kitap okuma vakti bile bir çocuğun kalbinde iz bırakır.
İnanın, çocukların ruhunda en çok yer eden şeyler bunlar oluyor.
Küçük gibi görünür ama insanın içinde büyük yer kaplayan güzel anılar…
Tabii ki tatil tamamen başıboşluk da değildir.
Çocuk biraz dinlenmeli ama tamamen dağılıp yeniden toparlanmakta zorlanacağı bir düzene de savrulmamalıdır.
Mühim olan dengeyi koruyabilmek…
Biraz kitap…
Biraz oyun…
Biraz sorumluluk…
Bolca sohbet…
Bolca kahkaha…
Çünkü çocukluk dediğimiz şey, her şeyden birazdır.
Ve biraz da hatırlanacak bir ev biriktirmektir.
Okul sezonuna hazırlanmanın en güzel yanı ise ışıl ışıl kırtasiye malzemeleri alırken arkada verimli ve huzurlu bir yaz bırakabilmektir.
Anlaşılmış, dinlenmiş, değer görmüş bir çocuk; yeniden öğrenmeye de hayata da daha güçlü döner.
Çocuklarımızın yıllar sonra şunu hatırlaması çok kıymetli:
“Bizim evde yazın başka bir huzur olurdu…”
Bu yaz, çocuklarımızın zihninde içlerini ısıtan hatıralar bıraktığımız çok güzel bir yaz olsun duasıyla...
Gülşen CANPOLAT
Yazar
Doymamış bir ruh, ne kadar nimetle çevrili olursa olsun, kendini eksik hisseder. Bugün pek çok ailede gözle görülmeyen ama derinden hissedilen bir kriz yaşanıyor: duygusal açlık. Fiziksel ihtiyaçlar k...
Yazar: Gülşen CANPOLAT
İstanbul’un kalbinde, yüzyılların canlı şahidi Topkapı Sarayı ne çok yaşanmışlık barındırır sinesinde… Ne çok hikâyeye ev sahipliği yapmıştır. Kaşıkçı elması da o hikâyelerin belki de en ihtişamlısıdı...
Yazar: Gülşen CANPOLAT
Bazen kendimizi çok bitkin hissederiz.Adım atacak hâlimiz kalmaz.Sırtımızda, sanki günlerce taş taşımışız gibi bir yorgunluk vardır.Oysa dönüp baktığımızda, bu kadar yorulmamızı gerektirecek bir durum...
Yazar: Gülşen CANPOLAT
Kızı, oğlu, gelini, damadı ve torunları toplanmış -pür neşe- tatile gitmeye hazırlanıyorlardı. Seksen yaşındaki yaşlı adam karısını iki yıl önce kaybetmiş, ayaklarından rahatsız olduğu için tek başına...
Yazar: Ayşe Gül PINAR