Günümüzde Vakıflarda Neler Yapılıyor?
Bir ara kıymetli bir tarihçimiz şu mealde bir cümle kurmuştu: “Osmanlı, biraz da vakıflar sayesinde 634 yıl ayakta durabildi.” Bu sözü duyduğumda vakıfların ne kadar önemli bir görev üstlendiklerine bir kere daha şâhit olmuştum. Sosyal, siyasal ve kültürel alanda hayırseverlerin kurduğu vasıflar, asırlardan beri başrolü oynamışlar ve mühim hizmetleri îfâ etmişlerdir. Bir radyomuzda “Vakıflarımız” başlığı altında ecdadın kurduğu bu iyilik kuruluşları tanıtılıyordu. O kadar zarifçe duygu ve düşüncelerle kurulmuş ki vakıflar… Fakir fukarayı kollayan vakıflar pek çok. Bir de evlenecek olan genç kızlarımızın çeyiz masrafını üstlenen vakıflar… Hasta, sakat hayvanların sağlığını korumak amacıyla kurulan vakıflar… İmanlı ve vicdanlı olan atalarımız, neredeyse toplum hayatında yanlış ilerleyen, eksik olan bütün konuları düşünmüş ve bu durumların düzelmesi ve düzenlenmesi için vakıflar kurmuştur. Aslında kitaplık bir konu bu. Geçenlerde “Eyüpsultan’ın Ebedî Sakinleri” programında tarihçi yazar Can Alpgüvenç, Âdile Sultan’ı anlattı. Hayırsever bir hanım sultan olan Âdile Sultan aynı zamanda Dîvân şiirimizin en güçlü sesi. Ama mütevâzı, mütevekkil ve asalet sahibi… Hayatı bir destan… Keşke kültüre değer veren televizyonlarımızın yöneticileri böyle hanım sultanlar için diziler yaptırsa… Hayırda yarışan hanım sultanlarımızı milletimiz daha yakından tanısa, anlasa, sevse…
Konu vakıflar olunca alan genişliyor. Dinî hizmetler için kurulan vakıflar, devletin desteklenmesi için kurulan vakıflar, fakir fukara için kurulan vakıflar ve daha pek çok mesele için tesis edilen hayır müesseseleri… Allah rızası için kurulan ve gece gündüz çalışan vakıflar… Bu vakıflara ömrünü adayan ‘vâkıflar’… ‘Vakıf adamlar’.
Türkiye’de 2000’li yıllardan sonra kurulan vakıflarda âdeta patlama oldu. Şüphesiz vakıf adı altında ortaya çıkan her kuruluş bahsettiğimiz bu kutlu amaçlara hizmet etmiyor. Kimi vakıf ve derneklerin siyasete atlamak için kurulduğunun herkes farkında. Âdeta bu güzelim hayır müesseselerini ‘atlama taşı’ olarak kullananlar da var. Şerre hizmet amacıyla öne çıkarılan vakıflar var ne yazık ki… Adını vermeyeceğim ama bir vakıf vardı. İsmi güzel ama doğru dürüst hizmeti yoktu. O tarihî mekânda uyduruk faaliyetlerle zaman geçiştiriliyordu. Hâlbuki o mübarek mekân, güzel bir camimizin gölgesindeki medreseyi tevarüs etmişti. Üstelik Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden uzun süreliğine alınmıştı. Bilmiyorum Vakıflar İdaresi, kiraya verdiği tarihî mekânları zaman zaman kontrol ediyor mu? Ne gibi faaliyetler yaptıklarına bakıyor mu? Ben ecdadımızdan bize miras kalan bu müesseselerin maksadına uygun kullanılmadığı takdirde büyük bir vebal doğacağına inanıyorum. İlgililer ve yetkililer, bu yazıyı okur mu, görevlerini hatırlar mı, bilemem. Yaptıklarımızdan ve yapmadıklarımızdan hepimiz mesulüz, unutmayalım. Hele konu ‘vakıf’ olunca! Bu yapılarda yetimlerin hakkı, ecdadın alın teri vardır.
