NAMAZDA KUL İLE RABB’İNİN KONUŞMASI
Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular: “Cebrail (a.s.) bana dedi ki: ‘Allahu Teâlâ sana selâm söylüyor ve buyuruyor ki: ‘Kul benim huzurumda namaza durup "Allâhu Ekber!” dediğinde onunla aramızda bulunan perdeyi kaldırırım. Kul ‘Elhamdü…” dediğinde Allahu Teâlâ, ‘Hamd kime mahsustur?’ diye sorar, o da ‘Lillâhi!’ diye cevap verir. Allahu Teâlâ, ‘Allah kimdir?’ diye sorunca ‘Rabbilâlemîn’ der. ‘Âlemlerin Rabb'i kimdir?’ buyurunca ‘Errahmânirrahîm.’ der. ‘Rahman ve Rahim kimdir?’ diye sorunca ‘Mâlikiyevmiddîn.’ der. Bunun üzerine Allahu Teâlâ, ‘Ey kulum, din gününün sahibi benim.’ der. Kul, ‘İyyâke na'budu ve iyyâke nestaîn/Yalnız sana kulluk eder ve yalnız senden yardım isteriz.’ deyince Allahu Teâlâ, ‘Ey kulum, mademki yalnız bana kulluk edip yalnız benden yardım istiyorsun, o hâlde istediğini dile ki sana verilsin.’ buyurur. Kul ‘İhdinâ/Bize hidayet et!’ deyince Allahu Teâlâ, ‘Hangi hidayeti istiyorsun?’ buyurur. Kul, ‘Essırâta'l-müstakîm/Sırât-ı müstakîmi, doğru yolu.’ deyince Allahu Teâlâ, ‘Hangi yolu istiyorsun?’ diye sorar. Kul, ‘Sırâtallezîne en'amte aleyhim/Kendilerine in'âm ettiğin bahtiyarların yolunu.’ deyince Allahu Teâlâ, ‘Ey meleklerim, siz de şahit olun ki ben bu kulumu, kendilerine nimet verdiğim peygamberler, sıddîklar, şehitler ve salihlerle beraber kıldım.’ buyurur. Kul, ‘Ğayri'l-mağdûbi aleyhim veleddâllîn/Ne o gadap olunanların ne de sapkınların.’ deyince Allahu Teâlâ tekrar meleklere, ‘Şahit olun ki ben bu kulumu nimet verdiğim kimselerden kıldım, gazaba uğramışlardan ve sapkınlardan eylemedim.’ buyurur. Kul, ‘Âmin.’ deyince onunla beraber bütün melekler de ‘Âmin.’ derler. (Müslim, Müsâfirin, 254; Nesâî, İftihah, 25.)
Sema KORKMAZ
Yazar
Yavuz Sultan Selim giyim kuşamına itina etmez, giydiği kaftanı uzun süre sırtından çıkarmazmış.O çıkarmayınca vezir vüzera da yeni elbise yaptıramaz olmuş, iyice kılıksızlaşmışlar.Ne yapsak da padişah...
Yazar: Sema KORKMAZ
KULLARINA VE BÜTÜN VARLIKLARA FAYDALI OLAN ŞEYLERİ GÜZELLİK VE İNCELİKLE İHSÂN EDEN Yüce Allah'ın el-Latîf ism-i şerîfinde, "ihsân etmek" ve "sırları bilmek" şeklinde iki anlam vardır. Kur’ân-ı Ker...
Yazar: Editör
Uzun yıllar önce tüm insanî duyguların yaşamakta olduğu bir ada varmış. İyimserlik, üzüntü, bilgi ve diğer duygular gibi sevgi de yaşıyormuş bu adada.Günlerden bir gün, duygulara adanın batacağı bildi...
Yazar: Sema KORKMAZ
Hz. Peygamber (s.a.v.), özel hayatında ihtiyarî fakrı tercih etmiş; daha ziyade Hz. Aişe’nin odasında ashaptan gelen hediyelerin çoğunu yoksullara ve suffe talebelerine aktarmıştır. Bununla beraber O,...
Yazar: Sema KORKMAZ