Kapı Aralıklarında Problemleri Çözmeye Çalışmak
İletişim; kişinin duygu, düşünce ve bilgilerini sözlü ya da sözsüz olarak karşısındakilere aktarmasıdır. Başka bir ifadeyle iletişimi, duygu ve düşüncelerimizin muhatabımızın ruh hâlini de göz önünde bulundurarak, doğru yerde doğru zamanda yumuşak bir dille ifade edilmesi olarak tarif edebiliriz.
Çocuklarımızın bizi doğru algılaması ve anlaması için ne söylediğimizden daha çok neyi, nerede ve nasıl söylediğimiz önemlidir. Çünkü çocuklar da herkes gibi karşısındaki kişinin ne söylediğinden daha çok neyi, nerede ve nasıl söylediğine dikkat etmektedirler. Buna dikkat edilmediği zaman aile içinde iletişim problemi de yaşanmaya devam edecektir.
İletişimde dil kadar beden dili, konuşma şekli, kullanılan sözcükler, ses tonu, jest ve mimikler de çok önemlidir.
Çocuklarla konuşurken beden dilini çok iyi kullanmak gerekir. Çünkü beden dili iletişimin şahitleri gibidir. Zaman zaman kelimelerin anlatmakta yetersiz kaldığı sevgiyi tatlı bir bakış, içten bir kucaklayış çok daha iyi anlatabilmektedir. Yine kelimelerle anlatılamayan duygu yoğunluklarını iki damla gözyaşının çok daha iyi anlattığını biliyoruz.
İletişimde Problemin Kaynağı
İletişim probleminin temelinde anne babaların çocuklarını kendi yaşadıkları çağa göre yetiştirmek istemeleri vardır. Bu konuda Hz. Ali (r.a.) günümüzdeki anne babalara şu tavsiyelerde bulunmaktadır: “Evlâdınızı bulunduğunuz zamandan başka bir zaman için talim ve terbiye ediniz. Çünkü onlar sizin zamanınızdan başka bir zaman için halk olunmuşlardır. Çocuğun terbiyesinde sakın kusur gösterme; zira o, senin zamanından başka bir zaman için yaratılmıştır.”
Yaptığımız Hatalar
Bugün çocuklarıyla problem yaşamayan anne baba hemen hemen yok gibidir. Yaşanan bu problemlerin en büyük nedeni ise birincisi kullanılan dil, ikincisi ise problemleri kapı aralıklarında çözmeye çalışmaktır.
Çocukların ruh hâlleri, yorgunluk ve açlık durumlarının dikkate alınmaması, konuya suçlamayla girilmesi problemin çözümüne katkı sağlamayacaktır. Yine çocuklarla yaşanan problemleri okul dönüşü dediğimiz kapı aralıklarında ayaküstü çözmeye çalışmak sağlıklı bir yol olmayacaktır.
Bunlara ilaveten çocukları dinlemek yerine cevap vermeye çalışmak, konuşurken suçlayıcı ve aşağılayıcı bir dil kullanmak, geçmişiyle yargılamak, duygu ve düşüncelerini dikkate almamak, olumsuz olarak damgalamak, uzun uzun nasihat etmek ve nutuk çekmek, sen dilini yerli yersiz kullanmak, çocukların ihtiyaçlarını ve gelişim dönemlerini dikkate almamak gibilerini sayabiliriz.
Problem Çözmede Ortam, Duruş ve Geri Bildirimler
Problemleri okul dönüşü çözmeye çalışmak problemin çözülmesine değil de büyümesine neden olabilir. Çünkü çocuklar genelde okuldan yorgun ve aç gelmektedirler. Buna bir de çocukların okulda yaşadıkları olumsuzluklar eklenirse problem iyice çözümsüz hâle gelebilir. Onun için kapı aralığı dediğimiz ayaküstü ve zamansız bir şekilde problemleri çözmeye çalışmamalıdır.
Problemler, mümkün mertebe çocukların okul dönüşü değil de yemeklerini yedikten sonra uygun bir ortamda sakin bir kafayla konuşularak çözülmeye çalışılmalıdır. Çünkü insanoğlu açken daha çabuk sinirlenmektedir.
Problemlerin çözümü için ortam ve oturuş rahat olmalıdır. Çocuklarla göz teması kurabilmek için gerekirse çocuğun boy hizasına kadar eğilmeli ya da ona göre pozisyon alınmalıdır. Çocuklar, kendilerine yakın duran, konuşurken gözlerinin içine bakan ve geri bildirimleri ben diliyle ve yumuşak bir dille veren anne babalarla daha iyi iletişim kurmaktadırlar. Yine konuşma esnasında sözlerinin kesilmemesi, durakladıklarında “Hımmm, evet, anlıyorum…” diye geri bildirimler verilmesi, kendisinin dinlenildiğini ve anlaşıldığını göstereceğinden daha rahat konuşmalarını sağlayacak, bu da problemin çözümünü kolaylaştıracaktır.
Problem Çözmede İletişimin Önemi
Babamla bir konuda konuşmak istediğimde babam bana “Seni dinliyorum.” der. Bunun üzerine ben de başlarım anlatmaya. Fakat babam bir taraftan beni dinlerken bir taraftan da elindeki telefonuyla sosyal medyadaki paylaşımlara bakar.
