Peygamber Efendimiz’in Örnek Ahlakı
Rasûl-i Ekrem (s.a.v.), vefakâr bir insandı. Ahdinde dururdu, vadinde sadıktı, sözünden caymazdı, kendisine ve çevresindeki ashabına yardımı dokunanları asla unutmaz, dostlarını sık sık arar, hâl hatırlarını sorar, Müslümanlara da böyle yapmalarını tavsiye ederdi. Buna dair yaşanmış birkaç örnek nakledelim:
Ashabtan Abdullah b. Ebi’l-Hamsa anlatır: “Hz. Peygamber (s.a.v.)’le bir alışveriş yapmıştım. Kendisine; ‘Biraz bekle, gelirim.’ dedim. Ancak ona verdiğim sözü unutmuştum. Aradan üç gün geçmişti, hatırlayıp gittiğimde o aynı yerde hâlâ beni bekliyordu.”
Bundan anlaşıldığına göre Peygamberimiz (s.a.v.) güvenilir, sözünde duran bir tacirdi. O, iş ortağını beklemekle kalmayıp başına bir şey gelip gelmediğinden endişe etmişti.
Bir kere Habeşistan hükümdarının elçileri Peygamberimiz (s.a.v.)’in huzuruna gelmişlerdi. Peygamberimiz (s.a.v.), onlarla yakından ilgilendi. Ashabdan bazıları; “Ey Allah’ın Rasûlü! Biz hizmete yetişiriz, siz istirahat buyurunuz!” dediler. Fakat Peygamberimiz (s.a.v.), onlara şu cevabı verdi: “Bunlar, Habeşistan’a göç etmiş olan ashabıma yer göstermiş, ikram etmişlerdi. Şimdi bunlara karşılık ben de hizmet etmek isterim.”
Mut’im b. Adiy (r.a.), Kureyşli inkârcıların ileri gelenlerindendi. Vaktiyle Peygamberimiz (s.a.v.), Taif yolculuğundan şehre dönerken düşmanları onu şehre almak istememişlerdi. Peygamberimiz (s.a.v.), sıra ile birçok ileri gelen Mekkelinin himayesini istedi fakat hepsi reddettiler. Ancak Mut’im kabul etti, oğullarını silahlandırarak Hz. Peygamber (s.a.v.)’i şehre aldı. Aradan yıllar geçti; Mut’im, Bedir Savaşı’nda Kureyşli diğer inkârcılarla birlikte Müslümanlara karşı savaştı ve öldürüldü. Hz. Peygamber (s.a.v.)’in şairi Hassan, bu zâtın ölümünün ardından anlamlı bir mersiye yazmış, şiirinde onun vaktiyle Peygamberimiz (s.a.v.)’i himaye ettiğinden söz ederek iyilikle anmıştı.
Peygamber (s.a.v.), kendi adına gösterilen bu vefakârlıktan son derece hoşnut oluyordu. Düşman esirlerine ne yapılacağı tartışılırken Peygamberimiz (s.a.v.)’in söylemiş olduğu şu söz de onun vefakârlığının hangi noktalara vardığını göstermesi bakımından anlamlıdır: “Şayet Mut’im b. Adiy sağ olup da benden esirleri isteseydi fidye (kurtuluş akçesi) istemeden hepsini serbest bırakırdım.”
Hz. Peygamber (s.a.v.) müttefiklerine karşı da vefalı idi. Hudeybiye Musalahasında Müslümanların yanında antlaşmaya katılan Huzâe Kabilesi, Kureyş’in yanında antlaşmaya giren Benu Bekir’in saldırısına uğramıştı. Kureyşliler de bu saldırıyı el altından destekliyorlardı.
Huzâeliler durumu Hz. Muhammed (s.a.v.)’e ilettiklerinde O, derhâl Kureyşlilere ültimatom gönderdi ve peşinden ordu hazırladı. Bu olay, Mekke fethinin sebebi olarak tarihe geçti. Böylece Peygamberimiz (s.a.v.), saldırıya uğrayan bir müttefikini yalnız bırakmamış oluyordu.
Sema KORKMAZ
Yazar
Yavuz Sultan Selim giyim kuşamına itina etmez, giydiği kaftanı uzun süre sırtından çıkarmazmış.O çıkarmayınca vezir vüzera da yeni elbise yaptıramaz olmuş, iyice kılıksızlaşmışlar.Ne yapsak da padişah...
Yazar: Sema KORKMAZ
Medine’de yaşayan Yahudi âlimlerinden Abdullah İbn-i Selâm, şehirlerine hicret eden Peygamber Efendimiz’i merak edip görmek istemiş; vech-i mübâreklerine bakınca da hayran bir şekilde, “Bu yüz yalan s...
Yazar: Sema KORKMAZ
Aziz okurlar;Bayramlar, gönüllerimizin aynı kıbleye yöneldiği, dualarımızın aynı semaya yükseldiği müstesna zamanlardır. Sevinçle hüzün, şükürle tefekkür bu günlerde yan yana durur. Bir ay boyunca sab...
Yazar: Editör
Berat Kandili, İslâm dünyasında büyük bir öneme sahip olan ve mübarek üç aylar içinde yer alan beş mübarek geceden biridir. Şaban ayının 15. gecesine denk gelen bu kandil, Allah’ın affına ve bağışlama...
Yazar: Sema KORKMAZ