HAYATA BAKIŞ AÇINIZI DEĞİŞTİRİN!
Metroda, hızla araca binmek isteyen kişilerden biriydim. İçerisi çok kalabalıktı. Köşedeki beşli koltukta, tanımadığım insanlarla yan yana oturmaktaydım. Demirlere tutunmaya çalışan yaşlı bir adamı gören yanımdaki genç, ona yer verdi. Fakat ayakta duran bir çocuk, koşarak boşalan yere oturdu. Yaşlı adam hamle yapmış ama oturamamıştı. Çevrede ilk oluşan düşünceler: “Saygısız!”, “Allah seni bildiği gibi yapsın!”, “Sana mı yer verdik?”, “Düşüncesiz!” vs. Açıkçası benim de kafamda ilk beliren, “Olacak iş değil!” cümlesiydi. Biraz düşündüm. “Acaba?” dedim, “Başka bir durum olabilir mi?” Bir arkadaşım anlatmıştı. Geçen gün otobüste, ayakta kalmış yaşlı bir adam, önündeki koltukta oturan gence, “Saygısız herif, utanmıyor musun yaşlılar dururken orada oturmaya?” der. Çocuk ise ayağındaki protez bacağı gösterir ve hiçbir şey demeden kalkar. Fakat o koltuğa uzun süre boyunca, yaşlı adam dâhil kimse oturamaz. İşte bu olay aklıma gelmişti. Bilmediğim bir durum için sükûnetimi korudum. Sonra ayağa kalktım ve ayakta kalan yaşlı adama ben yer verdim. Böylece yaşlı adam ve hızlı adımlarla onun yerini kapan genç, yan yanaydı. 15 dakika sonra, son durağa geldik. Yaşlı adam ayağa kalktı. Sonra yanında oturan gencin kolundan tuttu ve birlikte dışarıya doğru yürüdüler. Fark ettim ki, çocuk zihinsel özürlü. Yaşlı adamla beraber gelmiş. Yaşlı adam ona destek oluyor… Olur olmaz kaç kişiye kızıyoruz? Kaç kişi sinirimizi bozuyor? Kaç olay yaşanıyor ve biz kaç olayı doğru yorumluyoruz? Aslında gördüğümüz birçok olayı, kültürümüzde yer etmiş durumlara göre değerlendiriyoruz. Yorum yapmıyor, direkt yargıya geçiyoruz. Belki de sırf bu yüzden, asılacak adamları, gerçek suçluları serbest bırakabiliyoruz. Gördüklerimize nefretle yaklaştıkça, nefreti buluruz. Sevgiyle yaklaştıkça, sevgiyi… Yani neyi verirsek, onunla karşılanırız. İstisnalar yaşanır elbet. Fakat bazı istisnaların ardında, bizim bilmediğimiz doğrular yatabilir.
Sema KORKMAZ
YazarZengin bir iş adamının bahçesinde, yan yana dikilen iki limon ağacı vardı. Bu ağaçlar baharda çiçeklenir ve bütün çevreyi mis gibi kokulara boğardı. Esasında birçok çiçek daha açardı. Ama insanlar, kı...
Yazar: Ayşe Gül PINAR
Âlime Hüma Hatun, Sultan II. Murad’ın eşi, geleceğin Fatih’i Sultan Mehmed’in annesidir. Esas adı Hatice Âlime Hüma Hatun olup, Kastamonu’nun Devrekâni ilçesinde doğmuştur. Hüma Hatun isminin, Acem ef...
Yazar: Zühal ÇOLAK
Talas’tan yukarı doğru tırmandığınız vakit, Reşadiye/Erciyes Kasabası, Zincidere derken Zincidere’nin mahallesi durumuna gelen eski Akçakaya Köyü’ne ulaşıyorsunuz. Burada Somuncu Baba’nın cami-i şerif...
Yazar: Sümeyye YILDIZ
Her kahve aynı tadı taşımaz. Nerede içiyorsan, kiminle içiyorsan ona göre değişir...Bir pazar öğle sonrası annenin "Hadi bir kahve yap da içelim." dediği kahve huzurludur. Köpükler annenin göz bebekle...
Yazar: Sema KORKMAZ