Müfessirlere Göre Hz. Peygamber'in Ömrüne Yemin Edilmesi
Hz. Peygamber (s.a.v.)’in ömrüne yemin edilen Hicr Sûresi 72. âyetin tefsirinde müfessirler ömür kelimesini; hayat, yaşam ve dünyada kalma süresi şeklinde yorumlamışlardır. Ömre yemin etmek Arapların kullandığı sözlerdendir ve Cenâb-ı Allah sadece Hz. Peygamber (s.a.v.)’in hayatına yemin etmiştir.[1] Böylelikle Hz. Peygamber (s.a.v.)’in kıymetini takdir edemeyen ve ona saygı göstermeyen müşrik zümresini azarlamıştır. [2] Özellikle Cahiliye toplumunda yaygın olarak kullanılan le 'amruke yemini vasıtasıyla Hz. Peygamber (s.a.v.)’in değerinin açıkça vurgulanması ve muhatapların sitemle uyarılması, müşriklere kendi anladıkları dilden verilmiş sert ve etkili bir cevaptır.[3]
Mü’minler açısından ise bu yeminle Rasûlullah’ın şerefi ve yaratılmışlar arasındaki üstünlüğü ifade edilmiştir.[4] Allah’ın bir şeye yemin etmesi onun hemcinsleri arasındaki faziletini göstermek bakımındandır.[5] Buna göre genelden özele doğru gidilecek olursa yaratılmışlar arasında, beşer cinsinde ve nebiler zümresinde fazilet cihetinden en üstün olan Hz. Peygamber (s.a.v.)’dir. Sûfî müfessir Ni‘metullâh en-Nahcuvânî “ömrüne yemin olsun ey peygamberlerin en kâmili” ifadesine yer vererek bu üstünlüğü doğrudan ifade etmektedir.[6]
Vâhidî’ye göre bu âyette, Hz. Peygamber (s.a.v.)’in yaşadığı dine ve amellerine yemin edilmiştir. Zîrâ ömür, imâre gibidir ve âbid, ömrünü ibâdetle imar ettiği için kendisine âmir de denir.[7] Bu yorum, birçok üstünlük meziyeti ve hissi mucizesi varken Hz. Peygamber (s.a.v.)’in Kur’ân’da güzel ahlâkının öne çıkarılması[8] ile uyum arz etmektedir. Bir başka deyişle Hz. Peygamber (s.a.v.)’in şerefi ve ömrünün kıymeti, Hakk’a kulluğu ve halkın faydasına dönük amellerinden ötürüdür. İbnü’l-Cevzî’nin ömrüne ifadesini “ümmetin üzerindeki hakkına” şeklinde yorumlaması da bu mânâyı teyit etmektedir.[9]
Âlimlerin çoğu, kişinin kendi ömrüne yemin etmesini kerih görürken Cenâb-ı Hak sadece Hz. Peygamber (s.a.v.)’in ömrüne yemin etmenin caiz olduğunu açıklamak için onun ömrüne yemin etmiştir.[10] Le ‘amruke bir tür duâ ifadesidir ve yaratılmış birinin ömrüne yemin edildiği için kefaret gerektiren bir durum söz konusu değildir.[11] Zîrâ le ‘amruke ifadesi Arap dili ve edebiyatında duâ[12] lâfızlarından biridir. Buna göre âyette Cenâb-ı Allah Hz. Peygamber (s.a.v.)’e nida etmiş, ömrünün uzun[13] ve bereketli olmasını dilemiş, ömrün geçiciliğine işaret etmiştir.[14] Ahzâb Sûresi’nin “Allah ve melekler Peygamber’e salât ediyorlar.” mealindeki 56. âyetinde geçen salat kelimesinin de delâletiyle bu yemin, Cenâb-ı Allah’ın Hz. Peygamber (s.a.v.)’ine rahmeti şeklinde anlaşılabilir.
Hz. Peygamber (s.a.v.)’in ömrüne yemin edilmesinin zamanla ve mekânla irtibatına işaret eden özgün yorumlardan bir tanesi Fahreddin er-Râzî’ye aittir. Bu özgün yorumu daha da özgünleştiren husus, Râzî’nin bu mütalâalarını Asr Sûresi tefsirinde konu edinmesidir. Ona göre yemin edilen şey zarf olup mühim olan bu zarfın içindeki mazruftur. Bu meyandan olmak üzere yeminin sebebi sadece zaman değil zamanın içindekidir; sadece mekân değil mekânın içindekidir. Yorumun delili ise Cenâb-ı Hakk’ın Mekke’ye yemin ederken belde kelimesini, “Senin de içinde oturmakta olduğun o beldeye”[15] şeklinde sıfatlamasıdır. Bu âyetle istişhâd eden Râzî, asr ifadesini de Hz. Peygamber (s.a.v.) ve ümmetinin yaşadığı zaman şeklinde tahsis etmektedir. Neticede Cenâb-ı Hakk hem Hz. Peygamber (s.a.v.)’in yaşadığı zamana hem de mekâna yemin etmiştir. Fakat zaman da mekân da zarf olup mazruf ve aslolan Hz. Peygamber (s.a.v.)’dir.[16]
Bir diğer özgün yorumda ise incire, zeytine, Sina Dağı’na, yıldıza, duha vaktine, güneşe ve geceye yemin edilmesinin yaratıcıya işaret olduğu şeklindedir. Muhammed b. Ali eş-Şevkânî’nin belirttiğine göre “zeytine yemin olsun” demek, “zeytini yaratana yemin olsun” demektir. Aynı şekilde “ömrüne yemin olsun” demek “ömrünü yaratana yemin olsun” demektir.[17] Zira Kur’ân’da “Allah’ın dışında yemin edilen varlıklar da aslında yine Allah’a delâlet eden kevnî âyetlerdir.”[18] Dolayısıyla bütün bu yeminlerle yaratılana işaret edilerek yaratana yemin edilmektedir.[19]
[1] Bu yorumun kaynağı İbn Abbas’tır. bk. Buhârî, “Tefsir”, 191.
