Yaz Tatili mi, Hayata Yeniden Başlamak mı?
Kıymetli okurlar;
Uzun, yorucu ve sınavlarla dolu bir okul dönemini nihayet geride bıraktık. Önümüzde upuzun, sıcak ve özgür bir yaz mevsimi var. Hepimizin içinden geçen ilk şeyin "Sonunda bitti, şimdi sadece dinlenme ve eğlenme zamanı!" cümlesi olduğunu biliyorum. Haklısınız çünkü zihninizin ve bedeninizin dinlenmeye, deşarj olmaya ihtiyacı var.
Ancak gelip geçen her yazın ardından içimizde kalan o garip "Koca yaz bitti ama ben ne yaptım?" boşluk hissini bilirsiniz. İşte bu yaz, o hissi yaşamamak, zamanı "öldürmek" yerine onu hayata döndürmek için harika bir fırsatımız var. Yaz aylarını dinlenirken aynı zamanda ruhumuzu, kalbimizi ve karakterimizi besleyeceğimiz bir "kişisel gelişim festivaline" dönüştürmeye ne dersiniz?
Peki, ama nasıl? Gelin, sıkıcı vaazlardan uzak, tamamen bizim dünyamıza hitap eden birkaç pratik yola göz atalım.
Kalbi Güncellemek: "Ekran" Molası, "Gönül" Mesaisi
Kabul edelim, yıl içinde ödevlerden ve derslerden başımızı kaldırıp kendimizle, inancımızla baş başa kalmaya çok vaktimiz olmuyor. Yaz ayları, dinimizi kitaplardaki bir "ders" olmaktan çıkarıp hayatın içine katmak için en uygun zaman.
Camilerin Serinliğinde Huzur: Sadece yaz Kur'an kurslarına gitmekten bahsetmiyorum. Mahallenizdeki tarihî bir caminin serinliğinde, ikindi namazı sonrası köşeye çekilip sessizce bir meal okumak, kulaklığı takıp ruhu dinlendiren bir ney taksimi eşliğinde tefekkür etmek (yani hayatı, evreni ve neden burada olduğumuzu düşünmek) dijital dünyanın tüm stresini formatlayacaktır.
Karakteri Güçlendirmek: Bir "Maarif" Yolculuğu
Bizim kültürümüzde eğitim sadece matematik formüllerini ezberlemek değildir; asıl eğitim "insan olmak", yani karakteri ve ahlakı güzelleştirmektir. Yaz tatili, kendi karakterinizi inşa ettiğiniz bir şantiye alanıdır.
"Gönüllü" Kahraman Olmak: Çevrenize bir bakın. Mahallenizdeki yaşlı bir teyzenin pazar torbasını taşımak, sokağınızdaki patili dostlar için kapının önüne bir kap su koymak, bir çocuk esirgeme kurumunu veya huzurevini ziyaret etmek... Bunlar ders kitaplarında yazmaz ama sizi "gerçek bir insan" yapar. Sorumluluk almak, bir başkasının hayatına dokunmak kalbi yumuşatır ve büyütür.
Doğa ile Bağ Kurmak: Beton binaların arasından sıyrılıp toprağa dokunun. Kamp yapın, yıldızları izleyin, bir fidan dikip onun büyümesini takip edin. Doğadaki o muazzam düzeni ve estetiği çıplak gözle görmek, insanın içindeki estetik duygusunu ve dolayısıyla ahlakını güzelleştirir.
Bu yaz hem sonuna kadar eğlenin, yüzün, arkadaşlarınızla kahkahalar atın hem de her günün sonunda heybenize ruhunuzu besleyecek, karakterinizi parlatacak bir iyilik, bir dua, bir bilgi bırakın.
Eylül ayında okula veya üniversiteye döndüğünüzde, aynaya baktığınızda sadece bronzlaşmış bir ten değil; ruhu dinlenmiş, kalbi nurlanmış, karakteri daha da güçlenmiş bir "sen" göreceksin. Ve inan bana; bu, dünyadaki en büyük başarı hikâyesidir.
Harika, dopdolu ve ilham dolu bir yaz geçirmeniz dileğiyle!
Editör
Yazar
“Kilis, tarihi zenginliği ve benzersiz kültürüyle Güneydoğu Anadolu'nun gizli kalmış bir hazinesi gibidir. Sınırları içinde barındırdığı tarihî yapıları ve leziz mutfağıyla da ziyaretçilerine unutulma...
Yazar: Editör
El-Bedî: Eşyayı Önceden Geçmiş Bir Örneği Olmadan Îcâd ve İnşâ Edenİş yapmak, ilk olmak, örneği ve benzeri bulunmayan bir sanatı meydana getirmek gibi anlamlara gelen, eşsiz ve benzersiz anlamındaki i...
Yazar: Editör
Asıl ismi “Sa’d bin Mâlik” olan Ebû Said, Medineliydi. Babası Mâlik bin Sinan, Medine’de İslâmiyet’in yayıldığı ilk sıralarda Müslüman olmuştu. Ebû Said o sıralar henüz çocuk yaştaydı. Böylece hayatı ...
Yazar: N.Nida DURAN
İnsan, başını göğe kaldırdığı ilk andan beri yukarıda parıldayan o sonsuz ışık noktalarıyla sessiz bir sohbete tutuşmuştur. Gecenin en koyu ve en tenha vaktinde, yeryüzünün yükünden bir an olsun sıyrı...
Yazar: H. İklil ABBASOĞLU