Hoşgörü ve Affetmek
Hayatın koşuşturmacası içinde ilerlerken kimi zaman kırılıyor kimi zaman istemeden kırıyoruz. İnsan olmanın, büyümenin ve olgunlaşmanın bir parçası bu. Ancak asıl mesele, yolumuza devam ederken kalbimizde ne taşıdığımızdır. Yükümüzü ağırlaştıran öfkeleri ve kırgınlıkları mı yoksa ruhumuzu hafifleten hoşgörü ve affediciliği mi?
Rabb’imiz, Kur’an-ı Kerim’in A’râf Sûresi 199. ayetinde bizlere kalbimizin ufkunu açan harika bir ölçü verir: “Sen af yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.”
Af yolunu tutmak; bir zayıflık ya da yenilgi değil aksine güçlü bir karakterin ve sarsılmaz bir iradenin göstergesidir. İnsan, affettikçe özgürleşir; hoşgörü gösterdikçe kendi iç huzuruna kavuşur. Bizim rehberimiz olan Peygamber Efendimiz (s.a.v.), hayatı boyunca incinse de incitmeyen, kendisine yapılan kötülüklere dahi nezaketle karşılık veren bir ahlak abidesiydi. Bir gün sahabelerine şöyle buyurmuştu: “Bağışlayın ki Allah da sizi bağışlasın!”
Günü geldiğinde bağışlanmayı, anlayış görmeyi uman her insanın önce kendisinin anlayışlı ve bağışlayıcı olması gerekmez mi? Arkadaş ortamımızda, ailemizde ya da sosyal medyada karşılaştığımız farklılıklara karşı tebessümle bakabilmek, bir hata gördüğümüzde hemen silip atmak yerine ona bir şans daha tanımak, Peygamber Efendimiz’in bu sünnetini günümüze taşımaktır. Bazen bir dostun dikkatsizce söylediği bir söz, bir arkadaşın düşüncesizce yaptığı bir davranış kalbimize ağır gelebilir. İşte tam o anda durup düşünmek gerekir: “Gönül evimi öfkenin dumanıyla mı dolduracağım yoksa hoşgörünün ferahlığıyla mı?”
Hoşgörü, karşımızdakinin hatasını onaylamak değil; insan olduğunu kabul edip ona merhametle yaklaşabilmektir. Affetmek ise geçmişi değiştirmese de geleceğin önünü açar. Kalbinde kin ve nefret taşımayan genç, dünyayı değiştirebilecek kadar özgür ve güçlüdür.
Gelin, bugünden itibaren heybemize daha çok hoşgörü, dilimize daha çok tatlı söz ve kalbimize daha çok affedicilik katalım. Kırgınlıkların yerine sevgi köprüleri kuralım. Unutmayalım ki evlerimiz ve ailemiz, bu güzel ahlakı ilk tecrübe ettiğimiz en sıcak limandır. Anne babamıza, kardeşlerimize ve sevdiklerimize karşı gösterdiğimiz bir zerre anlayış, evimizin huzurunu çoğaltan ilahi bir berekete dönüşür. Aile içinde hoşgörünün ve affetmenin dilini hâkim kıldığımızda sadece kendi yuvamızı değil, adımlarımızı bastığımız her yeri cennetten bir köşeye çevirmiş oluruz. Dualarda ve iyilikte buluşmak dileğiyle...
Editör
Yazar
Es-Sabûr: Allah'ın, Kullarının İşledikleri Cürüm Karşısında Çok Sabırlı Olması ve Hemen Cezâ VermemesiSabır, nefsin; aklın ve dinin gerektirdiği gibi, gerektirdiği şekilde veya her ikisinin birlikte i...
Yazar: Editör
Hayatın en fırtınalı, en heyecanlı ama bir o kadar da anlam arayışıyla dolu dönemlerinden birini yaşıyorsunuz. İçinizde kabına sığmayan bir enerji, dünyayı anlama arzusu ve kendi ayaklarınız üzerinde ...
Yazar: Editör
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hayatı; merhameti, adaleti ve insan ruhunu incelikle kavrayan hikmet dolu tutumlarıyla doludur. O’nun hem gökler âlemiyle olan bağını hem de ev ortamındaki adalet anlay...
Yazar: Sema KORKMAZ
“Toros Dağları’nın eteklerine kurulu Osmaniye, geçmişte birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olması sayesinde tarihî yapılar açısından oldukça zengindir. Aynı zamanda yaylaları, kaplıcaları, şelalele...
Yazar: Editör