Yaz Kurslarında Nelere Dikkat Etmeliyiz?
Okulların tatil olmasıyla birlikte yaz Kur’an kursları çocuk sesleriyle dolup taşacak. Dinimizi en iyi şekilde öğrenebilmek için kısa bir zaman dilimi içerisinde en iyi hizmeti sunabilme gayreti içerisinde olmamız gerekiyor. Çocuklarımıza güzel bir program dâhilinde bilgileri en faydalı bir şekilde vermeliyiz.
Yaz kursları, öğrenen ve öğreten için iyi bir fırsattır. Çünkü toplumumuzda Kur’an okumayı bilenlerin çoğu Kur’an-ı Kerim ile ilk defa yaz kurslarında tanışmışlardır. İnsanlarımız -bir günlüğüne de olsa- muhakkak bu mekânlara uğramışlardır. Bu mekânlar, düzenli eğitim içerisinde ilk defa ayrıntılı olarak dinî bilgiler ve Kur’an-ı Kerim derslerinin verildiği yerlerdir. Çocuklarımızın çoğu örgün eğitim içerisinde böyle bir eğitim almamaktadırlar.
Son dönemlerde ülkemizde belli bir tatil anlayışı gelişmiş durumdadır. Uzun bir eğitim öğretim dönemi sonrasında anne babalar çocuklarına (biraz da sorumluluklarını üzerlerinden atma düşüncesiyle) “Senin tatil hakkın yok, doğru kursa.” diyerek âdeta sıcak bir havada ellerinden dondurmasını alarak ya da oyunun en zevkli yerinde oyunlarını keserek gönderiyorlar. Dolayısıyla öğrencilerimiz gayretsiz ve isteksiz geliyor.
Çocuklarımızın bir ömür boyu zihinlerinde yer edebilecek olumlu düşünceleri geliştirerek bizim için vazgeçilmezlerden olan kutsallarımıza karşı ilk tohumların atıldığı yerler yaz kurslarıdır.
Saygıdeğer arkadaşlar!
Bu hizmet gönüllülük ister. Nereye gidersek gidelim bir işi başarmak için bizlere ilk tavsiye edilen şey “gönüllü olacaksın” prensibidir.
Hedefimiz; dinimizi ve onunla ilgili esasları sevdirmek olmalıdır. Çünkü iki ay gibi kısa bir sürede bu kadar bilgi yüklemesini ve üst seviyede bir Kur’an eğitimini hiçbir güç başaramaz. Yoğun bir eğitim öğretim maratonundan çıkmış ve yaz tatili rehaveti yaşayan çocuklarımız için bu tür bir yaklaşım modern eğitim esaslarına göre de doğru bir metot değildir.
Yaz kurslarına hiçbir öğrencinin gelmediğini düşünüp gelecekteki durumumuzu hayal ederek kendimizi yoğunlaştırabiliriz. Allah’ın razı olduğu işleri yaparak razı olmadığı işleri de yapmayarak bir ibadetmiş gibi algıladığımızda bu işi başarırız.
Öğretirken motivasyonu ve disiplini nasıl sağlarız? Nasıl ve hangi usullerle öğretmeliyiz? Eğitim ve öğretimde ödüllendirme tekniği çok başarılı bir yöntemdir. Abartmadan vereceğimiz küçük hediyeleri imkânlarımız ölçüsünde bulundurmalıyız.
Velilerle görüşmeyi asla ve asla ihmal etmeyelim. Nerede bir öğrenci velisini görürsek ona çocuğundan bahsedelim. Çünkü insan kendisi hakkında iyi şeyler söyleyenin yanında olur, ona daha fazla alaka gösterir. Bu esnada çocuğunun iyi durumda olduğundan muhakkak bahsedelim. Eğer çocuğu ile alakalı olumsuz bir durum varsa önce çocuğun olumlu bir özelliğinden konuyu açarak sonra olumsuz davranışından bahsedip arkasından olumlu bir yönünü daha söyleyelim.
Öğrencilere ezberleteceğimiz sure ve duaları önce hep birlikte yüksek sesle okutarak sonra bire bir dinlemeye çalışalım.
Kendilerine görev vererek her gün bir ayet, bir hadis veya bir hikâye okuma/anlatma yöntemini kullanarak öğrencilerin cami içerisinde roller almasını sağlayalım.
Derslerin ve teneffüslerin zamanını iyi belirlemeliyiz. Uygulanacak projeler seviyelerine uygun olmalı. Empatiyi unutmayalım. Empati kurma çocuklarımızı daha iyi anlamaya yarayan bir yöntemdir. Öncelikle tertip ve düzenden başlayalım: “U” düzeninde çocuklarımızı caminin merkezine yerleştirmemiz gerekiyor. İlk intiba önemlidir. Disiplini sağlamada ve motivasyonu arttırmada etkili bir yöntemdir.
