Karanlığı Aydınlatan Fener: İlim
Ortaokulun ilk haftasıydı. İlk haftanın heyecanı, tüm öğrencilerin yüzlerinden okunuyordu. Daha önceden birbirlerini tanıyan öğrenciler hal hatır sorarken ilk kez tanışanlar ise ilk günlerin heyecanıyla ortama alışmaya çalışıyorlardı.
Öğretmen, öğrencileri yeni ders yılına hazırlamak için onlarla sohbet ediyordu. Kısa bir sohbetin ardından sınıfa bir soru sordu:
"Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?"
Sınıfta sessizlik oldu. Kimi "olmaz." dedi, kimi ise nedenini açıklayamadı.
Öğretmen gülümsedi ve onlarla ertesi gün için küçük bir doğa yürüyüşü planladı.
Ertesi gün öğrenciler okulun yakınındaki ormanlık alana gittiler. Dönüş vakti geldiğinde hava aniden kapandı ve yollar kararmaya başladı. Öğretmen, öğrencilerin hazırlıklı olup olmadığını görmek için çantalarını kontrol etmelerini istedi.
Çoğu öğrenci sadece yiyecek ve su getirmişti. Ama Eren'in çantasında bir el feneri vardı. Çünkü öğretmen, gezi öncesinde "Hazırlıklı gelin." demişti ve Eren bunu dikkatle dinlemişti.
Eren feneri yaktı. Önce kendi önünü aydınlattı, sonra arkadaşlarının da güvenle yürüyebilmesi için ışığı onların yoluna tuttu. Karanlıkta kimse yalnız kalmadı.
Okula döndüklerinde öğretmen tekrar aynı soruyu sordu:
"Şimdi söyleyin, bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?"
Bu kez Zeynep söz aldı:
"Eren'in bildiği şey sadece bir fener getirmek değildi. O, verilen bilgiyi dinledi, düşündü ve uyguladı. Bu yüzden hem kendine hem de bize faydalı oldu."
Öğretmen başını salladı.
"İşte bilgi budur. Bilgi sadece ezberlemek değildir. Doğru zamanda doğru yerde bilgiyi kullanabilmektir. Bilgi insanı kibirli yapmamalı; aksine başkalarına yardım etmeye yöneltmelidir."
O gün öğrenciler, "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" sözünün, insanların değerini küçümsemek için değil, öğrenmenin ve bilgiyi faydalı şekilde kullanmanın önemini anlatmak için söylendiğini anladılar.
O günden sonra sınıfta yeni bir alışkanlık başladı. Bir konu öğrenen öğrenci, bunu arkadaşlarına da anlatıyor; bilmeyenler ise çekinmeden soru soruyordu. Çünkü onlar, bilginin paylaşıldıkça çoğaldığını öğrenmişlerdi.
Sevgili arkadaşlar, bilgi paylaştıkça çoğalır, ufkumuzu aydınlatır, geleceğimizi sağlam temellere oturtur.
Yusuf ŞAFAK
Yazar
Anadolu'nun doğusunda, şirin bir evde Zeynep, annesi, babası ve kardeşi Kerem ile birlikte yaşıyordu. Zeynep okuldan geldiğinde çantasını koltuğun üzerine bırakıp odasına koşmayı seviyordu. Kerem ise ...
Yazar: Yusuf ŞAFAK
“Düzce ilinin 7 ilçesi vardır; Akçakoca, Cumayeri, Çilimli, Gölyaka, Gümüşova, Kaynaşlı ve Yığılca.” “Düzce, el değmemiş yemyeşil doğası, Karadeniz havası ve tarihi eserleriyle özellikle hafta so...
Yazar: Editör
Sevgili çocuk dostlarım; Bugünlerde hava çok yağmurlu olduğu için, Selman sürüyü otlağa götüremiyor. Bu sebepten her gün çiftliğe geliyor. Hafize Teyze de çocukların boş vakitlerini değerlendirme...
Yazar: Raziye SAĞLAM
Yaz aylarının en tatlı müjdecisi ve doğanın en lezzetli hediyelerinden biri olan incir ile tanışmaya hazır mısınız? Dışarıdan bakıldığında küçük bir torbayı andıran bu harika meyve, içini açtığın an b...
Yazar: Ayşe Gül PINAR