Baharın Diriltici Nefesi
Bahar, kışın sükûtundan sonra yeryüzüne inen bir rahmet nefesidir. Toprağın bağrında gizlenen tohumların uyanışı, kuruyan dalların yeniden yeşermesi, aslında insana unuttuğu bir hakikati hatırlatır: Diriliş; yalnız tabiatın değil, kalbin de kaderidir. Her yıl tekrar eden bu ilahî tecelli, gaflet perdesine bürünen insana, “yeniden başlama” kapısının daima açık olduğunu fısıldar.
İslâmî nazarda bahar, sadece bir mevsim değil; kudretin, rahmetin ve yeniden yaratılışın en açık delillerinden biridir. Kur’ân-ı Kerim’de sıkça zikredilen “ölü toprağın diriltilmesi” misali, insanın da kalben dirilişine bir işarettir. Nasıl ki kurumuş bir ağaç baharla yeniden hayat buluyorsa günahların ağırlığıyla yorulmuş gönüller de tövbe ve istiğfar ile dirilebilir. Bu yönüyle bahar, her mümine sunulmuş sessiz bir davettir: Kendine dön, kalbini arındır ve Rabb’ine yönel.
Çiçeklerin açması yalnızca bir güzellik değil, aynı zamanda bir tefekkür vesilesidir. Her bir yaprak, her bir renk ilahî sanatın ince bir nakşıdır. Baharın bu zarafeti karşısında durup düşünmek, insanı şükre ve hayrete sevk eder. Çünkü bu ihtişam, kendiliğinden değil; sonsuz kudret sahibi bir Yaratıcı’nın eseridir.
Ne var ki modern hayatın koşuşturması içinde insan, baharın bu derin manasını çoğu zaman ıskalar. Oysa bahar, sadece dış dünyada değil; iç dünyamızda da yaşanmalıdır. Kalplerin katılığını yumuşatmak, kırgınlıkları onarmak, merhameti çoğaltmak ve iyiliği yaymak için eşsiz bir fırsattır. Bu mevsimde atılan her güzel adım, tıpkı toprağa düşen bir tohum gibi, ileride hayır meyveleri verecektir.
Baharın bu diriltici nefesi, aynı zamanda kulluğun tazelenmesi için bir çağrıdır. Nasıl ki yeryüzü rahmetle ihya oluyor, öyle de insan gönlü ibadetle, zikirle ve güzel ahlâkla hayat bulur. Bu mevsimde yapılan her tefekkür, her şükür ve her hayır, kul ile Rabb’i arasındaki bağı kuvvetlendirir. Öyleyse baharı yalnız gözle değil, kalple de karşılayalım; her açan çiçeği bir dua, her esen rüzgârı bir hatırlatma bilelim. Zira gerçek bahar, insanın Rabb’ine yöneldiği ve kalbinin nurlandığı andır.
Velhasıl bahar, Rabb’imizin kullarına sunduğu bir hatırlatmadır: Ölümden sonra diriliş nasıl hak ise umutsuzluktan sonra umut da o denli gerçektir. Geliniz, bu mevsimi sadece seyretmekle yetinmeyelim; onu yaşayalım, hissedelim ve gönlümüzde de bir bahar inşa edelim. Çünkü asıl diriliş, kalpte başlayandır.
Editör
Yazar
İslâm inancına göre ibadetler kadar, hatta bazen onlardan da önce, kalpte taşınan samimiyet ve Allah’a karşı duyulan sarsılmaz güven gelir. İnsan, ne kadar günahkâr olursa olsun, yaratıcısının merhame...
Yazar: Ayşe Gül PINAR
Edebiyatın ve düşüncenin engin denizinde, insan ruhunun en görkemli metaforlarından biri olan Zümrüdüanka kuşu ya da Farsça söyleyişiyle Simurg sadece bir efsane değildir. Ferîdüddin Attâr’ın “Mantıku...
Yazar: H. İklil ABBASOĞLU
Kış, yeryüzünü derin bir sükûta çağırır. Ağaçların dalları çıplaktır, toprak sessizdir. Rüzgârın taşıdığı serinlik, sanki tabiatın uzun bir dinlenişe çekildiğini haber verir. İlk bakışta her şey durmu...
Yazar: Gülşen CANPOLAT
İstanbul… Sadece bir şehir değil, çağları kapatıp açan bir medeniyetin kalbidir. Asırlar boyunca nice peygamber müjdesine konu olan bu kutlu belde, nihayet Fatih Sultan Mehmet Han’ın azmi, inancı ve y...
Yazar: Editör