Şehzade II. Beyazıd
Şehzade (II.) Beyazıd, 1447’de Çorlu yakınlarındaki Dimetoka’da doğdu. Dimetoka’nın bugünkü adı, Çanakkale’nin Biga ilçesine bağlı Gümüşçay Beldesi’dir. Annesi, Sitti Mükrime Hatun’dur. Babası Fatih Sultan Mehmed, doğumuna çok sevindi. Bütün camileri ve minareleri doğumu şerefine ışıklandırdı. Şenlikler yaptırdı, ziyafetler verdirdi. Saray ve şehir günlerce bayram etti.
Çocukluk yılları, babasının sancakbeyi olarak bulunduğu Manisa’da geçti. 1457 baharında kardeşi Mustafa ile birlikte sünnet edildi. Hem şehzadelik ve hem padişahlık yıllarında Hızırpaşazade Mahmud, Müeyyedzade Abdurrahman ve Hamzabeyzade Mustafa en sevdiği dost, arkadaş ve sırdaşları oldu. Çünkü şehzade ve padişahlar da dert ve sıkıntılarını paylaşabilecekleri, yalnızlıklarına ortak edebilecekleri yakın dost, arkadaş ve sırdaşa her zaman ihtiyaç duymuşlardı.
İlk eğitimini annesi verdi. Saray görevlileri ve lalaları, bakımı, yetişmesi ve davranışlarının gelişmesi ve güzelleşmesi için çok emek verdiler, titizlik gösterdiler. Babası Fatih, annesi, görevliler ve hocaları, onun sağlam bir kişiliğe, karaktere, ahlâkî ve manevî yapıya sahip olması için hiçbir şeyi esirgemediler. Mükemmel bir eğitim ve terbiyeden geçti.
Devrin ünlü din adamları ve bilginlerinden özel dersler aldı. Molla Muarrifzade, Mevlâna Muslihuddin, Hatip Kasım, Abdullah Efendi, Molla Selahaddin, Mirim Çelebi, Molla Abdülkadir, Seyyid Sadreddin Muhammed Horasanî, Abdurrahman Merzifonî, Seyyid İbrahim Çelebi ve Mehmed Muhyiddin İskilibî, hocalarının önde gelenlerindendi. Bunlar içerisinde Muarrifzade’den çok etkilendiğine dair kayıtlar mevcuttur.
Dini ilimlerden hadis, tefsir ve kelam ilimlerini tahsil etti. Edebiyat, felsefe ve astronomi dersleri de aldı. Arapça, Farsça, Çağatayca, Uygurca ve Latince dillerini öğrendi. Osmanlı’nın bilgin padişahlarından birisi olarak kabul edilecek kadar bilgisini ve ilmini çok artırdı. Kitap okumayı, ilim öğrenmeyi ve araştırma yapmayı çok seviyordu.
Namazlarını hiç kaçırmazdı. Allah’ın yasakladığı davranışlardan sakınmaya çok özen gösterirdi. Besmelesiz ve abdestsiz hareket etmezdi. Şehzadelik döneminde dahi kendisine âlimler, hocalar, yöneticiler ve halk, dindar anlamına gelen “Sofu” diyorlardı. Askerî eğitimini, bilgi ve becerisini de geliştirdi. Özellikle ata binmede, ok atmada ustaydı. Kemaleddin Ahmed Çelebi’den nişancılık talimi gördü.
Babası Fatih, askerî ve siyasî kapasite ve tecrübesinin artması için 9 yaşındayken, Lalası Hadım Ali Paşa’nın danışmanlığında, yanında annesi de olduğu hâlde Amasya valiliğine göndermeyi ihmal etmedi. Lalaları arasında tecrübeli devlet adamlarından Çandarlızade İbrahim, Yahya Paşa ve Rakkas Sinan Bey de vardı.
Burada, Şeyh Hamdullah Efendi’den hat/güzel yazı dersleri talim etti. Sık sık yanına uğruyor, hat sanatıyla ilgili çeşitli sorular sorup istifade ediyordu. Hatta çok zamanlar hocası yazarken, divitini/güzel yazı kalemi tutuyordu. Eliyle de sırtını besleyerek rahat etmesini sağlıyordu.
Tahta çıkacağı 34 yaşına kadar Amasya’da yöneticilik yaptı. Kendisini yönetim ve askerlik konularında yetiştirdi. Padişahlığa çok iyi hazırlandı. 1481 yılında babasının ani ölümüyle sarsıldı. Acı haber kendisine ulaştırıldığında Amasya’da bulunuyordu. Devlet adamlarının çoğunluğu tahta onun geçmesini istiyordu. Beraberindeki dört bin atlıyla birlikte hemen İstanbul’a hareket etti. 21 Mayıs 1481’de, halkın “Padişahımız çok yaşa!”, “Gururlanma padişahım, senden büyük Allah var!” haykırışlarıyla tahta çıktı.
İsmail ÇOLAK
Yazar
Sevgili arkadaşlar, sizlere sınıfımızdaki Ebru arkadaşımızın hayatından bir kesit sunmak istiyorum.Ebru, küçük bir mahallede yaşayan, yardım etmeyi seven bir ortaokul öğrencisiydi. Bir gün öğretmeni, ...
Yazar: Yusuf ŞAFAK
Ülkemizde, hemen her yıl yaz aylarında patlak veren orman yangınları, ne yazık ki, başlıca gündem maddelerinden biri oluyor. Ormanlar ve içindeki varlıklarla birlikte yüreklerimiz de âdeta kor gibi ya...
Yazar: İsmail ÇOLAK
Batı’da doğan kavmiyetçilik/ırkçılık illeti, en yıkıcı tahribatını Osmanlı Devleti ve İslâm âlemi üzerinde göstermiştir. Ümmetçilik bağıyla asırlar boyunca birbirine kenetlenen Osmanlı merkezli İslâm ...
Yazar: İsmail ÇOLAK
Şerife Bacı, Kastamonu’ya bağlı Seydiler ilçesinin Satılar Köyü’ndendi. Milli Mücadele yıllarında İnebolu’dan Kastamonu’ya kağnısıyla cephane taşırken, sergilediği fedakârlığıyla efsaneleşti. Anadolu’...
Yazar: İsmail ÇOLAK