Gönüllere Taht Kurmak
Gönül kazanmak deyimi, güzel davranış ve sözlerle birilerinin sevgisini kazanmak, iyi davranışlarla çevresindekileri kendine bağlamak anlamındadır. Gönül almak ise kalbi kırılan, üzülen, gücenen bir kimseyi güzel söz ve davranışlarla yeniden hoşnut etmek, sevindirmek anlamında kullanılan bir deyimdir.
Hayatta hepimizin birbirimize ihtiyacı var. Sevinci, kederi, mutluluğu, hüznü birlikte yaşamalıyız. Gerçek huzuru yakalayabilmemiz için barışçı olmalıyız, birleştirici olmalıyız. Her zaman birbirimizin kıymetini bilmeliyiz. Eğer kırdıysak özür dilemeli, kırıldıysak affetmeliyiz. Önceliğimiz gönül kazanmak olmalı. Gönül kazanamazsak, yalnız kalmayı göze alıyoruz demektir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.): "Bir mü’min, bir mü’minin kalbini kırsa, 70 defa Kâbe’yi yıkmaktan beter günaha girmektedir." buyurmaktadır. Burada gönül yapmanın önemi vurgulanmaktadır. Kalp kırmak günah olduğu gibi, o kalbi yapmak, gönül almak da büyük sevaptır.
Sevgi, hoşgörü varken, insanların kusurlarını örtmek varken, şefkat, merhamet varken, tevazu ve alçak gönüllülük varken, öfkemize engel olmak varken, Allah’ın verdiği bunca güzel nimet varken... Niçin kalp kıralım ki?
Gönlümüzü kazanan ve bizleri mutlu edenleri hiç unutmuyoruz değil mi? Onları unutmamız da mümkün değildir. Hatta gönül yaramıza kimlerin merhem olduğunu hatırlayacağız. Asla yapılan iyilikleri unutmayacağız. Ama yaptığımız iyilikleri bilip unutacağız ki işe yarasın. Unutmayacağımız asıl konu, mümkün olduğunca, kimseyi kırmamaya özen göstermektir.
Gönül yıkmamak için dikkat etmemiz gereken önemli davranışlar vardır. Mesela;
Hiç kimseyi kırıcı şekilde tenkit etmeyelim. İnsanları daima takdir edelim, onlara önemli bir kişi olduklarını hissettirelim ve sevdiklerimize abartıya kaçmadan iltifatta bulunalım. Tebessüm edelim ve güler yüzlü olalım, çevremizdekilere karşı yüzümüzü ekşitmeyelim.
Cömert olalım. Küçük menfaatlere tenezzül etmeyelim. Selâmı esirgemeyelim. Açık ve doğru sözlü olalım. Katı ve kırıcı bir üslûp kullanmayalım. İnsanlara karşı asla ikiyüzlü davranmayalım,düşüncelerimizi açık ve net olarak yumuşak ve sakin bir şekilde söyleyelim.
İşte o zaman çevremizde her şeyini bizimle paylaşmaktan mutluluk duyan dostlarımız olacak. Ve biz onların gönüllerinde daima özel bir yere sahip olacağız. Sevenlerimizin gönlünde taht kuracağız.
Hoşgörü, sevgi, merhamet, incelik, nezaket, kadirşinaslık gibi kavramları unutmayalım. Birbirimizin gönüllerine girmeye ve gönül kazanmaya gayret edelim.Bunları başardıkça hep birlikte mutlu olacağız, huzuru yakalayacağız.
Naciye BEYZA
Yazar
Okul, yalnızca ders öğrendiğimiz bir yer değildir. Paylaşmayı, yardımlaşmayı, sabretmeyi öğrendiğimiz ikinci evimizdir. Saygı göstermeyi, güzel arkadaşlıklar kurmayı öğrendiğimiz ilk büyük toplumdur. ...
Yazar: Naciye BEYZA
Ailemiz, bizi koruyan, seven ve her zaman yanımızda olan insanlardır. Bunlar; annemiz, babamız, kardeşlerimizdir. Bazılarımızın evinde aile büyüklerimiz olan dedelerimiz, babaannemiz veya anneannemiz ...
Yazar: Naciye BEYZA
Türk çocuk Yiğit’le, Bizanslı çocuk Dimitri aynı köyde yaşıyorlardı. Arkadaş olmuşlardı. Köyleri İstanbul’a o günkü adıyla Konstantinopolis’e çok yakındı. O sıralar Osmanlı Padişahı İkinci Sultan Mehm...
Yazar: Mustafa AKGÜN
Hem doğal güzellikleri hem de tarihi dokusu ile görülmeye değer bir şehir İstanbul. İki kıtayı bağlayan boğazı, köprüleri, boğazı süsleyen yalıları, hisarları, kasırları, sarayları, müzeleri bu şehre ...
Yazar: Erdal KARASU