Bir Buket Yıldız
Ortalıkta kimse yoktu. Çocuk, elindeki değnek benzeri dal parçasını sallayarak çimenlere sırt üstü uzandı. Kapkara gökyüzündeki yıldızlar, siyah bir kazağın üzerindeki inciler gibi parlıyorlardı.
Çocuk yıldızlara dikkatle baktı. Yaz mevsiminde net bir şekilde görünen “Yaz Üçgeni” adlı yıldız kümesi tam karşısındaydı.
“Muhteşem!” dedi. İçinden dediğini sandı. Ama sesi dışından çıkmıştı.
“Bence de!” diye cikledi minik kuş. Çocuk kafasını hafifçe sağa çevirdiğinde, mavi bir şapka takmış minik kanaryayla göz göze geldi.
“Şapka mı o?” dedi çocuk şaşkınlıkla.
“Evet, hiç şapka takan kanarya görmedin mi?”
“Şey, sanırım görmedim. Ama çok yakışmış.” dedi çocuk, utangaç bir tavırla.
Gözlerini gökyüzüne çevirdi tekrar. Elindeki dal parçasını kaldırıp, üçgenin üzerinden geçti.
Sonra dal parçasını gördüğü tüm yıldızlara dokundurdu. Dokunduklarını kenara, çimenlerin üzerindeki çınar yaprağının üzerine koyar gibi yaptı.
“Bak, annem için bir yıldız buketi, nasıl olmuş sence?”
“Harika! Çok beğendim.” dedi minik kanarya ve hemen şapkasını çıkarıp kanadının ucuyla yıldızlara dokundu. Sonra da çocuğun yaptığına benzer hareketlerle dokunduklarını şapkasının içine koyar gibi yaptı.
“Bak, bu da benim annem için bir buket, nasıl olmuş sence?”
Çocuk tebessüm etti.
“Düşünüyorum da, sevmek de kâinat gibi sonsuz galiba...”
“Evet... Ben de düşündüm.” dedikten sonra havalanıp çınar dalının üzerine kondu.
“Kâinat sonsuz. Sonsuz kâinatı, seni, beni ve tüm bu yıldızları yaratan Rabb’imi seviyorum.”
Minik kanarya tam sözüne devam edecekken bir yıldız kaydı.
“Ah, gördün mü?” dedi çocuk heyecanla. Gözleri de yıldızlar gibi parlıyordu.
“Evet, gördüm tabi. İşte, sonsuz bir hediye!”
Kanatlarını çırptı kanarya. Yıldızlara doğru yükseldi. Ayaklarıyla şapkasını tutuyordu.
“Dikkat et, düşürme yıldızları!” dedi çocuk ayağa kalkarken. Kuş, güzel sesiyle “Tamam.” der gibi öttü.
Çocuk, çınar yaprağını dikkatlice eline almış, evine doğru yürümeye başlamıştı...
Seda BAYRAK DURGUT
Yazar
Çocuk başını yere indirdi. Bahar ayaklarının altındaydı. Eğildi, kokladı baharı. Öyle güzeldi ki…Sonra gözlerini kapattı. Başını yukarıya kaldırdı. Açtı gözlerini. Bahar, gözlerinin uzandığı her yerde...
Yazar: Seda BAYRAK DURGUT
Kanatlarını açtığında utanıyordu kumru. Gözlerinin küçüklüğünden, kuyruğunun kısalığından. Kendinden utanıyordu...Aslında bulutların sonsuz huzuru arasında süzülmeyi seviyordu. Etrafı seyretmek eşsizd...
Yazar: Seda BAYRAK DURGUT
Zeki Karınca erkenden uyanmış, arkadaşları ile beraber yiyecek aramak için yola koyulmuştu. Hep birlikte önlerine çıkan engelleri aşıyorlar, ormanın içinde ilerliyorlardı. Onları gören çekirgelerden b...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ
Arkadaşlar, bugün ormanların en zarif, en sevimli ve en utangaç canlılarından biriyle tanışacağız. Karşınızda: Karaca!Onu çizgi filmlerdeki sevimli geyik yavrularına benzetebilirsiniz. Gelin, bu çıtkı...
Yazar: Hamidullah HALICI