Ailede Edep ve Ahlak Eğitimi
Aile, her bireyin içinde doğup büyüdüğü, hayata dair temel bilgileri aldığı, edebî ve ahlakî görgü kurallarını öğrendiği ilk eğitim yuvasıdır. Çocuklar aile içinde büyüklerinin konuşmalarını, davranışlarını ve iletişim tarzlarını gözlemleyerek fazla anlam yüklemeden olduğu gibi kabul ederek öğrenirler. Olumsuz söz ve davranışları dahi normal zannederek benimserler. Ailede örfe göre iyi bir eğitim almamış çocuklar sokakta arkadaşlarıyla oyun kurarken veya okulda ve park gibi ortak alanlarda başkalarıyla iletişime geçtiğinde kafa karışıklığıyla birlikte çatışma halinde olurlar.
Çocuk ilk değerler eğitimini aileden alır. Dinî, ahlaki ve edebî kurallar, örfe göre uyulması beklenen davranışlar yeri geldikçe kısa cümlelerle ve örnek gösterilerek çocuklara anlatılır. Peygamberimiz (s.a.s) bir hadis-i şerifinde “Hiçbir anne baba evladına güzel ahlaktan daha değerli bir hediye vermiş olamaz.” (Tirmizi, Birr, 33) buyurarak ailede dinî ve ahlaki eğitimin önemine işaret etmiştir. “Ebeveyn odasına, ağabey ve abla odasına izinsiz girilmez, başkalarının yanında elbise değiştirilmez, avret yerlerine kimsenin dokunmasına izin verilmez, aynı şekilde başkalarının özel yerlerine dokunulmaz, dışarıda biri bunu yapmaya kalkarsa çığlık atarak yardım istenir vb. telkinlerle mahremiyet eğitimi verilir.
Çocuk, tahareti ve temizlik alışkanlığını da ailede özellikle anneden öğrenir. Tuvaleti nasıl kullanacağı, elbisesini temiz tutması için dikkatli olması gerektiği, yattığı odanın tertip ve düzeninin nasıl olacağı anlatılır. Çocuk sabah kalktığında ilk önce yüzünü yıkaması hatta abdest alması gerektiği telkin edilir.
Aile bireyleri her sabah evin salonunda ve ortak kullanım alanlarında birbirleriyle karşılaştıklarında “Hayırlı sabahlar!” diyerek güzel dileklerle güne başlarlar. Belli başlı istekler ve o güne dair yapılacak işlerden bahsederler. Mümkünse kahvaltı ve diğer öğünlerde bütün aile birlikte yemek yemelidir. Yemeğe önce aile büyüğü besmeleyle başlar. Herkes sofrada önündeki yiyeceği yer. Ortak tabaklardaki yiyeceklerden ölçülü alınır, bir yiyeceğe uzanırken sofrada kaşık ve çatalların havada temas etmemesine dikkat edilir. Yemekten sonra sofrayı hazırlayan anneye teşekkür edilir, sofranın hazırlanması ve toparlanmasında da anneye yardım edilir.
Ailede sohbet ederken yüksek sesle konuşmamak, büyüklerin sözünü kesmemek, büyüklere karşı gelmemek, büyüklere ismiyle hitap etmemek ve konuşurken argo kelimeler kullanmamak en temel konuşma adabındandır. Evde konuşulanların ve yaşananların dışarıda başkalarına anlatılmaması, dışarıda ve komşuda görülen ve duyulan her şeyin de evde anlatılmaması gerekir. Çocuklara, başkalarının arkasından konuşmanın, dedikodu yapmanın, ayıp araştırmanın, istemeden görülen ayıpları dillendirmenin doğru olmadığı lisan-ı münasiple anlatılır.
