Acaba Kim Bilecek?
Kadın elindeki telefonu kenara bıraktı. Derin bir “Offf!” çekti. Hava sıcaktı, ne yapsaydı?
Çocuk elindeki tableti kenara bıraktı. Derin bir “Poffff!” çekti. Hava çok sıcaktı, ne yapsaydı?
Adam önündeki bilgisayarın ekranını kapattı. Derin bir “Üfffff!” çekti. Hava çok çok sıcaktı, ne yapsaydı?
Herkes odasından çıktı. Koridorda karşılaştıklarında hepsinin yüzü asıktı.
“Amma sıcak, ne yapsak?” dedi adam önce. Sonra kadın bir hevesle “Azıcık sahile mi gitsek? Çantaya kekle limonata da koyarım, sabah yapmıştım.” derken çocuk asık yüzüyle yanıtladı “İyi, gidelim napacaksak!”
Sahile vardıklarında, elindeki kartları sallayan adama bakakaldılar. Biraz yürüdüklerinde adamın, kartlara bakarak etrafındaki çocuklara bir şeyler sorduğunu ve sonra ortalığın kahkahalarla inlediğini gördüler.
Çocuk, önce önemsemedi. “Amaaan yapıyorlardır bir şeyler...” dedi. Annesi adamın sorduğu sorulara dikkat kesilmişti. Babası, çocukların gülüşlerini izliyordu.
Adam elindeki pembe kartı okudu: “A ile başlayan 3 tane çiçek adı söyleyene 3 tane çiçekli oyuncak hediye!”
Kız çocuklar zıplayarak ellerini havaya kaldırdı: “Akasya, adaçayı, aslanağzı!” diye bağırdı biri.
“Harikasın!” dedi adam. Ve küçük, renkli bir paketi kızın avuçlarına bıraktı.
Elindeki mavi kartı okumaya başladı. “Evet, arkadaşlar, yeni soru geliyor hazır mısınız?” Çocuklardan büyük bir “Eveeeet!” haykırışı duyuldu.
“Tüm Müslümanların ziyaret etmesi gereken 3 mescidin isimleri nelerdir?” dedi adam. Heyecanlı çocukların gözlerine baktı tek tek.
Hepsi biraz düşündü. Sonra biri hevesle elini kaldırdı: “Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa. Mekke, Medine ve Kudüs!” dedi. Sesi gururlu, başı dikti.
Adam elindeki kartları bir kenara bırakıp cebinden parlak zincirli, kapağında 3 mescidin resimleri olan bir köstekli saat çıkarıp çocuğa uzattı. Diğer çocuklar “Oooooooo!” deyip alkış tuttular.
Keklerini yiyen, limonatalarını içen anne, baba ve çocuk hâlâ kartları olan adamı ve etrafındaki çocukları izliyorlardı.
Çocuk bir anda plastik bardağındaki limonatasını eline alıp “Ben de oynamak istiyorum!” diyerek ayağa kalktı. Annesi ve babası donakalmış bir hâlde koşarak yanlarından ayrılan oğullarına bakıyorlardı. Çok geçmeden kalkıp çocuğun yanına doğru yürümeye başladılar.
Bu sırada, elindeki sarı kartı kaldırdı adam, yeni gelen çocuğa göz kırptı. Onun asık yüzünü ve meraklı bakışlarını fark etmişti. “Bu soruyu bilen çıkacak mı bakalım?” dedi gülümseyerek.
Dudaklarında kalan limonatayı elinin tersiyle sildi çocuk. Annesi ve babası hemen arkasına oturmuştu. Çocuk onları görmedi. Soruyu bekliyordu.
“L ile başlayan ve kabuğundan çok güzel bir içecek yapılan meyvenin adı nedir?” Çocuk eline baktı, “Limonata!” diye bağırdı.
“İşte doğru cevap!” dedi adam ve çantasından bir kutu çıkardı. Kutunun üzerinde kocaman gülen bir surat vardı. Üzerinde “Eğlenmek herkesin hakkı!” yazıyordu.
Herkes çocuğu alkışladı. Çocuk kutuya bakarken, yüzünde kocaman bir gülümseme belirdi. Annesiyle babası uzun zamandır çocuğun böyle güldüğünü görmemişti...
Seda BAYRAK DURGUT
Yazar
Ortalıkta kimse yoktu. Çocuk, elindeki değnek benzeri dal parçasını sallayarak çimenlere sırt üstü uzandı. Kapkara gökyüzündeki yıldızlar, siyah bir kazağın üzerindeki inciler gibi parlıyorlardı.Çocuk...
Yazar: Seda BAYRAK DURGUT
Kanatlarını açtığında utanıyordu kumru. Gözlerinin küçüklüğünden, kuyruğunun kısalığından. Kendinden utanıyordu...Aslında bulutların sonsuz huzuru arasında süzülmeyi seviyordu. Etrafı seyretmek eşsizd...
Yazar: Seda BAYRAK DURGUT
Sevgili çocuklar;Sizin de bildiğiniz gibi 21. yüzyılda yaşıyoruz. Çağımızda teknoloji ve iletişim alanlarındaki çalışmalar zirveye ulaşmıştır. Her geçen gün yeni şeyler icat ediliyor. Bir iş yaparken ...
Yazar: Sırrı ER
Sevgili çocuk dostlarım;Bugün çiftliğe Senegal’den beş tane çocuk geliyor. İkisi kız üç erkek olan bu çocuklar, Ömer ve Zeliş’le yaşıtlar. Çiftlikte herkes onları karşılamak için büyük bir heyecanla h...
Yazar: Raziye SAĞLAM