Çocuklarla Zamanı En Güzel Şekilde Değerlendirebilmek
“Bir problem mi var? Sürekli telefona bakıyorsunuz!”
“Yok hocam, her zamanki halim.”
“Evde de mi böylesiniz? Yani bedeniniz evde, zihniniz başka yerde.”
“Aynen hocam, malum hayat şartları; ev, iş, çocuklar… İnsan yoğun olunca ister istemez her yere yetişmeye çalışıyor.”
“Rabb’im yardımcınız olsun, tabii ki çocuklarınızın da…”
“Niye çocukların da hocam?”
“Sanki bedeniniz evde çocuklarla beraber fakat zihniniz başka yerlerde. Başka bir ifadeyle çocuklarınızla kaliteli zaman geçiremediğinizi düşündüğüm için...”.
***
Teknoloji hayatımıza o kadar girdi ki teknolojisiz bir hayat düşünemez olduk. Teknolojinin hayatımıza katkıları kadar farkında olmasak da bizden bazı değerleri alıp götürdüğü de bir gerçektir. Bunların başında da çocuklarla geçirilen zamanlar yer alır. Başka bir ifadeyle kaliteli zamanlar.
Teknoloji bir taraftan hayatımızı kolaylaştırırken bir taraftan da bizi kendisine bağımlı hale getirmektedir. O güzelim zamanlarımızı çocuklarla kaliteli bir şekilde geçirmek varken sosyal medyada tanımadığımız insanlarla geçirmekteyiz. Hâl böyle olunca da çocuklarımızla kaliteli zaman geçirememekteyiz.
Geçmişle Gelecek Arasında Gidip Gelen Anne Babalar…
“İnsan, aceleci (bir tabiatta) yaratılmıştır…” (Enbiya, 37). “… İnsan çok acelecidir!” (İsra, 11).
Bugün birçok anne baba, içinde bulundukları ortam ve zamanı çocuklarıyla kaliteli bir şekilde geçirmek yerine, geçmişle gelecek arasında gidip gelmektedir. Bu da anne babaların içinde bulundukları zamanı en güzel şekilde değerlendirememelerine ve ânı dolu dolu yaşayamamalarına neden olmaktadır.
Daha iyi bir gelecek ve daha iyi bir yaşantı için sürekli çaba içinde olan anne babalar, içinde bulundukları zamanı yaşayamadıkları gibi, kendilerinden ilgi ve sevgi bekleyen çocuklarının da zamanı değerlendirmelerine fırsat vermemektedirler.
Akşam eve gelen anne ya da babanın kendisinden ilgi ve sevgi bekleyen çocuklarına karşı tavrı, zamanı kaliteli olarak değerlendirip değerlendiremediğini en iyi şekilde göstermektedir. Çocuklarıyla kaliteli zaman geçirmek ve ânın güzelliğini yaşamak yerine yorgunluğunu bahane ederek “Ayağımın altında dolaşma, işim boyumdan aşkın, çekil başımdan!” gibi cümleler kuran anne babalar, ileride, yaşanmayan kaliteli zamanların pişmanlığı içinde olacaklardır. Yoğunluğunu çocuklarına daha iyi bir gelecek hazırlama gerekçesiyle açıklamaya çalışan anne babalar hem çocuklarının hem de kendilerinin zamanı en güzel şekilde yaşayamamalarına neden olmaktadır.
Bugün birçok anne baba, “Ben senin yaşında iken…” diyerek kurduğu cümlelerle gizliden de olsa geçmişte anne babasıyla kaliteli zaman yaşayamamanın sıkıntısını dile getirirken bugünler için de gelecekte, “Neydi o günler!” diyecek ve şimdiki zamanı dolu dolu yaşayamamanın ezikliğini hissedecektir.
Geçmişle gelecek arasında gidip gelen anne babalar, çocuklarının iş güç sahibi olması ve evlenip evden ayrılmasıyla eşiyle yalnız kaldıkları zaman ancak bazı şeylerin farkına varabileceklerdir. Fakat bu sefer de iş işten geçmiş olacaktır. Ne kendisi o zamanın anne babası ne de çocukları o zamanın çocuklarıdır. Bunun sonucunda çocuk da anne baba da zamanı yaşayamamanın sıkıntısı ile geçmişi yâd edeceklerdir. Anne baba ve çocukların ileride bu pişmanlığı yaşamamaları için Peygamber Efendimiz (s.a.v): “Çocuğu olan çocuklarla çocuklaşsın.” (Deylemi) buyurmuşlardır.
Hz. Ali (r.a.): “Çocuklarınızla yedi yaşına kadar oynayın, on beş yaşına kadar arkadaş olun, on beş yaşından sonra da onlarla istişare edin.” buyurmuştur.
Kaliteli Zamanda Dünden Bugüne…
The Economist’in 2017 yılında yaptığı bir araştırmaya göre, bundan 50 yıl önce anneler çocuklarıyla ortalama 52 dakika vakit geçiriyordu. Günümüze ise bu süre ortalama 104 dakika. Soru şu: Peki, biz zamanı çocuklarımızla kaliteli olarak değerlendirebiliyor muyuz?
Kaliteli zaman deyince içinde bulunduğumuz zaman ve şartları çocuklarımızla en güzel şekilde değerlendirmek aklımıza gelmelidir. Başka bir ifade ile tüm ilgi ve dikkatimizi çocuklara vererek birebir iletişim halinde olmak olarak tarif edebiliriz. Biz bu tarifi yaparken birçok anne baba, şu problemi öne sürecek gibime gelmektedir: “Zamanım yok!”