Kültür Sanat Vakıflarına Bakalım
Vakıflar konusu bir derya, bir umman, hatta bir okyanus… Ama biz konumuzu sınırlandırıp kültür sanat vakıflarından biraz bahsedelim. İstanbul’a yüksek tahsil için geldiğim 1980’li yıllarda İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde kıymetli hocalarımız oldu. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde Mehmet Kaplan, Muharrem Ergin ve Faruk Kadri Timurtaş gibi mümtaz ilim ve edebiyat adamlarından ders görme talihine kavuştuk. Tabiî hocalar çoktu. Ömer Faruk Akün, Abdülkadir Karahan, Ali Alparslan, Mehmed Çavuşoğlu, Kemal Eraslan ve diğerleri… Rahmet dilediğim bu hocaların yanı sıra bugün hayatta olan öğretim üyelerimiz de vardı. Bütün hocalarımızın bize tavsiyesi şu oluyordu: “Çocuklar, fakülteye devam ederken bilhassa Sahaflar Çarşısı’nı, Kubbealtı Vakfı’nı ve Türk Edebiyatı Vakfı’nı sık sık ziyaret edin, kütüphanelere her zaman uğrayın.” Bu çok mühim, hayatî bir tavsiyeydi. Bir avuç arkadaş bu nasihate kulak verdik ve verilen adreslere mütemâdiyen gittik. Kubbealtı’nda Sâmiha Ayverdi, Ekrem Hakkı Ayverdi ve İlhan Ayverdi’yi tanıdık. TEDEV’de ise Ahmet Kabaklı’nın yanı sıra hemen hemen her hafta toplantıya iştirak Ayhan Songar ve diğer büyüklerimizle tanıştık. Her iki vakıfta düzenlenen haftalık toplantıları muntazaman takip ettik. Bazen sandalye bulamıyorduk, konuşmacılarımızın anlattıklarını ayakta pürdikkat dinliyorduk. Kimler vardı bu hatipler arasında? Rahatlıkla diyebilirim ki Türkiye’nin en seçkin âlimlerini, yazarlarını, şairlerini, fikir ve sanat adamlarını dinleme talihine eriştik. Birkaç isim vermem kâfi: Münevver Ayaşlı, Tarık Buğra, Tahsin Banguoğlu, Emine Işınsu, Mustafa Necati Sepetçioğlu, Turan Yazgan, Saim Sakaoğlu, Sadık Kemal Tural, Ergun Göze, Mehmed Niyazi ve daha yüzlerce münevver… Bu toplantılar sayesinde kendileriyle tanıştık, kitaplarını imzalattık, hatıra fotoğraflarımız çekildi. En önemlisi külliyatlarını temin ettik, okuduk ve bilmediklerimizi bizzat kendilerine sorduk. Büyüklerimizle irtibatımız devam etti.
Kabaklı’dan Tavsiye
Büyük edebiyat tarihçimiz, yazar, “Şeyhülmuharrirîn” Ahmet Kabaklı Hocamızı hatırlıyorum. Fakülteden arkadaşlarla vakfın Cağaloğlu’ndaki Yeşilay binasındaki eski merkezine gitmiştik. Hoca bizleri görünce sevinmiş, hangi fakülteden geldiğimizi sormuştu. Söylemiştik. “Çocuklar, demişti. İyi yaptınız, hoş geldiniz. Vakfımıza hep gelin, toplantılarımızı takip edin, sizin hocalarınız bizim de dostlarımızdır. İnşallah okullarınızı muvaffakiyetle tamamlarsınız. Ama unutmayın ki, bu kültür sanat vakıfları da âdeta birer fakülte gibidir. Yalnız biz diploma vermiyoruz. Yani mezun etmiyoruz. Hep gelmenizi istiyoruz.” Bu tarihî konuşma, beni ziyadesiyle etkilemişti. O gün bugündür vakfın en sıkı müdavimlerinden biri oldum. Gün geldi, yaş ilerledi. Daha önce hep dinleyici olarak gittiğimiz bu salonlarda şimdi fakiri ve diğer dostlarımızı konuşmacı olarak davet ediyorlar. Kadir kıymet bilen vefalı vakıf idarecileri, hep sağ olsun.
