Seni Sevmek ne Saâdet Beşere
Ali Rıza Sağman (1889-1965)
Yâ Muhammed! O büyük ismine hayrân olurum.
Yaktığın nûr ile gönlümde hurûşân olurum.
Yâ Muhammed! Ne büyüksün ki, senin nâmını ben,
Ne zaman yâda getirsem hemen insân olurum.
Yâ Muhammed! Seni sevmek ne saâdet beşere,
Sana âşık olanın hâkine kurbân olurum.
Yâ Muhammed! O kadar çok ki günâhım, ancak
Seni sevmek ile ben nâil-i gufrân olurum.
Mazhar olmazsam eğer ben, o senin lutfuna âh!
Âkıbet haşre kadar hüzn ile giryân olurum.
Gel de ey bâd-ı sabâ! Al beni, uç Yesribe dek
Ki bu sevdâ ile ben müktesib-i cân olurum.
“Ümmetimdir” deyiversen şu Rızâ-yı âsî
Yâ Muhammed! Ben o dem vâsıl-ı cânân olurum
Şair, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in ismine hayranlığını dile getirerek başlıyor şiirine. Çünkü en güzel isimler onundur: Ahmed, Mahmud, Muhammed, Muhtar, Tâha…Yine Onun nûru şair gönlünde büyük bir coşku meydana getiriyor.
İkinci beyitte Hz. Muhammed (s.a.v.)’in büyük bir Peygamber olduğuna dikkat çeken şair, Onun, nâmını işitmekle bile “insan” olduğunu hatırlıyor.
“Ne zaman yâda getirsem hemen insân olurum.” mısraı söylenişi çok basit hatta biraz da tuhaf gibi görünmekle beraber, çok şey ifade ediyor. Zira Hz. Muhammed (s.a.v.)’in dünyayı teşrifinden önce insanlık; iyilik, güzellik, doğruluk, adâlet, temizlik…gibi insanda olması gereken birçok meziyetten mahrumdu. O geldi, insan, insan olduğunu bildi; insanlığın mânâsını kavradı. Zira insan, basit bir yaratık değildir. Şeyh Gâlip’in
Bir şu’lesi var ki şem’-i cânın
Fânûsuna sığmaz âsmânın
Bu sîne-i berk-âşiyânın
Seynâ dahi görmemiş nişânın
Efrûhte-i inâyetindir
ve
Secde-fermâ-yı melek zât-ı mükerremsin sen
Bildiğin gibi değil cümleden akvamsın sen
Rûhsun nefha-i Cibrîl ile tev’emsin sen
Sırr-ı Hak’sın mesel-i Îsî-i Meryemsin sin
Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen
mısralarında belirttiği gibi, insan yüce bir varlıktır. Eşref-i mahlûktur. Allah’ın ve O’nun gönderdiği dinin muhatabı da insandır. Bu ise o kadar küçük bir sorumluluk gerektirmez.
İnsana insan oluşunu sarsarak hatırlatan Allah’ı ve Onun elçisi Hz. Muhammed (s.a.v.)’i sevmek elbette insanlık için büyük bir mutluluktur. Bunun için şair, Allah’ın Rasûlü’ne âşık olanların ayaklarının tozuna kurban olmak ister.
İnsan günahla beraber vardır. Şair de günahının çokluğunu biliyor; fakat Hz. Muhammed (s.a.v.)’i sevmekle affa mazhar olacağını umuyor. Çünkü biliyor ki Allah’ın rahmeti gazabını geçmiştir. Üstelik kişi, sevdiği ile birlikte haşrolunacaktır. Öyle ise Hz. Muhammed (s.a.v.)’i sevmek hatta ona âşık olmak af için büyük bir vesiledir.
Şair diyor ki: “Eğer bu affa lâyık görülemezsem yani Hz. Muhammed (s.a.v.)’in şefâatinden mahrum kalacak olursam, mahşere kadar hüzne ve gözyaşına gark olacağım.”
Gel de ey bâd-ı sabâ! Al beni, uç Yesribe dek
Ki bu sevdâ ile ben müktesib-i cân olurum.
beytinde şiirin bütününe göre iltifat sanatı yapılıyor. Yani şair muhatap değiştiriyor; başka bir konuya geçiyor. Sabah rüzgârından kendisini Peygamber Efendimiz’in mübarek kabrinin bulunduğu mekâna götürmesini istiyor. Çünkü oraya gidebilirse yeni bir can, yeni bir rûh kazanacaktır. Böylece içindeki kaygılar, ümitsizlikler yerini neşeye ve zindeliğe bırakacaktır. Ve eğer Hz. Muhammed (s.a.v.), şairi ümmetliğe lâyık görecek olursa, o anda canını terk etmeye ve hakîkî cânânına vâsıl olmaya can atacaktır.
Vedat Ali TOK
Yazar
Yaman Dede (1887-1962)Gönül hûn oldu şevkinden boyandım yâ RasûlallahNasıl bilmem bu nîrâna dayandım yâ RasûlallahEzel bezminde bir dinmez figândım yâ RasûlallahCemâlinle ferahnâk et ki yandım yâ Rasû...
Yazar: Vedat Ali TOK
Seyrânî (1800-1866)Zülfün gibi âh aklı perîşânım efendimKurban tenine bende olan cânım efendimDîvâneyim aşkınla değil elde irademUslanmağa yok elde bir imkânım efendimHer derde devâ olmağa var sende l...
Yazar: Vedat Ali TOK
Mustafa Takî Efendi, velûd bir müellif olarak kaleme aldığı eserler ve döneminin önde gelen gazete ve dergilerindeki yazılarla İslâmî değerlerin toplum tarafından doğru bir şekilde anlaşılması için ga...
Yazar: Fatih ÇINAR
Ziyâ Paşa (1829-1880)Belâ-yı mâsivâya mübtelâyım yâ RasûlallahZebûn-ı pençe-i nefs ü hevâyım yâ RasûlallahKerem kıl ben esîm’e el-aman ey Rahmet-i âlemSerâpâ mahz-ı isyân ü hatâyım yâ RasûlallahSen ev...
Yazar: Vedat Ali TOK