Görünmez Sığınak
Hayatın koşturmacası içinde yanımızda olan insanların varlığını çoğunlukla bir doğal durum, hiç bitmeyecek bir kaynak sanırız. Her fırtınada sığındığımız o limanın da bazen sığınacak bir limana ihtiyaç duyabileceği fikri, ancak kendi olgunlaşma yolculuğumuzda aniden karşımıza çıkan bir farkındalıkla zihnimize düşer. Bazı gerçekler tek bir cümleyle üzerimizdeki örtüyü kaldırır ve bizi yetişkinliğin o sessiz, ağır sorumluluğuyla baş başa bırakır.
Annem beni hastaneden aradı ve sordu: “Tatlım, gelip beni alabilir misin?”
Ben de “Elbette.” dedim. Sonra, daha sonra kalbimi kıracak o soruyu sordum: “Babam nerede?”
“Evde.”
“Neden gelmedi?”
Bir an duraksadı: “Hastaneleri sevmiyor.”
Anahtarlarımı aldım ve çıktım. Nedense bu cevap yol boyunca beni rahatsız etti. Annem iyiydi. Markette başı dönmüştü. Ciddi bir şey değildi.
Vardığımda bir hastane yatağının kenarında oturmuş, “sorun çıkardığı” için bir hemşireden özür diliyordu. Klasik annemdi. Hemşire, evraklarını bana uzattı. En üstte şunlar yazıyordu:
“Acil durumda aranacak kişi!”
Benim adım yazıyordu.
Babamınki değil.
Benimki.
Güldüm. “Anne, neden acil durumda aranacak kişi benim?”
Soruya şaşırmış görünüyordu. Sonra dedi ki: “Çünkü sen cevap veriyorsun.”
Üç kelime. Hepsi buydu.
“Çünkü sen cevap veriyorsun.”
Neden bu kadar canımı yaktıklarını bilmiyorum. Belki de birden bazı şeyleri hatırlamaya başladığım içindi.
Babam hastayken annem onun yanında bir sandalyede uyurdu. Kardeşimin evliliği bittiğinde annem onun yanında kalmak için dört saat araba sürdü. İlk bebeğim olduğunda üç hafta boyunca neredeyse bizim evde yaşadı. Büyükannem yaşlandığında annem her şeyle ilgilendi. Randevular, ilaçlar, market alışverişleri... Yalnız geçen pazar öğleden sonraları...
Hayatım boyunca ne zaman bir şeyler ters gitse birileri annemi aradı. Ve o cevap verdi. Her seferinde... Ben sadece onun kimi aradığını hiç düşünmemiştim.
Eve dönerken ona sordum: “Anne, korktuğunda kimi arıyorsun?”
Pencereden dışarı baktı. Sonra, annelerin çocuklarının endişelenmesini istemediklerinde takındıkları o küçük gülümsemeyle bana baktı.
“Genelde insanlar beni arar.”
O an anladım ki güçlü olmak bir tercih değil, bazen birilerinin o yükü üstlenmesi gerektiği için üstlerine yapışan sessiz bir roldü. Yıllarca herkesin dayanağı olan annem, aslında kendi yalnızlığı içinde büyüttüğü bir güçle ayakta duruyordu. Arabayı sürmeye devam ederken içimden bir söz verdim: Bundan sonra ne olursa olsun, o aradığında ya da arayamayacak kadar yorulduğunda onun hiç sahip olamadığı o güvenli liman ben olacaktım.
Ayşe Gül PINAR
Yazar
Bazı iyilikler vardır ki üzerinden onca yıl, onca mevsim geçse de kokusu hiç eksilmez; aksine zaman geçtikçe kalbin en mahrem yerinde daha da güzelleşir. İyiliğin değeri, verilenin miktarında değil, o...
Yazar: Ayşe Gül PINAR
Babam biz evden ayrıldıktan sonra gece televizyon açık uyumaya başladı. İlk başta “alışkanlık olmuş” sandım.“Yaşlı adam işte, sesi seviyor herhalde.” dedim. Bir gece onda kaldığımda gerçeği anladım.Ge...
Yazar: Ayşe Gül PINAR
Peygamberimiz (s.a.v.), kendisini tanımak üzere taşradan gelen kabile temsilcilerini misafirhanelerde ağırlar, onlara yakınlık gösterir, öğretmenler tayin eder, maddî ihtiyaçlarını gidermekle ilgili v...
Yazar: Ayşe Gül PINAR
Bunca yar bunca zirve neden hep sende gönulGün gelip de yaşlanmak sadece tende gönülDüşersin yâr peşine uzak yakın demedenGözün gül üstündedir elin dikende gönülVuslattır istediğin cânânla ömür boyuCâ...
Şair: Ekrem KAFTAN