Şehzade Hüdavendigâr
Şehzade Murad, Bursa’nın fethedildiği 1326 yılında doğdu. Bursa’da doğan ilk padişahtı. Orhan Bey’in, Nilüfer Hatun’dan olma ikinci oğluydu.
Doğumu, Orhan Gazi, ailesi ve Osmanlılar için hem sevinç hem teselli kaynağıydı. Çünkü aynı yıl Osmanlı’nın kurucusu Osman Gazi vefat etmişti. Bursa’da koyu bir hüzün vardı. Bursa’nın fethi ve Şehzade Murad’ın doğumu ise hüzün bulutlarını rahmet sağanağına çevirecekti.
Şehzade Murad’ın yetişmesiyle annesi yakından ilgilendi. Eğitimine çok dikkat etti. Güzel bir insan, iyi ve bilgili bir hükümdar olması için elinden geleni yaptı.
Ağabeyi Süleyman ve saraydaki çocuklar en önemli arkadaşlarıydı. Ağabeyi Süleyman ile çok iyi anlaşıyordu.Ağabeyi onu çok sever, kollar ve hiç kıskanmazdı. Kardeşiyle güzel oyunlar oynardı. Şehzade Murad çocukluğa, oyuna, arkadaşlığa, sevgiye ve ilgiye fazlasıyla doydu.
Ağabeyi Süleyman’la birlikte Bursa’daki büyük bilginlerden ve din hocalarından dersler aldı. Devrin bütün din ve fen ilimlerini öğrendi. İyi bir medrese eğitimi gördü. Askerî eğitimini ise tecrübeli ve bilgili gazi komutanlar verdi.
Saraydaki eğitimini tamamladıktan sonra, babası tarafından yönetimde bilgi ve tecrübe sahibi olması ve padişahlığa hazırlanması amacıyla Bursa’ya sancakbeyi, yani vali olarak gönderildi. Yanına da, kendisine askerlik ve yöneticilik konularında rehberlik etmesi için Lala Şahin Paşa verildi.
Murad Hüdavendigâr, babası Orhan Gazi’nin vefatından sonra kendini yetim kalan bir çocuk gibi hissetmeye başlamıştı. Hem rahatlamak hem fikir ve nasihatlerinden yararlanmak için, kendisinden küçük yaştan itibaren din, ilim, siyaset ve askerlik öğrendiği, lalası Şahin Paşa’yı saraya çağırdı.
Lala Şahin Paşa, talebesinin davetine icabet etti. Murad Hüdavendigâr saygıda kusur etmeyerek hocasının elini öptü ve onu başköşeye oturttu. Talebesinin çok üzgün olduğunu görünce, teselli etmek ve gönlünü rahatlatmak için şu nasihatlerde bulundu:
- Dünyaya gelen her insan, devamlı olarak bir yere doğru gidiyor, yani ömrü tükeniyor. Bu yolculukta, binilen vasıtadan, vakti saati gelenler iniyor ve dünyaya yeni gelenler biniyor.
Sonra sözü, merhum babası Orhan Gazi’ye ve onun hayat mücadelesine getirdi:
- Cennetmekân merhum babanız Orhan Gazi, bu dünyanın çilesini az mı çekti? Ömrü gaza ile geçti. Hiç saltanat sürdü mü? Yolcuya, bütün saltanatların hepsi verilse, yolcunun bir şeyi değişecek mi? Zaten dünyanın kendisi de geçicidir. Bunun için kalıcı olana talip olmak gerekir. İnsanların kötüsü, ona rağbet eden; iyisi ondan uzaklaşandır. Dünya kendine bağlanana sıkıntı verir. Zenginliği fakirlik, çokluğu azlıktır. Günleri gelip, geçer.
Murad Hüdavendigâr’ın duygulandığını görünce, son olarak yüreğine şefkatle dokunan şu veciz sözleri adeta bir inci tanesi gibi arka arkaya dizdi:
- Netice olarak ömür ne kadar uzun olursa olsun, ölüm yüz gösterince, bu uzunluğun bir faydası olmaz. Ölümü düşünen insan, ne dünyanın geçici sıkıntılarına üzülür, ne de gelip geçen nimetlerine sevinir.
Bu sohbet ve nasihat sonucunda Murad Hüdavendigâr’ın gönlü biraz olsun ferahladı. O ferahlayınca hocası ve lalası Şahin Paşa’nın yüreği de ferahladı. Artık babasının yerine tahta çıkmaya daha hazırdı.
İsmail ÇOLAK
Yazar
Bitlisli Zaro Ağa, Türkiye’nin en uzun yaşayan insanı unvânıyla tarihe geçmiştir. Kimi kaynaklara göre de, dünyanın en uzun yaşayan birkaç kişisinden biridir. Osmanlı Devleti vatandaşı olarak doğmuş, ...
Yazar: İsmail ÇOLAK
Kutup ayıları, Kuzey Kutbu'nun uçsuz bucaksız buzulları üzerinde yaşayan, dünyanın en büyük ve en "havalı" kara etçilleridir. Bembeyaz göründüklerine bakma, aslında sakladıkları çok ilginç sırlar var!...
Yazar: Editör
Sevgili çocuk dostlarım;Uzun Kulak’la ben, bütün hayvan dostlarımızla birlikte bugün Gelincik Bayırı’nda buluşup, baharın gelmesini kutlayacağız. Havada pırıl pırıl bir güneş var. Gelincik Bayırı’na g...
Yazar: Raziye SAĞLAM
Kahvenin ilk çıktığı yer, kaynak olarak Habeşistan Ülkesi kabul edilmektedir. Ancak tanınması, benimsenip kök saldığı coğrafyanın da Yemen toprakları olduğu hâkim görüştür.Osmanlı Devleti de dâhil İsl...
Yazar: İsmail ÇOLAK