Göster Sevgini
Hayatının bir film olduğunu düşün, hem de ödüllü! Bu filmde başrol oynayan anne-babanın ve etrafındaki diğer yetişkinlerin yanı sıra; okula başladığın andan itibaren, filmindeki en etkili karakterlerden olan öğretmenin, eğer rolünü iyi yapıyorsa büyük ödülü kapmış demektir.
Öğretmenlik ne bir oyunun parçası ne de bir filmin karakteri değil evet, farkındayım fakat söz konusu bir insan yetiştirmekse, öğretmenin senin için ne ifade ediyor bu önemli, değil mi? Seni ne kadar seviyor, senin hayat yollarında daha emin adımlarla yürümen için nasıl çaba sarf ediyor, bunu görmezden gelmek acı biber yemekten veya bozuk bir sütü yanlışlıkla içmekten farksız bence.
"Çocuklar ve Çiçek Mezarlıkları" adlı kitabında Tuğba Coşkuner “Kim, insanların kalpleriyle ve ruhlarıyla uğraşmanın zahmetsiz olduğunu söyledi ki?” sorusunu yöneltir okuyucularına. Karşı tarafın hissettiklerine bakmadan bir öğretmenin yüklendiği sorumluluğu görmezden gelmek, ona büyük haksızlık olurdu sanırım.
Öğretmen, yalnızca öğreten midir? Sınıfa girince senden sessiz olmanı isteyen, ödevlerini bitirmeni bekleyen, soru soran ve ders anlatan biri midir sence? Galiba böyle bir öğretmenin gelişmiş bir robottan pek de farkı olmazdı...
Öğrencilerinin her birine dünyaya gelmiş en güzel çiçekler gibi muamele eden, onların ruhuna dokunmayı bilen, sevgisini, merhametini eksik etmeden, hayat yolcuğunda donanımlı bir şekilde ilerlemesini destekleyen kişidir öğretmen.
Öğretmeninin senin için ne kadar kıymetli olduğunu ona hissettirmen, öğretmenine vereceğin en büyük ve en muhteşem hediye. Tam da böyle bir hediye yaptım ben geçenlerde. Bir mektup yazdım öğretmenime, evet artık kimse mektuplaşmıyor biliyorum. Ama ben yazdım. Onun kalbini ısıtacak kelimelerle süslenmiş bir mektup hem de.
İnan, bir insanı mutlu etmek şahanedir. Sen de göster sevgini ve senin iyiliğin için çarpan kocaman bir yüreği sevindir!..
Seda BAYRAK DURGUT
Yazar
Sabır sonsuzluk demek galiba. Denizle gökyüzü gibi İkisi de mavi, ikisi de sonsuz. Sonra... Toprakla yağmur. Çiçekle böcek. Kuşla balık. Yumurtayla süt. Ya da kakaoyla kek...- Heyy dur bakalım. Kek ne...
Yazar: Seda BAYRAK DURGUT
Uzun zamandır annesini izliyordu çocuk. Annesi, gözlüğünü yakına bakarken çıkarıp uzağa bakarken takıyordu. “Anne, niye uzağa bakarken gözlük takıyorsun?” diye dayanamayıp soruverdi bir gün. “Uzağı iy...
Yazar: Seda BAYRAK DURGUT
Kayalıklara uzandı çocuk. Yalnız değildi. Her zamanki gibi... Martılar dizildi yanına. O gün neler yaşadıklarını anlattılar çocuğa. Bazısı denizin pisliğine söylendi bazısı yediği simitlerin küfl...
Yazar: Seda BAYRAK DURGUT
Çocuk soru işaretleriyle dolaşırdı. Bazen sırtında bazen omuzlarında, bazen paçalarında… Hep onlarlaydı. Soru işaretleri durmadan çocuğun kafasını karıştırırlardı.Çocuk bu durumdan şikayetçi değildi. ...
Yazar: Seda BAYRAK DURGUT