Bir Öğrenci Bileti, Bir Vicdan Dersiydi
Üniversite son sınıfın son aylarıydı. Baharın serin akşamlarından birinde, ders çıkışı yorgun adımlarla otobüs durağına yöneldim. Elimde defterlerim, omuzlarımda hem bitirme projesinin yükü hem de hayata atılmanın belirsizliği… Durakta belediye otobüsünün sarı ışıkları göründü, içimde hafif bir rahatlama hissettim.
Her zamanki gibi indirimli öğrenci bileti verdim. Şoför, biletimi uzatmamın ardından beklenmedik bir şekilde seslendi: "Öğrenci kartın nerede?"
O an donup kaldım. Yıllardır yanımdan ayırmadığım kartım o gün yanımda değildi. Sanki bilinçsizce evde bırakmıştım. İfade etmeye çalıştım: "Gerçekten öğrenciyim, kartımı evde unutmuşum."
Fakat şoförün bakışlarında güven değil, şüphe vardı. Tartışma büyüdü. Arka sıralardan birkaç yolcu da karıştı: "Utanmıyor musun? Öğrenci değilsin belli ki! At bir bilet daha, geç yerine!"
Kalbim sıkıştı, yüzüm kıpkırmızı oldu. Koca otobüsün ortasında, yabancı insanların önünde onurum kırılmıştı. Sesim titreyerek sustum. İstediğim tek şey, bu yolculuğun bir an önce bitmesiydi.
Son durakta şoförle kavga etmeye sözleştik. İçimde hem öfke hem de kırgınlık vardı. Ama en arka koltuğa oturup başımı cama yasladığımda, başka bir ses konuşmaya başladı: Vicdanım…
Otobüs tekerleklerinin monoton gürültüsü arasında düşünmeye başladım. "Neden bu başıma geldi?" sorusu zihnimde dönüp duruyordu. Bir süre sonra aklıma, o sabah yaşanan küçük bir olay geldi: Köyden gelen bir misafirimi öğrenci biletiyle uğurlamıştım. "Ne olacak canım!" demiş, hafifçe gülmüştük. Oysa o küçük ihmal, başkasının hakkına girmekti.
O an içimden bir ürperti geçti. Belki de bu akşam yaşadığım utanç, o sabah işlediğim hatanın karşılığıydı. Yüce Allah, farkında olmadan bana kartımı cüzdanımdan çıkarttırmış, masanın üzerine bıraktırmıştı ve ben bunu hiç fark etmemiş, evden öylece çıkmıştım.
Durak yaklaştığında, planladığım gibi inip şoförle kavga etme düşüncem, yerini başka bir karara bıraktı: “Belki de bana yapılan bu ikaz, çok daha ağır bir utançtan kurtuluşumdu.” diye düşündüm.
Otobüsten sessizce indim. Soğuk gece havası yüzüme çarparken içimden sessiz bir dua yükseldi: "Allah’ım, bilerek veya bilmeyerek başkalarının hakkına girdiğim için beni affet."
O an anladım ki bazen hayatın sert tokatları, Allah’ın kulunu büyük felaketlerden korumak için vurduğu küçük uyarılardır.
Bu olayı yaşayan her yetişkinin önce şu ayeti hatırlaması gerekir: “Başınıza gelen musibetler, kendi ellerinizle ettikleriniz yüzündendir. Allah yine de hatalarınızın çoğunu affeder.”
Ve ardından Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin şu sözünü dinlemesi gerekir: “Allah hiçbir suçsuz kulunu incitmez. Öyleyse bil ki çektiğin zahmet, işlediğin bir suçun sonucudur. Sana inen bu tokat, işlediğin bir günah yüzündendir. Ders almaz ve suçunu bilmezsen bile bari hemen ağlayıp sızlan da bağışlanma dile. Secde et, yüzlerce kez, ‘Ya Rabbi! Bu gam, suçumun karşılığıdır. Sen zulümden temizsin; sen hiç suçsuz bir insana dert verir misin?’ diyerek yalvar.”
Hayat bazen bize küçük gibi görünen olaylarla derin dersler verir. O gece otobüste yaşadığım hadise, bana şunu öğretti: Kul hakkı küçümsenmemeli. Çünkü bazen, bize yapılan en küçük uyarılar bile, ruhumuzu arındıran ilahi birer lütuftur.
Ayşe Gül PINAR
Yazar
1953 yılının 19 Kasım’ı 20 Kasım’a bağlayan gecesi, Mevlid-i Nebevî gecesi. Lübnan’ın güneyindeki Sayda şehrinde, her yıl olduğu gibi, Müslümanlar Peygamber Efendimiz’in doğum gününü kutluyordu. O dön...
Yazar: Ayşe Gül PINAR
Allah’ın sevgili kullarından biri bir rüya görür; rüyasında kendisine şöyle denir:“Sabah olunca, karşına ilk çıkanı ye, ikinci çıkanı sakla, üçüncü çıkanın dileğini kabul et, dördüncü geleni üzme, beş...
Yazar: Ayşe Gül PINAR
Greyfurt, kocaman, yuvarlak ve mis kokulu bir turunçgildir. Portakala benzer ama tadı biraz daha ekşi ve hafif acıdır. Rengi genellikle turuncu ile pembe arasında olur ve içi sulu sulu parçacıklarla d...
Yazar: Ayşe Gül PINAR
Almanya’da bir göz doktorunun Türk hastasına yönelttiği şu soru, duyanları hem şaşırtıyor hem de düşündürüyor: “Sen namaz kılmıyor musun?”Bu soru karşısında afallayan Türk hasta, doğal olarak doktorun...
Yazar: Ayşe Gül PINAR