Kırk Yıllık Bir İyilik Yolculuğu: Vefa ve Şükran
Asırlardır Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in mübarek vakıf kültüründen beslenen bu yüce mefkûre, gönüllere dokunmaya ve sarsılmaz iyilik köprüleri kurmaya devam etmektedir. Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri ve evlâtlarının bu kadim anlayışı, Anadolu topraklarında kök salmış ulu bir çınar gibi etrafına huzur ve gölge yaymaktadır. Zaman, bir nehir gibi akıp giderken; bu yolculuk geride bıraktığı silinmez izlerle anlam kazanmış ve vakitler hayırlı hizmetlerle ebedîleşmiştir.
Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Hazretleri’nin köklerinden aldığı sarsılmaz inançla tam kırk yıl önce bu topraklara serptiği o ilk tohum; içinde insan sevgisi ve topluma hizmet aşkı taşıyordu. O tohum bugün vakıf gönüllülerinin ferâseti, cömertliği ve bitmek bilmeyen desteğiyle, bol hayır meyveleri veren görkemli ağaçlara dönüşmüştür. Büyüklerimiz bu yola çıkarken, sadece maddî bir yardımlaşma ağı kurmayı değil, gönüller arasında kopmaz bir köprü inşâ etmeyi düşlemişlerdi. Bugün geriye dönüp baktığımızda; o köprüden on binlerce çocuğun, binlerce genç öğrencinin ve umuda muhtaç nice gönlün huzurla yürüdüğüne şâhitlik ediyoruz. Hanım kardeşlerimizin el emeği ve göz nuru da vakfımızın bu iyilik kervanına motif motif zarâfet katmıştır. 1990 yılından itibaren vakfımızın ve gönüllere hizmet etmenin ulvî mesuliyetini omuzlayan Mütevelli Heyet Başkanımız Hâmid Hamideddin Ateş Efendi’nin gayret ve teşvikleriyle, hizmet yelpazemiz her geçen gün daha da genişleyip gelişmiştir.
Hulûsi Efendi Hazretleri, bir devlet büyüğüne nasihat ederken; “Halka hizmet Hakka ibadettir; siz bunu şöyle de ifade edebilirsiniz: Halka hizmet, Hakk’a hizmettir.” buyurmuştur. Vakıf gönüllüleri, ellerindeki imkânları ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak adına bölüşerek, aslında yeryüzündeki en asil eylemi gerçekleştirmektedir. Kimi bir yetimin başını okşayan şefkatli bir el, kimi bir öğrencinin kalemindeki mürekkep, kimi ise bir hastanın şifâ bulan duâsı olmuştur.
Belki bugün yüzlerini hiç görmediğiniz, seslerini hiç duymadığınız insanlar, dünyanın dört bir yanında kendi hayatlarını kurarken vakfımız sayesinde aldıkları o ilk ivmeyi minnetle hatırlıyorlar. Başarılı bir doktorun neşterinde, idealist bir öğretmenin ilk dersinde ya da bir mühendisin çizdiği projede vakıf vizyonu yaşamaya devam ediyor. Bir öğrencinin okuduğu okulda, bir hâfızın tilâvet ettiği kursta ve muhabbet dolu sohbet meclislerinde, hayırseverlerimizin katkılarıyla güzellikler daimî bir hüviyet kazanıyor. Kırk yıl boyunca bu vakfı ayakta tutan yegâne güç beton binalar veya nakdî yardımlar değil, ihlâslı bir gönüllülük esasıdır. Zira tüm bu hizmetlerin nihâî gayesi; güzel ahlâklı, vatanını ve bayrağını seven, millî ve mânevî değerlerine kopmaz bağlarla bağlı nesiller yetiştirmektir.
İnanıyoruz ki, bundan kırk yıl sonra da bu çınarın dalları daha da gürleşecek ve gelecek nesiller vakfımızın attığı bu sağlam temeller üzerinde yükselecektir. Vakfımız, emânetlerinize sadakatle sahip çıkmaya, imar ve ihya faaliyetlerine, merhamet ve yardımlaşmayı bayraklaştırmaya azimle devam edecektir.
Bu anlamlı yolculukta, başta Vakfımızın Mütevelli Heyet Başkanı Muhterem Hâmid Hamideddin Ateş Efendi’ye şükranlarımızı arz eder; siz değerli vakıf gönüllülerine ve şefkat güllerine kalbî teşekkürlerimizi sunarız. Bizleri yalnız bırakmadığınız ve desteklerinizi esirgemediğiniz için her birinize minnettarız. “Doğrusu Allah iyilik eden ve işini güzel yapanları sever.” âyet-i kerîmesindeki ilâhî müjdeye mazhar olmanızı diler; Rabb’imizden yaptığınız tüm iyiliklerin karşılığını her iki cihanda kat kat vermesini niyaz ederiz.
Kırkıncı yılımız kutlu, yolumuz aydınlık, beraberliğimiz dâim olsun. Cenâb-ı Allah yâr ve yardımcımız olsun.
Kemal DEMİR
Yazar
İstanbul, her çağda taşına toprağına tarih sinmiş bir şehir oldu; fakat Osmanlı’nın mührü en derin, en sessiz ve en kalıcı biçimde Topkapı Sarayı’nda hissedilir. Boğaz’ın rüzgârını Haliç’in sükûnetiyl...
Yazar: Kemal DEMİR
Tarihçesiyüzyılda Batı’da görülmeye başlayan millîyetçilik akımları etrafındaki gelişmeler millî kütüphanelerin kuruluşunda önemli rol oynamıştır. Pek çok Batı ülkesinin o güne kadar millî kütüphanele...
Yazar: Resul KESENCELİ
-Vefatının 50. yılında babama rahmet dileklerimle-Sen gideli babam neler yaşandı,İffetin yoluna mayın döşendi,Namus iflas etti, ahlâk boşandı.Zamanın fendine bîgâne kaldık,Azgın nefsimizden öğütler al...
Şair: Yusuf DURSUN
İstanbul’un kalbinde, asırların nefesini hâlâ diri tutan bir vakıf medeniyetinin nişânesi yükselir: Fâtih Külliyesi ve onun gönül kubbesi olan Fâtih Camii… Bu mübarek mekânlar, yalnızca taş ve kubbede...
Yazar: Kemal DEMİR