[2] Nizâmüddîn Nîsâbûrî, Garâibü’l-Kur’ân ve Regâibü’l-Furkān (Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1412), 6/599.
[3] Mâlik Muhammed Cemâl Benî ’Atâ, Eymânü’l-Arab fi’ş-Şi’ri’l-Câhilî (Ürdün: Mutah Unıversity, Doktora Tezi, 2005), 40-56.
[4] Muhammed b. Ahmed Kurtûbî, el-Câmi’u li ahkâmi’l-Kur’ân, (Kahire: Dâru’l-Kütübi’l-Mısriyye, 1973), 10/39.
[5] İbn Âdil, el-Lübâb fî ʿulûmi’l-Kitâb (Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1998), 11/480.
[6] Ni‘metullah b. Mahmûd Nahcuvânî, el-Fevâtihu’l-ilâhiyye ve’l-mefâtihu’l-gaybiyye el-mûdıhatü li’l-kelimi’l-Kurʾâniyye ve’l-hikemi’l-furkâniyye (Mısır: Dâru Rukâbî li’n-neşr, 1999), 1/416.
[7] Vâhidî, el-Basît fî tefsîri’l-Kurʾân (Cidde: İmâdetü’l-bahsi’l-ilmî, 1430), 12/533.
[8] “Sen elbette üstün bir ahlâka sahipsin.” el-Kalem 68/4. Abdulkâdir Geylânî’ye (öl. 561/1166) göre bu durum ahlak ve adab konusunun Allah katındaki önemini göstermektedir. Abdülkâdir Geylânî, Âdab Kitabı, çev. Osman Güman (İstanbul: Ehil Yayıncılık, 2017), 94.
[9] Ebü’l-Ferec İbnü’l-Cevzî, Zâdü’l-mesîr fî ʿilmi’t-tefsîr (Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-Arabî, 1422), 2/538.
[10] Kurtûbî, el-Câmi’u li ahkâmi’l-Kur’ân, 10/40-41.
[11] Muvaffakuddîn İbn Kudâme, el-Muğnî (Riyad: Dâru Âlemü’l-Kütüb, 1997), 9/502; Burhânüddîn İbn Müflih, el-Mübdiʿ fî şerhi’l-Mukniʿ (Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1997), 8/63; 10/55.
[12] Ebü’l-Kâsım Zeccâcî, Hurûfü’l-meʿânî, (Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 1984), 69.
[13] Benî ’Atâ, Eymânü’l-Arab fi’ş-Şi’ri’l-Câhilî, 40.
[14] Mehmet Çalışkan, Kur’ân Dilinde Yemin Üslûbu, ed. Ayşe Uzun (Ankara: Oku Okut Yayınları, 2021), 49-50.
[15] 90/Beled, 2.
[16] Fahreddin Râzî, Mefâtihu’l-Gayb (Beyrut: Dâru İhyâi’t-türâsi’l-Arabî, 1420), 32/239.
[17] Şevkânî, Fethu’l-Kadîr (Beyrut: Dâru’l-Kelimü’t-Tayyib, 1414), 3/166.
[18] Kutbettin Ekinci, “Kur’an’da Allah’ın Zatı Dışında Kullanılan Yeminleri Sözün Maksadı Açısından Anlamak”, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 57/1 (Nisan 2016), 87.
[19] Konu hakkında detaylı okuma için bk. Hamit Demir, “Yorum ve Sufi Yorum Perspektifinden Hz. Peygamber’in Ömrüne Yemin Edilmesi”, Eskiyeni 58 (Eylül 2025), 1249-1266.
Hamit DEMİR
Yazar
- Kıymetli hocam kısaca özgeçmişinizden bahsedebilir misiniz?- Ben, 1955 yılında Konya’nın Ilgın ilçesinde doğdum. İlkokulu Ilgın’da okudum. İmam-Hatip Lisesini Konya’da okudum.İlkokul birinci sınıfın...
Yazar: Musa TEKTAŞ
17.yüzyıl şairlerinden Nâ’ilî’nin biyografisi, kendi Dîvân'ından elde edilen bazı verilere dayanır. Şairin hayatı hakkındaki bilgiler kısıtlıdır ve adı devrin önemli olayları içinde geçmemektedir. Şii...
Yazar: Hamit DEMİR
Hayatı hakkında neredeyse hiçbir bilgi bulunmayan Muhammed adlı şair, mesnevî türünde yazdığı Işknâme adlı eseri ile bilinmektedir. Bu eserden anlaşıldığına göre 14 veya 15. yüzyılda yaşayan ve sıkınt...
Yazar: Hamit DEMİR
1652 yılında İzmir’de doğan sûfî şair Sâkıb Dede’nin asıl adı Mustafa’dır. İlk öğrenimini memleketinde gören şair, sonra İstanbul’a giderek Fâtih Medresesi’nde tahsilini sürdürmüştür. Mevlevî Tarîkatı...
Yazar: Hamit DEMİR