Anadolu’daki Vakıflar
Şükürler olsun ki, daha önce sadece İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerimizde kurulan kültür sanat vakıfları artık Anadolu’nun her yerinde de görülüyor. Bunlar arasında temâyüz eden bir vakfımız da Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Vakfı’dır. Faaliyetlerini ve hizmetlerini https://hulusiefendivakfi.org.tr/ internet sitesinden incelemek mümkündür. Bilhassa üniversite öğrencilerine yurt temin eden, burs veren vakıflarımızın sayısı son yıllarda çoğaldı. Bu vakıfların şuurlu yöneticileri, kendilerinden burs alan, yurtlarında kalan talebelerimizin aynı zamanda kültürel anlamda, mânevî bakımdan da yetişmeleri gerektiğinin farkındadırlar. Bu bakımdan düzenli toplantı düzenleyen, konferans, panel ve sempozyumlar tertip eden, kurslar açan vakıf idarecileri, gençlerimizin daha iyi bir şekilde yetişmelerini sağlıyorlar.
Bu hayırlı kuruluşlarımızdan Yeni Dünya Vakfı’na bakalım meselâ. Genel Merkezi İstanbul Eyüpsultan’da olan vakfın Türkiye genelinde 32 şubesi ve temsilciliği bulunuyor. İki seneden beri “Eyüpsultan’ın Ebedî Sakinleri” toplantılarını vakfın Eyüpsultan ilçemizdeki Genel Merkezi’nde düzenliyoruz. Büyük ilgi var. Vakıfta ayrıca kültür ve sanatın pek çok alanında önemli faaliyetler var. Birkaç gün önce vakfın Cağaloğlu’ndaki şubesinde, Hasan Paşa Medresesi’nde, baktım pek çok genç kızımız hocalarının nezaretinde hat sanatını çalışıyorlar. Çok sevindim. Bilhassa klâsik Türk İslâm sanatlarına gençlerimiz büyük alâka gösteriyor. Hat, ebru, minyatür, tezhip ve nakış gibi geleneksel sanatları öğreniyorlar, uyguluyorlar. Hatta bunu meslek olarak düşünenlerin ve bunda muvaffak olanların sayısı da az değil.
Anlatılacak hususlar çok ama sözü fazla uzatmayalım. İlim dünyamıza, medeniyetimize, inanç dünyamıza, kültür ve sanat âlemine hizmet eden bütün vakıf kurucularına ve yöneticilerine selâm olsun. Sağ olsunlar, var olsunlar! Yaptıkları hizmet, gösterdikleri üstün çaba, ihlâs ve samîmiyetle koşturmaları, alın teri ve göz nuru dökmeleri, milletimiz tarafından elbette hiçbir vakit unutulmayacaktır.
Mehmet Nuri YARDIM
Yazar
Ahmed Kuddûsî (1760-1848)Ey bâd-ı sabâ es yürü ol yâre selâm etMahbûb-ı Hudâ Ahmed-i Muhtâr’e selâm etSevdâsı anın etti beni zâr u perîşânArz eyle bu ahvâlimi dildâre selâm etŞevki ile n’olduğumu hep...
Yazar: Vedat Ali TOK
Tarih, kültür ve medeniyetin izlerini taşıyan eserlerimizi tanımak ve yaşatmak amacıyla 6-13 Mayıs günleri, “Vakıflar Haftası” ilan edilmiştir. Biz de bu çalışmamızda genel olarak İslâm’ın infak ve pa...
Yazar: Fikret KARAMAN
Kur’ân-ı Kerîm’in birçok âyetinde amel-i sâlihi mütemâdiyen imanla birlikte zikretmesi,[1] Hz. Peygamber (s.a.v.)’in insanların faydasına olan işleri telkin etmesi[2] ve Abdulhâlık Gucdüvânî’nin, Şah-...
Yazar: Hamit DEMİR
İhtifalci Mehmed Ziya Bey bir muallim, tarihçi, araştırmacı yazar ve pek çok vasfa sahip bir ilim ve kültür adamıdır. Ama onu geniş kesimler daha ziyade “İhtifalci” yönüyle bilirler. Zaten adından önc...
Yazar: Mehmet Nuri YARDIM