Anlayış ve Öfke
Toplum içinde yaşamanın bazı sonuçları vardır. Bir sürü insanın bir arada yaşaması, birbirini anlamaya çalışması, sorunların en aza indirilerek yaşamaya çalışılması gibi konular pek kolay değildir. Bazen çetrefilli bir hâl de alabilir. Ancak toplum içindeki iletişimimizde ve ikili iletişimlerde öfke etkenini bazen unutuyoruz ve aklımızı öfke ile kontrol etme gafletine düşüyoruz. Bunun farkına da sakin kaldığımız bir anda varıyoruz ancak bir defa ceviz kabuğuna bir şeyler doldurduğumuz için kolay kolay geri adım atmıyoruz artık.
Anlayışlı olmak sadece lafta olmamalı, bazen olaylara dışarıdan bakabilmeyi geliştirmek lâzım. Anlayışlıyım deyip mesele çözülmeyip hâlâ uzuyorsa demek ki anlayış algımızda ciddi bir sorun var demektir. Bunu her alanda yaşıyoruz, hayatımızın her döneminde bu konuda sıkıntılar yaşıyoruz.
Herhangi bir konuyu anlayış çerçevesinde değerlendirmeden, düşünce süzgecinden geçirmeden sadece öfke ile değerlendirirsek bir yere varamayacağımız açıktır. Bunun sonunda insanları bencillikle suçlama gibi bir yanılgıya da düşebiliriz. Ama anlayış dediğimiz kavram sadece bir tarafın yapacağı bir şey değil, en az iki tarafın anlayış penceresinden olaylara bakıyor olması gerekli.
Yoksa bencillik dediğimiz kavram devreye girer ve sadece kendimizi düşünmüş oluruz. Bazen anlayışsız olduğumuz gerçeğini kabullenemeyince hemen savunmaya geçip karşımızdakini suçlama gafletine düşeriz. Bunun sonucunda iletişimin zayıflığı ile araya küslükler girer, insanlar arasında uzaklaşmalar başlar.
Herhangi bir konuyu değerlendirdiğimizde sadece bize göre nasıl olur diye bakarız ve ona göre bir karar veririz. Oysa iki insan için bunu düşüneceksek düşüncelerin de artık iki kişilik olması, toplum içerisinde yaşıyorsak düşüncelerin çoklu bir bakış açısı ile değerlendirilmesi gerekir.
Toplum içinde birbirimize saygımızın olması, herkesin birbirinin hakkına riayet etmesi gibi çok önemli konular var. Mesela bir sırada beklerken biri gelip ön sıralara girmeye çalışıyorsa hem insanlara saygısının olmadığını hem de adaletsiz biri olduğunu gösterir.
Bazen küçük şeyler içinde buzdağını göremezsiniz belki ama o buzdağı sonra karşınıza çıkar ve size geçit vermez. Bizim yaptığımız yanlış düşünceler, öfke patlamaları ve ağzımızdan çıkan sözler belki de denizin altında bir buzdağı olarak birikir ve bir gün ona toslama talihsizliği yaşayabiliriz.
Öfke hâliyle söylenmiş sözlerden sonra insanlar birbirini dinlemez artık, çünkü araya bir perde girmiştir ve bu perdenin kaldırılması gerekir. Yoksa meselenin çözümü imkânsız hâle gelir. Zaten o perdeyi kaldırmazsak ortada çözülecek bir şey kalmaz.
Ceviz kabuğunu doldurmayacak sebeplerle birbirimizi kırıp, birçok laf saydıktan sonra maalesef ceviz kabuğu artık bir şeylerle dolmuştur ve o cevizi kırmak zorlaşmış olacaktır. Öyle ki hayatımızın bazı dönemlerinde sözlerimizle birbirimizi iyice kırar hâle geliyor ve artık dönüşü olmayan bir yola girmiş oluyoruz.
Bu defa ne bayram kâr edebiliyor ne de başka bir şey… Üç günlük dünyada birbirimizi bu kadar kırmanın pek bir manası yok. Aslında reçete çok basit; herkes kendine düşen işe baksa, uyanıklık yaptığını zannederek birilerine iş yıkmasa, hayatını yaşadığı yerde insanlara saygılı olsa ve haklarını gözetse, aynı evde yaşıyorsa ikisinin de mutlu ve huzurlu olacağı kararlar alsa sanırım birçok şeyi çözmüş olacağız.
Hayat birbirimizi kırıp dökecek ve sonrasında bunu tamir edebilecek kadar uzun değil. Basit sebepleri dağ gibi yığıp sonra bunların çözümü için harcanacak zaman zengini de değiliz. O yüzden zaman fakiri olduğumuzu da unutmamak lâzım. Belki bu vesile ile bir şeyler daha kolay çözülebilir.
Erol AFŞİN
Yazar
Müslüman hayat serüvenini boşa geçirmemelidir. Her geçen gün daha güçlü donanıma ermek, her geçen gününü özverili bir şekilde değerlendirmek durumundadır. Hayatı anlamlandırmanın ve en güçlü yaşam kal...
Yazar: Kadir ÖZKÖSE
İblis âyine durmuş sanki tavaf ediyorNefsimizin eline bırakma bizi Rabb’im!Gaflet uykusundayız oysa Kur’ân ne diyorNefsimizin eline bırakma bizi Rabb’im!İkra diyor başlarken bizlere ilk sözündeHep iyi...
Şâir: Eyüp CERAN
İki binli yılların başından itibaren bilgisayarın hayatımıza girmesiyle birlikte iş alanlarında ciddi bir değişim yaşandı. Önceleri daha fazla beden işçiliği varken teknolojinin her alana yayılmasıyla...
Yazar: Erol AFŞİN
Son zamanlarda yapay zekâ destekli uygulamalar, telefonlar, tablet ve bilgisayarlar gibi söylemleri çok fazla duyar olduk. Bazı programların yapay zekâ destekli olduğu ve buna göre daha güvenilir oldu...
Yazar: Erol AFŞİN