İstanbul Güzellemesi
İstanbul… Sadece Osmanlı’nın payitahtı değil, medeniyetimizin tacı, incisi, hatta Süreyya Yıldızı…
Fatih’in kutlu fethin ardından hakiki anlamda şenlendirdiği, yeşerttiği ve parlattığı şehir…
Osmanlı ve İslâm medeniyetinin bütün değerlerini, hasletlerini, zarafet ve estetiğini temsil ve teşhir eden numune şehir…
Osmanlıların yeryüzünde inşa ettikleri mutluluk şehri…
Müslümanlar ve Osmanlıların asırlar boyunca kızıl elması olmuş, müjdelenmiş ve övülmüş şehir…
Efsunkâr güzelliği ve silüetiyle kendisini görenleri her daim büyülemeyi ve hayran bırakmayı başarmış şehir...
Fransız Yazar Ubucini, 1846’da İstanbul’u gördükten sonra Avrupa’daki her bir şehre, şehir demekten vazgeçer ve şöyle der: “Altının İstanbul kadar alelade olduğu başka yer var mıdır? İstanbul’la kıyaslandığında öteki kentlere şehir denemez.”
İspanya, İtalya ve Rusya’ya gerçekleştirdiği seyahat sırasında İstanbul’a da uğrayan Fransız ressam-şair Théophile Gautier’e göre İstanbul’a en çok yakışanlar, Osmanlılardır: “İstanbul, bütün güzelliğiyle, bütün haşmetiyle Türk’e yaraşır. Zarf ile mazrufun bu kadar uygun düştüğü bir yer, kürenin başka hiçbir tarafında görülemez.”
Bir Osmanlı ve İstanbul hayranı olan Fransız Yazar Pierre Loti’nin nazarında İstanbul, İslam’ın muhteşem beldesi ve doğu şehirlerinin kraliçesidir. Kubbeler, camiler ve diğer şaheserlerle bezeli silüetiyle alakalı izlenimleri, tam anlamıyla muhteşem: “Ah İstanbul! Beni en çok büyüleyen sensin. O heybetli şehir, sanki asılıymış gibi durur. Masmavi gökyüzünde, tepeleri mızrak kadar sivri minareler yükselmekte. Bu camilerin ayakları dibinde, vaktiyle ömrümün en unutulmaz saatlerini geçirdim.”
Meşhur Fransız şair yazar Lamartine’in veciz İstanbul ve Boğaziçi güzellemesi de vatandaşlarından aşağı kalmaz: “Sarayların hususiyeti, Türk milletinin tabiat anlayışı ve tabiat aşkını gösterir. Güzel manzaralara, parlak denizlere, gölgeliklere, membalara, muazzam ufuklara karşı beslenen alaka, bu milletin en büyük meylidir. Bu millet, padişahlarının saraylarını dünyanın belki de en güzel tepesinin yamacına yerleştirmiştir. Burada, ağaçların ebedî surette geliştiği, suların şarıldadığı ve güvercinlerin dem çektiği geniş bahçeler vardır.”
Ruha neşe ve sürur veren su şırıltılarından, yeşillikler ve gölgeliklerle süslenmiş sayfiye yerlerinden ve iman, ihlâs ve mermerle örülmüş estetik harikası camilerden etkilenen Batılılardan biri de Alman Yazar Hans Barth’tır: “Her taraf mimarî şaheserler, su şırıltıları, ahenkli bir musiki gibi hisleri kucaklayan ve ruha neşe veren serinlikteki gölgelerle dolu. Burada artık güzellik duygusundan çok daha derin ve çok daha kudretli bir şey hissetmeye başlıyoruz. Bize düşman bir imanın iskeletini temsil eden ve ecdadımızın titrediği bir halkın zaferini ilân eden bu abideler, bu eserler, insana korku ve kuşku ile karışık bir hürmet telkin ederler.”
Kırım Savaşı sırasında İstanbul’u gezen G. W. Frederick Howard’un şehrin büyüleyici çehresiyle alakalı müşahedeleri de şu şekildedir: “Kubbeler ve minareler ufukları kaplamış, tüm şehir ve kule köpüklü mavi sularla işlenmiştir. Boğaziçi, berrak gökyüzü, ışıl ışıl yanan minareler... İşte güzellik bu... Dört bir yandan yükselen kubbeler ve ince minareler, mavi boşlukta nasıl da yıkıyorlar kendilerini!”
Son olarak İngiliz Yazar Dorina L. Neave’nin 1881-1907 arasında yaşadığı ve “Şehirler Kraliçesi” ifadesiyle taçlandırdığı büyüleyici güzellemesini aktaralım: “Boğaz’ın pırıl pırıl sularından doğup yükselen şehrin yedi tepesi, haşmetli kubbeleriyle yücelen camilerin gönle akan silüetleriyle taçlanır. Boğaz’ın koyu mavilikler içinde oynaşan sulara akseden bulutsuz gök kubbe altında iki kıtayı ayırışının ihtişamı eşsizdir. Tepelerin yamaçları, yeşilliğin en gümrah örtüsüyle kaplıdır. Boğaziçi’ndeki emsalsiz güzellik, Batılıların zihinlerini büyülemiştir. Haliç’in muhteşem panoraması emsalsiz bir görünüşe sahiptir.”
Bengisu HAYAT
Yazar
Sultan II. Abdülhamid’e İlk Evlat Acısı Yaşatan Kızı Ulviye SultanSultan II. Abdülhamid’in veliahtlık döneminde başkadını Nazikeda Kadınefendi’den doğan ilk çocuğu ve kızıdır. 1868 yılında Dolmabahçe ...
Yazar: Bengisu HAYAT
Mantar zehirlenmesinin tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Günümüzde de doğadan toplanılarak tüketilen mantarlar ciddi sorunlara yol açabilmektedir. ABD’de her sene 6 bin mantar zehirlenmesi vakası bil...
Yazar: Nesibe AYDIN
Sultan II. Abdülhamid’in 5 Ağustos 1876 tarihinde Dolmabahçe Sarayı’nda dünyaya gelen kızıdır. Validesi Bîdar Kadınefendi’dir. Abdülhamid Han, tahta çıkmadan 26 gün önce doğduğu için Naime Sultan’ı, “...
Yazar: Bengisu HAYAT
Şiarı İslam ve iman olacakHakikat yoluna revan olacakVatanı uğruna kurban olacakBir Âsım nesil gelmeli artıkMehterler bu nesli çalmalı artık.Bayrakta yıldız ve aya benzeyenKurbandan verilen paya benze...
Yazar: Hacı KISIR