İki Kıssa İki Hikmet
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hayatı; merhameti, adaleti ve insan ruhunu incelikle kavrayan hikmet dolu tutumlarıyla doludur. O’nun hem gökler âlemiyle olan bağını hem de ev ortamındaki adalet anlayışını yansıtan olaylar, günümüz insanına da en güzel ahlak derslerini vermektedir. Aşağıdaki iki kıssa; niyetlerin kıymetini, hasta kulun hürmetini ve küçük bir çocukla iletişimde bile hakkın ve sıranın nasıl gözetilmesi gerektiğini gözler önüne sermektedir.
İki Meleğin Haline Gülüyorum
Bir gün Rasûlullah (s.a.v.) gülümseyerek göğe bakıyordu, sahabe efendilerimizden biri Peygamber Efendimiz’in gülmesinin sebebini sorunca Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdular: “Evet göğe bakıyordum, iki meleğin hâli beni güldürdü; onlar kendi yerinde ibadetle meşgul olan mü’min bir kulun gece gündüz yaptığı ibadetlerin mükâfatını yazmak için yeryüzüne indiler fakat onu hasta olduğundan dolayı ibadetgâhında bulamayınca göğe çıkıp Hak Teâlâ’ya şöyle arz ettiler: “Ey Rabb’imiz! Biz o mü’min kulun ibadetini yazmak için her zamanki gibi onun ibadetgâhına gittik fakat onu orada bulamadık, hastalanıp yatağa düşmüştü.”
Allahu Teala, o meleklere cevabında şöyle buyurdu: “O mü’min kulum, hasta olarak yatağında olduğu sürece, her gün ibadetgâhında olduğu zaman ona yazdığınız sevabın miktarınca ona sevap yazın. Hasta olarak yatağında olduğu müddetçe onun hayır amellerinin mükâfatı bana aittir; onun mükâfatını ben vereceğim.”
Siz sağlıklıyken düzenli olarak iyilik yapıyor ve ibadet ediyorsanız hasta olup yatağa düştüğünüzde Allah size "Sen zaten bunu yapmayı âdet edinmiştin, niyetin de yapmaktı." diyerek yattığınız yerden sanki o ibadetleri yapmaya devam ediyormuşsunuz gibi sevap yazmaya devam eder.
Sıraya Riayet Edin
Hz. Ali (a.s.) şöyle buyuruyor: “Bir gün Hz. Rasûlullah (s.a.v.) ayaklarının üzerine yorgan örtmüş ve istirahate çekilmişti. Bu arada Hasan su istedi. Rasûlullah (s.a.v.) hemen yerinden fırladı ve devemizden bir kaba biraz süt sağıp onu Hasan’a verdi. Bunu gören Hüseyin yerinden fırlayıp sütü almak istedi. Ama Rasûlullah (s.a.v.) ona mâni olup sütü Hasan’a verdi. Bu arada durumu seyretmekte olan Fatıma: “Ya Rasûlullah! Sanki Hasan’ı daha çok seviyorsun.” dedi. Rasûlullah cevaben buyurdular ki: “Hayır, öyle değildir. Benim Hasan’ı savunmamın sebebi, öncelik onun hakkı olduğu içindir. Çünkü o, daha önce su istemişti; sıraya riayet etmek gerekir. Yoksa kıyamet günü ben, sen, bu ikisi ve şu yerde yatan (Ali), hepimiz bir mekânda olacağız.” buyurdu.
Evet, Yüce Allah samimi bir kulun niyetini ihlası ölçüsünde ödüllendirirken Rahmet Peygamberi (s.a.v.) de aile içi ilişkilerde evlat ayrımı gözetmeksizin hakkı ve sırayı birinci ilke edinmiştir. Hayatın her anında adaleti ayakta tutmak ve samimiyeti kaybetmemek, bizlere bu kıssalardan kalan en büyük mirastır.
Sema KORKMAZ
Yazar
El-Cemâl: GüzelleştirenArapça'da güzellik anlamına gelen cemâl, "cemîl" kelimesinin masdarıdır. Cemal; insanın beden ve davranış güzelliği ile eylemleriyle başkalarına ulaştırdığı güzellik olmak üzere...
Yazar: Editör
Öğrencilik yılları doksanlı yıllara ve öncesine tekabül edenler çok iyi bilirler ki mahallede öğretmenimizi uzaktan gördüğümüzde bile hemen üstümüze başımıza çeki düzen verir, kimi zaman yolumuzu deği...
Yazar: Gülşen CANPOLAT
Rasûl-i Ekrem (s.a.v.), vefakâr bir insandı. Ahdinde dururdu, vadinde sadıktı, sözünden caymazdı, kendisine ve çevresindeki ashabına yardımı dokunanları asla unutmaz, dostlarını sık sık arar, hâl hatı...
Yazar: Sema KORKMAZ
Hz. Peygamber (s.a.v.) ibadete düşkündü, namaz için “gözümün nuru” diyordu. Farz namazları camide, teheccüd ve benzeri nafileleri evinde kılmayı tercih ederdi. Gecenin başlangıcında yatsı namazını kıl...
Yazar: Sema KORKMAZ