Konuşmamın sonunda “Baba, bu konuda ne diyorsun?” dediğimde “Hangi konuda?” der. Ben de istemeyerek tepki verdiğimde ise:
“Öf ya, gönül rahatlığıyla telefonumuza (sosyal medya paylaşımlarına) bakamıyoruz!” diyerek tepki gösterir.
Derdini anlatamayan ve anlaşılmadığını düşünen çocukların anne babaları tarafından anlattıklarına saygısı gösterilmezse iletişim problemi yaşanmaya devam edecektir. Çünkü iletişim, saygıya dayanmaktadır. Yemek yaparken, internete girerken ya da televizyon seyrederken bir taraftan da dinlemeye çalışmak çocuğun dinlenilmediğini gösterir.
Çocuklarla yargılamadan, eleştirmeden ve uzun uzun nasihat etmeden bir yetişkin gibi konuşulması gerekir. Yine “Ben senin yaşındayken, benim zamanımda, ben senin yerinde olsaydım…” gibi cümleler kurmaktan da kaçınmak gerekir.
Çocukların psikolojik hâlleri göz önünde bulundurulmalı. Çocuklar sıkıntılı ve üzgün oldukları zaman genelde konuşmak istemezler. Bu durumda konuşması için çocukları zorlamak yerine, “Canın herhâlde konuşmak istemiyor ama konuşmak istersen ben seni her zaman dinlemeye hazırım.” mesajını vermek çocukların problemlerini bizimle paylaşmalarına olanak sağlayacaktır.
Çocuklarla kurulacak iletişimde duygu ve düşünceler ben dili ile ifade edilmelidir. Olumsuz durumlarda çocuğu suçlayıp kendisini savunmaya geçmesine sebep olmamak, yapılanlar karşısında duygu ve hissettiklerimizi seviyelerine uygun ve yumuşak bir şekilde ifade etmek gerekir.
“Şu şekilde davranınca kendimi kötü hissediyorum, ödevlerini zamanında yapmadığın için endişeleniyorum, böyle söylemen beni üzüyor.” ile başlayan ben dili içeren cümlelerle duygularımızı ifade etmemiz iletişimin devamını sağlayacaktır.
“Okuldan çıkıp doğruca eve gelmediğin zaman başına bir şey gelmesinden korkuyorum. Çünkü nerede olduğun hakkında bir bilgim yok. Bekletilmek hoşuma gitmiyor, bu da beni tedirgin ve huzursuz ediyor.” dememiz, hoşumuza gitmeyenin kendisi değil, davranışları olduğunun farkına varmasını sağlayacaktır.
Bunların Yanında;
Çocukların anlattıklarına yeni bir şeyler eklemek yerine anlattıkları kısa özetler şeklinde geri bildirim olarak verilmeli.
Öğüt vermek yerine, onun sıkıntılarına benzer sıkıntılar yaşanmışsa bunu paylaşıp anlatmak daha faydalı olacaktır. Yaşadığı sıkıntıların herkes tarafından yaşandığını, yalnızca ona özgü olmadığını bilmesinin çocuğu rahatlatacağı bilinmeli.
Çocuklarla iletişim konusunda hâlâ sıkıntılar devam ediyorsa özeleştiri yapılmalı. Sıkıntının kaynağı ilişki biçimimi mi, olaylara bakış açısı mı, ruh hâli mi diye düşünülmeli.
Sonuç olarak; çocuklarımızı gerçekten dinlediğimizde, onlara zaman ayırdığımızda, konuşurken onları yüreklendirdiğimizde, onlarla ilgilendiğimizde, onlara fırsat verdiğimizde ve onları koşulsuz kabul edip takdir ettiğimizde ve onlarla nitelikli zaman geçirdiğimizde problemleri ortadan kalkacaktır.
M. Emin KARABACAK
Yazar
Kısaltması VKİ olan vücut kitle indeksi veya diğer adıyla boy kilo endeksi, bireyin vücut ağırlığının (kg), boy uzunluğunun (m cinsinden) karesine (BKI=kg/m2) bölünmesiyle elde edilen bir değerdir. Bo...
Yazar: Nesibe AYDIN
Çocukların kendilerini özgürce ifade edebilecekleri en iyi şey, çizdikleri resimlerdir. Çizdikleri resimler, sansürsüz, objektif ve gerçekçidir. Çünkü çocuklarda soyut zekâ tam gelişmediği için olayla...
Yazar: M. Emin KARABACAK
Sigmund Freud ve Erik Erikson gibi Bbatılı eğitimciler, çocuk eğitiminin doğumla başladığı görüşündedirler. Sigmund Freud, insan gelişimini beş döneme ayırır ve 0-–2 yaşları arsasına “Oral Ddönem”&nbs...
Yazar: M. Emin KARABACAK
İhmalkâr Anne Babalarİhmal kelimesi, adından da anlaşılacağı üzere, yapılması gereken bir işin yapılmaması ya da gösterilmesi gereken özenin gösterilmemesidir.Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımına göre ise...
Yazar: M. Emin KARABACAK