Fetih ve Çağın Fatihlerine
“Mazideki kudretimiz, hatıra olarak da yaşasa, ayakta durmamızı mümkün kılmıştır.” (Cemil Meriç)
İstanbul’un fethi, tarihin akışını değiştiren, tüm zamanların en büyük hadiselerinden biri şüphesiz. Üzerinden asırlar geçse de anlam ve önemini hiç kaybetmedi. Fatih, bu büyük ve kutlu fethiyle, önce çağına sonra da tarihe tuğrasını bastı.
Ne mutlu, o övülmüş komutana ve mübarek ordusuna!
Ne büyük bahtiyarlık, öyle bir ataya ve şanlı tarihe sahip olan bizlere!
Neydi, fethin ve Fatih olmanın sırları?
Fatih’in sırrını kuvvetli imanında, halis ihlâsında, demirden farksız azminde ve hedefine kilitlenmiş kararlılık ve iradesinde aramak gerek.
Ona ait şu çerçevelik sözün ezberi zihinlerde her daim taze tutulmalı, azim ve inancımızı küheylanlaştırmalı:
“Eğer o kalenin benim elimle fethedilmesi nasip olacaksa, burç ve kale duvarı taştan topraktan değil de demirden bile olsa, mum gibi eritip yumuşak eylerim!”
Fatih, önce kendini keşfedip iç âlemini fethetti. Sonra da dış fethi gerçekleştirdi. Önce maddî ve manevî gelişimini tamamladı. İlmin, maneviyat, askerlik ve idareciliğin zirvelerine tırmandı. Sonra da zamanı, mekânı ve tarihi fethetti. Unutmayalım ki hiçbir büyük icraat, gaye ve başarı, iç fetih tamamlanmadan gerçekleştirilemez. Fatih, çağının fatihiydi; çağını fethetti. Bugün de çağını fethedecek yeni Fatihlere ihtiyacımız var.
Fetih ruhunu, çağını fethedecek yeni Fatihlere aktarma zorunluluğu, üzerimizde ağır bir mesuliyettir. Fatih’in o muazzam imanını, ihlâs ve azmini günümüz insanına, bilhassa da gençliğe aşılama ödevi… Onu, Fatih yapan hasletleri ve davasının fatihi yapan idealleri, Fatih gibi yüksek iman, terbiye, ideal, ufuk, vizyon ve gaye sahibi kılma gereği…
Bir model şahsiyet olarak Fatih’in izinden giden, tarih yazan icraatlarından ilham ve cesaret alan, Fatih gibi büyük düşünen, büyük fikirler ve projeler üreten, ulvi hedefler ve ideallerin insanı olan şuurlu, mukaddesatçı, cesur, yenilikçi, hamleci ve özgüveni yüksek nesiller yetiştirirsek onlar da bir gün mutlaka çağlarının Fatihleri olacak ve bizi, yeniden yeryüzünde hak ettiğimiz ve özlediğimiz ideal konuma yükselteceklerdir!
İnşallah!..
Bengisu HAYAT
Yazar
Fuzulî der ki:Karıncayı bile incitmem deme!Bileden incinir karınca…Söz söylemek irfan ister,Anlamak insan!Sözün hakkını vermek ve söze ebet mührünü vurmak, bu olsa gerek…İsra Suresi 53. ayetteki “Kull...
Yazar: Bengisu HAYAT
Sultan VI. Mehmed Vahdeddin’in başkadını Nazikeda Kadınefendi’den dünyaya gelen üçüncü ve son kızıdır. 19 Mart 1894’te Feriye Sahil Sarayı’nda doğmuştur. Tam adı Rukiye Sabiha’dır. Vahdeddin Han, anne...
Yazar: Bengisu HAYAT
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), müsamahakâr bir büyük gönle malikti. O’nun adı Cenâb-ı Allah tarafından “çok acıyan, çok şefkatli” manasına gelen kelimelerle beraber yazıldı. Hz. Aişe (r.a.) şöyle diyor...
Yazar: Sema KORKMAZ
Sultan II. Abdülhamid’in 5 Ağustos 1876 tarihinde Dolmabahçe Sarayı’nda dünyaya gelen kızıdır. Validesi Bîdar Kadınefendi’dir. Abdülhamid Han, tahta çıkmadan 26 gün önce doğduğu için Naime Sultan’ı, “...
Yazar: Bengisu HAYAT