"Bir Şey Olmaz" Kültürünün Ağır Faturası
Toplumların çöküşü gürültülü patlamalarla değil, sessizce kanıksanan küçük çürümelerle başlar. Bir çivinin gevşemesiyle bir nalın, bir nalın düşmesiyle bir atın, bir atın devrilmesiyle bir ordunun kaybolduğu o kadim kehanet; bireysel sorumsuzlukların toplumsal bir yıkıma nasıl dönüştüğünü unutmamamız için sürekli kendini hatırlatır. Kendi küçük çıkarı uğruna kamu yararını hiçe sayan insan; adım adım yaklaştığı felaketin hem mimarı hem de kurbanı olduğunun farkında değildir.
Ülkenin ücra bir köyünde rayların vidalarını sökerken yakalanan bir köylüye müfettiş; “Binlerce insanın canına kastettiğinin farkında mısın? Neden söküyorsun o vidaları?” diye sorar.
Köylü: “Sadece bir vida beyim… Oltama ağırlık yapması için lazım. Ben kimseye zarar vermem. Hem tüm köy böyle yapar; bir vidayı sökeriz, birini bırakırız. Fizik dersinde öğrendik; yük dağılır, tren devrilmez.”
Müfettiş: “Delilik bu! Muhtar görmüyor mu bunu?”
Köylü: “Görmez olur mu? O, kendi evinin kilitlerini bile bu vidalardan yaptırdı. Bedava sonuçta…”
Müfettiş: “Peki, ya maaşınızı artırsak? Vazgeçer misiniz bu hırsızlıktan?”
Köylü: “Mesele para değil beyim, mesele alışkanlık. Adaleti ve ahlakı çocukken öğretmezseniz; büyüdüğümüzde cebimiz para görse de biz o vidaları sökmeye devam ederiz.”
Müfettiş, bu cehalet karşısında dehşete düşerek raporunu yazmak üzere başkente giden trene bindi. Camdan dışarıyı izlerken kendi kendine mırıldandı: “Bu sefalet, bir gün felakete yol açacak…”
Tam o sırada ray kenarında elinde iki tane vida tutan küçük bir çocuk gördü. Çocuk gülümseyerek el sallıyordu. Müfettiş dehşetle bağırdı: “Treni durdurun!” Ama çok geçti. Kulakları sağır eden o metal çatırtısı duyuldu. Çocuk ne fizik biliyordu ne de “bir söküp bir bırakma” kuralını. O sadece büyüklerinden gördüğünü yapmıştı; ama yan yana iki vidayı birden sökmüştü. Tren devrildi. Cehaletin ektiği tohum, adaletsizliğin suladığı toprakta dev bir felaket olarak biçilmişti. Suç veya suçlu kim? Asıl suçlu kim? “Cehaleti normalleştiren toplum, çıkarı ahlakın önüne koyan düzen, ‘Bir şey olmaz!’ kültürü ve yanlışa sessiz kalan herkes...” Çünkü bazı toplumlar bir anda çökmez. Önce vidaları gevşer.
Ve nihayetinde devrilen o tren, sadece bir metal yığını değil; bir halkın geleceği, ortak aklı ve vicdanıdır. Çocuğun masum zannettiği o hareket, büyüklerin gamsızlıkla miras bıraktığı yozlaşmanın kaçınılmaz bir sonucundan ibarettir. Unutmamak gerekir ki kuralların esnetildiği, ahlakın kişisel çıkarlara feda edildiği ve cehaletin hoş görüldüğü hiçbir yapıda trenler menziline ulaşamaz. Vidaların birer birer söküldüğü yerde, faturayı sadece sökenler değil, o trende sessizce seyahat eden herkes öder.
Ayşe Gül PINAR
Yazar
Olumsuz bir anlama sahip olan alçak kelimesi gönlün sıfatı olduğunda olumlu bir anlam kazanmakta, kibrin zıddı olan tevazuyu ifade etmektedir. Alçak gönüllülük, insanın sahip olduğunu sandığı -bedeni ...
Yazar: Emine Büşra YÜKSEL
Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte çocuklar yeniden yoğun bir tempo içine giriyor. Her gün taşınan ağır okul çantaları ve uzun süreli hareketsiz oturma düzeni, çocukların henüz gelişme ...
Yazar: Nesibe AYDIN
Baharın müjdecisi, kıtırkıtır sesiyle meşhur o yeşil dostumuzu tanımaya ne dersin?İşte karşında: Çağla!Baharın İlk Misafiri: Kış bitip havalar ısınmaya başladığında, manav tezgâhlarına koşa koşa gelen...
Yazar: Ayşe Gül PINAR
Hayatın koşuşturmacası içinde ilerlerken kimi zaman kırılıyor kimi zaman istemeden kırıyoruz. İnsan olmanın, büyümenin ve olgunlaşmanın bir parçası bu. Ancak asıl mesele, yolumuza devam ederken kalbim...
Yazar: Editör