“Zamanım yok.” denince sanki zamanı algılayışımızda bir problem var gibi. Çok eskiye gitmeye gerek yok, anne babamızın çocukluk yıllarına gitsek dahi bunu anlayabiliriz. Eskiden evler el süpürgesiyle süpürülür, bulaşık, çamaşır ve halılar elde yıkanırdı. Bağ bahçe işleri hakeza... Çocuk sayısı fazlaydı ve misafirin gelip gitmesi eksik olmazdı. Maddi imkânlar bu kadar iyi değildi. Çocuklar okula servisle değil yürüyerek gidip gelirlerdi. Yani her şey beden gücüyle yapıldığı için emek ve zaman sıkıntısı vardı. Bu zamanın olumlu tarafı ise çocukların bir şekilde bu sürecin içinde olmalarıdır. Çocuklar bu sürecin içinde olunca anne babalarıyla zaman zaman kaliteli vakit geçirebiliyorlardı.
Daha düne kadar sabah kahvaltıları ailecek birlikte yapılır, işine gidecek işine, okuluna gidecek okuluna giderdi. Sabah kahvaltıları artık kalktı. Anne babalar iş yerlerinde, çocuklar okulda kahvaltı yapmaktadırlar. Akşam yemeklerini ise çocuklar okuldan gelince yemekte ve yemekten sonra da doğrudan odalarına çekilmektedirler. Artık anne babalar işten ne zaman gelirse o zaman yemek yemektedirler. Anne babalar çocuklarının, çocuklar da anne babalarının yüzünü kaliteli zaman geçirmek adına gör(e)memektedirler. Oysa daha düne kadar ailecek yenen akşam yemeklerinde, kaliteli zaman geçirmek adına o günün bir değerlendirmesi yapılırdı, çay saatlerinde ise muhabbet edilirdi.
Kaliteli Zaman Geçirmek Neden Önemlidir?
Çocukların doğumdan itibaren anne babalarıyla geçirecekleri kaliteli zamanlar, çocukların gelişimi için çok değerli ve önemlidir. Çünkü çocukların fiziksel, zihinsel, ruhsal ve sosyal gelişimleri, aldıkları uyarıcılara ve kalitesine bağlıdır. Gelişim evrelerine uygun fiziksel ve zihinsel etkinlikler, çocukların sosyal gelişimlerine olumlu katkı sağlayacaktır. Fakat bu uyaranlardan yoksun büyüyen çocuklar ister istemez akranlarından geri kalacaktır.
Çocuklar, doğdukları andan itibaren anne babalarının hem fiziksel hem de duygusal ilgilerine ihtiyaç duymaktadırlar. Bebeklerin karnını doyurmak, altlarını değiştirmek, ağrılarını gidermek gibileri fiziksel ihtiyaç iken bebeklerle oynamak, onları sevmek, okşamak, güldürmeye çalışmak gibileri de duygusal ihtiyaçtır.
Çocukların anne babalarıyla kaliteli zaman geçirmeye ihtiyaç duymalarının en önemli nedeni doğumdan itibaren her zaman yanında gördüğü ve her zamanda yanında görmek istediği kişilerle sevgi alışverişinin devam etmesini istemesidir. Malum, çocuklar bebeklikten itibaren kendilerini en çok seven kişiler olarak anne babalarını gördükleri gibi en güçlü kişiler olarak da anne babalarını görürler. Güvenli liman olarak gördükleri anne babalarının ilgisi, sevgisi, değeri, hoşgörüsü, koruyup kollaması mutlu olmalarını sağlar.
Çocukların önemli gördükleri kişilerle zaman geçirmesi, kendisine değer verildiğini hissetmesini ve insanlara karşı güvenli bir bakış açısı geliştirmesini sağlar. Bu da çevresiyle olumlu iletişim ve sağlıklı ilişkiler kurmalarını sağlar. Eğer çocuk anne babasıyla kaliteli zaman geçir(e)mezse sevilmediğini ve değerli olmadığını hissedeceğinden insanlara ve hayata karşı da olumsuz bakış açısı geliştirecektir.
Sonuç olarak; çocuklar bebeklikten itibaren fiziksel ve duygusal ihtiyaçları zamanında karşılanırsa anne ve babalarıyla sağlıklı ve güvenli ilişki kurarlar. Yani anne ve babalarıyla vakit geçirerek onların yanında ve onlardan güç alarak dünyayı tanımak isterler. Fiziksel ve duygusal ihtiyaçları yeterince karşılanmamış çocuklar ise anne ve babalarının varlığına yabancı olacaklarından sağlıksız ve güvensiz ilişki kuracaklardır.
M. Emin KARABACAK
Yazar
Bir öğrenci velimiz, “Hocam, benim 2. sınıfa giden oğlum okula gitmek istemiyor. Nedenini sorduğumuzda ise gerekçe olarak, öğretmenin kendisini istediği arkadaşla aynı sırada oturtmamasını gösteriyor....
Yazar: M. Emin KARABACAK
Bir aileyi ayakta tutan en önemli değerlerden biri de eşlerin birbirine gösterdiği nezakettir. Ne var ki bunu çoğu zaman gözden kaçırırız.İşin garip tarafı, dışarıdaki insanlara nazik olmak bize daha ...
Yazar: Gülşen CANPOLAT
Aile içi iletişimde iletişimi engelleyen sebepleri ortadan kaldırmadığımız sürece boşa kürek çekeriz. Emir cümleleri, korkutmak, sadece öğüt vermek, yargılamak, suçlamak, eleştirmek, aşağılamak, lakap...
Yazar: Sümeyye Büşra YILDIZ
Kahve enerji veren bir içecek olsa da aşırı tüketildiğinde nörolojik, hormonal ve metabolik dengeleri bozabilir. Günlük kafein sınırının aşılması sempatik sinir sistemini sürekli aktif tutarak adrener...
Yazar: Nesibe AYDIN