Yaz Güncesi
Şu ağacın tepesinde ne zamandır dünyayı izlerim bilmem. Gündüzleri, geceleri, kedileri, köpekleri, hüzünleri, sevinçleri, uçan balonları, uçamayan arabaları, işe giden insanları, okula giden çocukları... İzler dururum koşturmacalarını, dinler dururum sızlanmalarını...
Bazen bir anne çocuğunun elinden çekiştirir okula geç kaldığı için, bazen bir çocuk babasının ayağından çekiştirir okula gitmemek için...
Bazı günler bazı günlerden daha eğlenceli olur. Özellikle mevsim yazsa. Okullar kapanmıştır ve günlük koşturmacalar kısmen azalmıştır. Çocuklar sabah erkenden kalkmadığı için daha mutlu, anneler çocukları erkenden kaldırmaya çalışmadığı için daha huzurludur.
İşte tam da böyle bir gün bugün. Ve ben aşağıda oyun oynayan çocukları izliyorum. Saklambaç oynuyorlar. Biri arabanın arkasına, biri marketin önündeki karpuzların arasına, biri çöp kutusunun yanına; kalanlar sokağın diğer tarafındaki çeşitli yerlere saklanıyorlar. Hepsini görüyorum. Renkli kelebeklere benziyorlar. Sokak renkleniyor oyunlarıyla. Biri oyunlara katılmıyor. Nedenini merak ediyorum. “Miyav!” diye bir ses duyuyorum. Çok da umurumda olmuyor. Kediler uçamaz ne de olsa!
Birazdan bir adam elinde kocaman bir torbayla geliyor. Tanıdım onu. Çocuklar adamın etrafına toplanıyorlar. Biri uzakta duruyor. Yine nedenini merak ediyorum. Adam her gün yaptığı gibi bugün de namazdan çıkmış, dondurmacıya uğramış ve koşmaktan ter içinde kalan çocuklara vanilyalı, çilekli, çikolatalı, karpuzlu dondurmalar almış. Yaklaşık bir dakika içinde poşeti boşaltan çocuklar kaldırıma dağılarak sıcak havanın ve soğuk dondurmanın tadını çıkarıyorlar.
Uzakta duranı çağırıyor tatlı amca. Saçını okşuyor. Çocuk gülüyor ve adamın yanından uzaklaşıyor. Ne olduğunu anlayamadım ama çocuk gittiği yerden, iki dakika sonra, geliyor elinde çilekli bir dondurmayla. Hepsi minik serçelere benziyorlar. Sokak şenleniyor sesleriyle. “Miyav!” diye bir ses duyuyorum yeniden. Çok da umurumda olmuyor, diyecektim ama bir bakıyorum kedi yanımda. Neyse ki kanatlarım var.
Bugünlük bu kadar. Darısı yarına. Karga dediğin uzun yaşar ne de olsa...
Seda BAYRAK DURGUT
Yazar
Kanatlarını açtığında utanıyordu kumru. Gözlerinin küçüklüğünden, kuyruğunun kısalığından. Kendinden utanıyordu...Aslında bulutların sonsuz huzuru arasında süzülmeyi seviyordu. Etrafı seyretmek eşsizd...
Yazar: Seda BAYRAK DURGUT
“Ortalıkta kimse yokken şu kutuyu kapının önünden alıvereyim.” dedi kıvırcık saçlı uçarı çocuk. Evlerinin önünde duran büyük karton kutuyu aceleyle odasına götürdü. Yağmur yağmak üzereydi. Kutu ıslanm...
Yazar: Seda BAYRAK DURGUT
Sabır sonsuzluk demek galiba. Denizle gökyüzü gibi İkisi de mavi, ikisi de sonsuz. Sonra... Toprakla yağmur. Çiçekle böcek. Kuşla balık. Yumurtayla süt. Ya da kakaoyla kek...- Heyy dur bakalım. Kek ne...
Yazar: Seda BAYRAK DURGUT
Yoğun bir çalışma temposuyla geçen eğitim yılının ardından son ders zilinin çalmasıyla verimli geçecek uzun bir yaz tatili sizleri bekliyor. Bu dönem yıl boyunca biriken kaygı, yorgunluk duygularının ...
Yazar: Erdal KARASU