Zorlaştırmadan kolaylaştırarak nefret ettirmeden sevdirerek öğreteceklerimizi öğretelim. Böylelikle bilgi vermekten çok sevdirmeye çalışırsak iki ay gibi kısa bir sürede esas hedefimize kolay ulaşırız. Bu zaman zarfı içerisinde tüm bilgileri aktarmak ve çocuklarımızın yanlışlarını düzeltmek akıl ve mantık dâhilinde değildir.
Gülümsememizi ve sıcak ilgimizi hiçbir veli ve öğrenciden esirgemeyerek öğrencilerimize karşı sabır ve sükunetimizi muhakkak muhafaza etmeliyiz. Derse vücut dilimizi kullanarak güler yüzle ve neşeyle girelim. Bizi gören öğrencilerimiz ilk andan itibaren yüzümüzdeki neşeyi fark etsinler. Muhataplarımıza surat asarak veya sinirlenerek hiçbir sorunu çözemeyeceğimizi unutmayalım.
Ders saatlerini, şartlar uygun olursa, öğrencilerin en az bir vakit namazı cemaatle kılacakları şekilde ayarlayalım. Cemaati rahatsız etmelerini engellemek için safa durulduğunda çocuklarımızı cemaatin arasına birer birer serpiştirelim. Gerekirse cemaatimizin öğrencilere karşı iyi davranmaları hususunda en az bir vaaz edebiliriz. Çünkü camilerimizi onlar için cazibe merkezi haline getirmek zorundayız.
Çocuklarımıza ibadet konularını anlatırken somut olaylardan hareket edelim. “Namaz kılmaz sevaptır.” cümlesi çocuk için doğru bir ifade tarzı değildir. Namaz, zekât, oruç vb. ibadetleri anlatırken şu taktiği kullanalım; “Birisinden su isteyip de aldığınızda ona nasıl teşekkür ediyor ve minnettar kalıyorsanız işte biz de namaz kılmakla Allah’ın verdiği her türlü nimete karşı ona teşekkür ediyoruz.” diyerek namazı niçin kıldığımızı onlara algılatmaya çalışalım.
Mümkünse ailemizle beraber çocuklarımızı okutmaya çalışalım. Çünkü böylelikle çocuklara karşı daha ilgili olur, cemaatiniz tarafından daha çabuk kabul görürsünüz.
Herhangi bir problemi öğrencilerimizle beraber çözmeye çalışalım. Çocuklarımız tarafından yapılan bir yanlışı hep birlikte istişare edip tartışarak halledelim.
Cami içerisinde çocukların oyununa engel olmayalım. Ders haricinde bizzat kendimiz öğrencilerimize oyunlar oynatabiliriz (mendil kapmaca, yakan top, güreş, saklambaç, kulaktan kulağa vb.).
Öğrencilerimizin bizim için değerli olduklarını ifade edebilmek adına onlara topluca dua edelim. Hasta olan bir öğrencimize dua edelim. Bu onu önemsediğimiz mesajını verecektir ve çocuklar üzerinde etkimiz ve hâkimiyetimiz daha ciddi boyuta ulaşacaktır.
Dersi anlatmaktan ziyade önceden hazırlanıp gelerek öğrencilere de ödev vererek işlemeye çalışalım. Herhangi bir konuya önce kendimiz hazırlanalım, öğrencileri de hazırlatalım. Yanlış olan sorular sorarak yanlışımızı öğrencilere düzelttirelim. Bütün bunlarla birlikte eğitim ve öğretimden fazla verim alabilmek için teknolojiden faydalanmayı ihmal etmeyelim.
Aklımızın bir köşesinde her zaman şu planlama bulunsun: Bizler yaz kurslarında dinimizi Allah rızası için Peygamberî metotla mümkün olan en kısa sürede ve en güzel şekilde öğretelim.
Sümeyye Büşra YILDIZ
Yazar
Asıl ismi “Sa’d bin Mâlik” olan Ebû Said, Medineliydi. Babası Mâlik bin Sinan, Medine’de İslâmiyet’in yayıldığı ilk sıralarda Müslüman olmuştu. Ebû Said o sıralar henüz çocuk yaştaydı. Böylece hayatı ...
Yazar: N.Nida DURAN
Geleceğimiz olan canımız ciğerimiz yavrularımızın -benim ifademle çiçeklerimizin- iyi bir eğitim alması, yararlı bir insan olması için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz ama istediğimiz sonucu bir tür...
Yazar: Sümeyye Büşra YILDIZ
Allahu Teâlâ’nın insanlara verdiği her şey emanettir. İnsanın canı, bedeni, tasarruf ettiği malları, yiyip içtiği her şey Allah’ın bir lütfudur. Allah’ın diğer mahlûkattan farklı olarak insanlara verd...
Yazar: Sümeyye Büşra YILDIZ
İnsan, başını göğe kaldırdığı ilk andan beri yukarıda parıldayan o sonsuz ışık noktalarıyla sessiz bir sohbete tutuşmuştur. Gecenin en koyu ve en tenha vaktinde, yeryüzünün yükünden bir an olsun sıyrı...
Yazar: H. İklil ABBASOĞLU