Çocuklara en güzel ve etkili öğüt, bizzat yaşayarak güzel örnek olmaktır. Çocuklar yalan söylemeyi evde konuşulan yalanlardan ya da verilen sözün tutulmamasından öğrenir. Çocukların yanında yatak kıyafetiyle durmamaya, argo ya da çok özel sözler konuşmamaya, gelişigüzel kaşınmamaya, burun karıştırmamaya ve gaz çıkarmamaya da dikkat etmek gerekir. Çocuklar küfürlü konuşmayı ya evdeki büyüklerinden ya da sokaktaki arkadaşlarından öğrenmektedir. Çocuktan küfürlü söz duyulduğunda bunun çok çirkin bir ifade olduğu ve onun değerini düşürdüğü güzelce anlatılmalı, devam etmesi halinde de kızılmalıdır. Güzel ve yapıcı sözlerle kötü davranışı değiştirmeyen çocuğa fazla incitmeden kızmak, bazı isteklerinden mahrum bırakarak cezalandırmak da bir eğitim yöntemidir.
Çocukların yanında saygısızca tartışmalar, hakaret hatta darp ve şiddet çocuk üzerinde travmatik etkilere yol açabileceğinden son derece sakıncalıdır. Eşler arasında ayrılık kaçınılmaz hale gelmişse bile ebeveynin çocuğu kendi tarafına çekmeye çalışması ve eşini suçlayarak çocuğu doldurması da onun ruh sağlığı açısından son derece sakıncalıdır. Çocuklar babaya saygısızlığı anneden öğrenirler.
Çocuklar arasında yaşa ve cinsiyete göre ayrım yapmak da çocukların ahlaki gelişimine zarar vermekte, çocukta hakkaniyet, saygı, sevgi duygusunun ve ölçülü davranma becerisinin kaybolmasına yol açmaktadır. Birçok erkek evlat arasında kız evladın ya da birkaç kız evlat arasında tek erkek evladın el üstünde tutulduğu, şımartıldığı, ilerleyen yaşlarda da şımartılan çocuğun birçok problem ürettiği görülmektedir.
Çocukların beslenme, giyim ve eğitim ihtiyaçları günün şartlarına ve makul ölçülere göre karşılanmalıdır. Her isteği karşılanan ve kendisine “Şimdi olmaz, hayır, yok.” denilemeyen çocukların doyumsuz ve tatminsiz bir ruh yapısına sahip oldukları, isteklerinde sınır tanımadıkları bilinmektedir. Her isteği karşılanarak küçük kral ya da kraliçe yapılan çocukların büyüdüklerinde topluma uyum sağlamada zorlandıkları ve bazı küçük istekleri bile yerine gelmediği için mutsuz oldukları görülmektedir.
Çocuk eğitimine dair Asr-ı Saadet’ten ve Peygamberimizin hayatından güzel kıssalar da yer yer anlatılarak çocuklara ahlaki eğitimin yanı sıra peygamber sevgisi de kazandırılabilir. Allah, çocukları göz aydınlığı olarak ailelere ihsan etmektedir. Evladın büyüdüğünde de “göz aydınlığı” olması ya da Allah korusun “yüz karası” olması büyük oranda ebeveynin sorumluluğundadır.
Emine Büşra YÜKSEL
Yazar
Akşemseddin namı ile bilinen Şemseddin Muhammed b. Hamza Miladî 1390 yılında Şam’da doğmuştur. Şeyh Şehabeddin es-Sühreverdî’nin torunlarından Şeyh Hamza’nın oğludur. Baba tarafından nesebi Hz. Ebû Be...
Yazar: Emine Büşra YÜKSEL
Anadolu irfanı; Anadolu’da oluşan ve çevreye yayılan İslâm dini menşeli bilgece düşünce ve yaklaşımdır, tarihten günümüze tevarüs edilen bir bilgelik mirasıdır. Anadolu Müslümanlarının dinden beslener...
Yazar: Emine Büşra YÜKSEL
Aile; en yalın biçimde anne, baba, çocuklar ve torunlardan oluşan sosyal bir yapı olarak tanımlanmaktadır. Her insan bir ailede doğar, büyür, gelişir, kendisi de bir aile kurar. Geleceğin toplumu aile...
Yazar: Emine Büşra YÜKSEL
Bir aileyi ayakta tutan en önemli değerlerden biri de eşlerin birbirine gösterdiği nezakettir. Ne var ki bunu çoğu zaman gözden kaçırırız.İşin garip tarafı, dışarıdaki insanlara nazik olmak bize daha ...
Yazar: Gülşen CANPOLAT