Allaha Kul Olma Bilinci
Çevremizdeki varlıkları incelediğimiz zaman, canlı veya cansız birçok varlık görüyoruz. Birbirinden farklı özelliklere sahip bu varlıklar, bizleri hayretler içerisinde bırakıyor.
Dağları, denizleri, yeryüzünü, kısacası tabiatı görüp tanıdığımız zaman hepsinin görevlerinin ayrı ayrı olduğunu anlıyoruz. Güneşe, aya, dünyaya baktığımızda hepsinde mükemmel bir denge görüyoruz. Hele canlıların en harikası olan insanı incelediğimiz zaman, şaşkınlık içinde kalıyoruz. Varlıklardaki bu ahenk ve denge, bize birçok şey düşündürüyor.
Hiçbir varlık kendiliğinden meydana gelemeyeceğine göre; bütün varlıkları, uzayı, gökyüzünü, tabiatı, hayvanları, bitkileri ve insanları yaratan yüce bir yaratıcının olduğunu anlıyoruz. Aklımız ve duygularımız, bizi böyle bir sonuca götürüyor.
Bütün âlemleri, bütün canlıları yaratan, güç ve kudret sahibi olan varlığa “Allah” diyoruz. Allah ismi, yüce yaratıcımıza ait özel bir isimdir.
İnsanlarda kutsal ve yüce bir varlığa inanma ihtiyacı vardır. Bu özellik, insana yaratılışında verilmiştir. Tarihin her döneminde insanlar, yüce bir varlığa inanmışlar ve teslim olmuşlardır. Hiçbir çağda bu duygudan ve inançtan uzak kalmamışlardır.
Bizim, insan olarak gücümüz ve bilgimiz sınırlıdır. Her şeyi bilemeyiz. Birçok şeye de gücümüz yetmez. Öyle durumlarla karşılaşırız ki, kendimizden daha güçlü, yüce bir varlığa sığınma ihtiyacı duyarız. O’nun tarafından korunmak ister, O’na güvenir ve sığınırız. İşte bu varlık, bizi yaratan Allah’tır.
Allah’ın bilgisi, gücü ve kudreti sınırsızdır. Yoktan var etme gücüne sahiptir. O, tektir. Ortağı, yardımcısı, eşi ve benzeri yoktur. O’nun izni olmadan hiçbir şey meydana gelmez.
Biz, Allah’ı göremediğimiz halde, O’nu görüyor gibi inanırız. O’nu, kendimizden ve bütün varlıklardan daha çok severiz. Bizi yaratan, sağlık ve sıhhat veren, çevremizi nimetlerle ve güzelliklerle donatan O’dur.
Allah, bizim her hareketimizi görür. Biz, O’nun her emrini yerine getirmeye çalışırız. Yapmamızı istemediği hareket ve davranışlardan kaçınırız. Bizim en önemli görevimiz, O’na ibadet etmektir.
Müslüman olmanın birinci şartı, Allah’a inanmaktır. Allah’a inanan insanlar, O’ndan başka bir ilâha tapmazlar. O’nun büyüklüğünü ve yüceliğini anlamakta zorluk çekmezler. O’na inanmaktan dolayı mutlu olurlar. Gönülleri huzurla dolar.
Sırrı ER
Yazar
Bu dünyada bir nesneyeYanar içim göynür özüm Yiğit iken ölenlereGök ekini biçmiş gibi Yunus EmreBu yazıda “genç denilebilecek yaşta, daha elli yaşına bile gelmeden, hayatlarının en verimli çağın...
Yazar: Sırrı ER
Sevgili çocuklar, başlıktaki ifadeyi ilk duyduğumda tebessüm etmiştim, sebebi şuydu: Acaba çocuklar bu kelimenin anlamını biliyorlar mıydı? “Yok daha neler, leblebi aile de var mı?” diyenler olmuştur ...
Yazar: Sırrı ER
Şehzade Beyazid, 1360 yılında Bursa’da hayata gözlerini açtı. Annesi Gülçiçek Hatun’du. Çocukluğu, Bursa Sarayı’nda geçti. Kardeşleri Yakup ve Savcı ile birlikte oynuyor, sarayın altını üstüne getiriy...
Yazar: İsmail ÇOLAK
Bir gün ölüm meleğiBaşucuna gelecek“Ey insan, vakit tamamHazır mısın?” diyecekÇok ânî oldu bu işÖnce haber verseydinEş, dost, akraban ileHelalleş deseydinSana çok haber geldiHepsinde mesaj vardıBu uya...
Yazar: Sırrı ER