Kendi Alayıyla Savaşan İsmail Şükrü
Haziran 1920’de Yunan ordusunun Alaşehir’i işgal etmesi TBMM’de heyecanla karşılandı. Büyük tartışmaların yaşandığı, toplantılara konu oldu. Bunlardan birinde Afyon Milletvekili Müderris İsmail Şükrü söz aldı:
“Bugün memleketim işgal tehlikesiyle karşı karşıya. Düşman üç saatlik bir mesafede. Efendiler! Bugün yapılacak bir vazife vardır. Bunun çaresi, Anadolu kuvvetlerini birleştirmek ve cihat ilân etmektir.”
İsmail Şükrü Hoca’nın ardından, Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak Paşa söz alarak şunu dedi:
- Hocam vaziyet tehlikeli. Bir cephe kurabilmek için bize beş ay zaman lazım.
Şükrü Efendi tekrar kürsüye geldi ve şu yiğit çıkışı yaptı:
- Bana yeterince at ve silah verin, düşmanı beş ay oyalamak yerine, durdurayım!
Fevzi Paşa, tekliften memnun kaldı. Ne kadar silah ve cephane varsa kendisine teslim edilmesi için Ankara silah deposuna emir verdi. Hoca, hemen depoya gitti. Bir de ne görsün: 14 martini tüfekten başka silah yoktu. Bunların, en azından kırka yükseltilmesini Ankara Kolordu Kumandanı ve Vali Vekili Nuri Bey’den rica etti.
Gelen cevap, çok acıydı. Vali Vekilinin cevabı kısa ama çarpıcıydı:
- Maalesef buna imkân yok!
Şükrü Hoca’nın Allah’a dayanmaktan başka çaresi kalmadı. Hemen bir gün içinde, kendisine asker elbisesi diktirdi. Başındaki sarığı çıkarmadan asker elbisesini giyerek Hacı Bayram Camii’ne Cuma namazına gitti. Namazdan sonra kürsüye çıktı. Cemaati coşturup, galeyana getirdi. Müslümanlara şu sözlerle haykırdı:
- Ey Müslümanlar! Evde duvarlarda asılı duran harp silahları, boşuna asılı kalırsa ev sahibine lânet eder. Memleket ve din tehlikede kalırsa yedisinden yetmişine kadar bütün Müslümanlar cihatla yükümlüdür. İşte ben asker kıyafetini giydim cepheye gidiyorum. Memleketini, dinini seven benimle gelsin!
Şükrü Efendi hıçkırıklar içinde kendinden geçti. Cemaatin hali de ondan farksızdı. Herkes müthiş bir heyecan tufanına kapıldı. O gün akşama kadar 700 silah, 600 mücahit, 120 at toplandı. Müderris Şükrü Hoca, toplanan kişilerden “Çelik Alay” ismiyle, küçük bir mücahit ordusu oluşturdu.
Daha sonra, mücahitleriyle birlikte cephenin yolunu tuttu. Uşak Cephesi’nde Yunan ilerleyişini yavaşlattı. Düzenli Ordu kuruluncaya kadar düşmanı, Dumlupınar’da dokuz ay oyaladı. İtalyanların Isparta ve çevresinde barınmasına da imkân tanımadı.
İsmail Şükrü Efendi, Kırmızı-Yeşil Şeritli İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi. “Çelikalay”, kendisine soyadı olarak verildi.
İsmail ÇOLAK
Yazar
Kore’deki Türk Tugayı, moral ve mâneviyatını diri tutmak için olağanüstü gayret gösteriyordu. Özellikle General Tahsin Yazıcı’nın çabaları takdire değerdi. General Yazıcı, millî ve mânevî değerlere bü...
Yazar: İsmail ÇOLAK
Mavi valizini açtı ve eşyalarını düzgünce yerleştirdi babam. Çoraplar yuvarlandı. Pantolon ve pijamalar nazikçe katlandı. Gömlekler üstüne kondu pantolonun ve terlikler… Babamı dikkatle izledim valizi...
Yazar: Seda BAYRAK DURGUT
Kurtuluş Savaşı’nın o zorlu ve sıkıntılı zamanlarında Ankara’daki Cebeci Hastanesi’nde, her gün ayrı bir can pazarı yaşanıyordu. Bu can pazarında, bitmek tükenmek bilmeyen bir hayatta kalma mücadelesi...
Yazar: İsmail ÇOLAK
Dolmabahçe Sarayı’nın tesis edildiği yer, Boğaziçi’nde çok eski zamanlardan beri gemilerin sığındığı doğal bir liman/koy olarak kullanılmaktaydı.Fatih Sultan Mehmed’in, İstanbul’un fethi sırasında yet...
Yazar: İsmail ÇOLAK