Ördek Sevgisi
Selim Alp ile Kerim, yaz tatilinde bakmak ve sevmek için dedelerinden ördek yavrusu istemişlerdi. Dedeleri, çocukların bu isteğini geri çevirmedi ve bir gün, “Haydi çocuklar, ördeklerinizi almaya gidiyoruz!” diyerek onları sevindirdi. Ankara’da bu tür hayvanların Ulus’ta satıldığını biliyordu. Bu nedenle babaannelerini ve babalarını da yanlarına alarak yola çıktılar. İlk durakları, arabalarını park ettikleri yere yakın Hacı Bayram Camii ve türbesini ziyaret edip dua ettiler. Ardından Ulus’taki çeşitli kuş, akvaryum balıkları ve civciv satılan çarşıya götürdü.
Çarşı, kuş sesleriyle dolup taşıyordu. Selim Alp ile Kerim, akvaryumdaki balıkları görünce sevinçten çığlık attılar. Dükkânlarda rengârenk papağanlar, kanaryalar ve muhabbet kuşları vardı. Tavşanlar, beyaz fareler ve minik kaplumbağalar da vitrinde yerlerini almıştı. Dedeleri, iki kardeşe birer ördek yavrusu beğenmelerini söyledi. Kerim, minik sarı bir ördek yavrusunu, Selim Alp ise siyah gagalı ve siyah ayaklı bir ördek yavrusunu beğendi. Dedeleri parasını ödedi ve onlara bir kilogram da yem aldı.
Ördek yavrularını dikkatle taşıyarak arabalarına doğru yürüdüler. Dedeleri ördekleri özenle arabanın bagajındaki plastik kutuya yerleştirdi. Ardından, birlikte bahçeli bir restorana doğru yola koyuldular. Restoranın bahçesinde oturup yemek yerken, ördekler neşeyle çimenlerin üzerinde dolaşmaya başladılar. Ancak aniden ortaya çıkan bir kedi, çocukların yüreklerine korku saldı. Hemen harekete geçen Selim Alp ile Kerim, sevdikleri minik ördekleri kutusuna koyarak onları güvende hissettirdiler ve akşam evlerine döndüler.
Ertesi gün, Selim Alp ile Kerim, ördeklerini büyük bir heyecanla okulun bahçesine götürdüler. Arkadaşları, sevimli ördekleri görünce mutluluktan havalara uçtu. Birkaç gün boyunca evlerinde özenle baktıkları ördekler, sonunda yazlık evlerinin bahçesine taşınma vakti gelmişti. Vedalaşmak zordu ama Selim Alp ile Kerim, ördeklerinin geniş bahçede özgürce büyüyeceğini bilerek onları orada bıraktılar.
Erbay KÜCET
Yazar
Meryem eskiden konuşurdu, gülerdi, sorular sorardı, şarkılar mırıldanırdı. Ama savaş gelince… Gök gürültüsüne benzeyen patlamalar, koşan ayaklar, ağlayan insanlar Meryem’in sesini korkutup sakladı. Ke...
Yazar: Erbay KÜCET
Yaz, güneşin altın ışıklarıyla evin perdelerine dokunduğu sabahlarda kendini hissettirmeye başlamıştı. Okullar kapanmış, Elif ile İlay yılın yorgunluğunu bir tatil hayaliyle geride bırakmıştı. Ancak b...
Yazar: Erbay KÜCET
Ali küçük ama çok meraklı bir çocuktu. En sevdiği şey, renkli kalemlerini defterinin başına dizip yeni şeyler yazmaktı. Ama bir kalemi vardı ki diğerlerinden çok farklıydı. Bu kalemi ona dedesi vermiş...
Yazar: Erbay KÜCET
Bu dünyada bir nesneyeYanar içim göynür özüm Yiğit iken ölenlereGök ekini biçmiş gibi Yunus EmreBu yazıda “genç denilebilecek yaşta, daha elli yaşına bile gelmeden, hayatlarının en verimli çağın...
Yazar: Sırrı ER