EDİTÖR’DEN...
Akrabalar arası ilişkiler, Allah rızası için sevgi esaslı, saygı ve nezaket kurallarına uygun tanzim edilmelidir. Yakınlarımızı uygun bir şekilde ziyaret etmek, onları unutmamak, hal ve hatırlarını sormak gibi hususların yanı sıra sosyal hayatın her alanında karşılıklı yardımlaşmak da gerekir. Bu dayanışmanın, her an birbirini gözeten aile fertleri gibi kardeşlik esasına bağlı olduğu gibi, ahlakî boyutu da vardır. İyilik yapma konusunda öncelikli kimseler, ilk önce anne, sonra baba, kız kardeşler ve kardeşler şeklinde sıralanmaktadırlar. Genel olarak yardım elini uzatmada, özel olarak zekât ve sadakada en yakınlardan başlanılması genel esaslardandır. Bu durum, Peygamber Efendimiz’in “El-akrab, fe’l-akrab” şeklinde ifade ettiği üzere, en yakından uzağa doğru devam etmelidir. Herhangi bir yoksula verilen, bir sadaka sayılırken; yoksul akrabaya verilen, biri sadaka, diğeri sıla-i rahim olmak üzere iki sadaka sayılır. Yani iki sevap olarak, bereketli bir şekilde, manevi, çoğalan bir iyiliktir. Akraba ile ilgilenmek gönül genişliği sağladığı gibi, rızık bereketine de sebep olmaktadır. Enes b. Mâlik’in işittiğine göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kim rızkının bollaştırılmasını yahut ecelinin geciktirilmesini arzu ederse, akraba ile irtibatını sürdürsün!” Yine Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kim Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsa, misafirine ikramda bulunsun. Kim Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsa, akraba ile irtibatını sürdürsün.” İşte bu hadis-i şerifleri gönül dünyasında özümseyip hayatına tatbik etmiş olan sahabilerden Hz. Ebû Bekir’in kızı Esmâ anlatıyor… Peygamberimiz hicrete hazırlanırken, belindeki kuşağı ikiye bölerek erzak bohçasını bağladığı için kendisine, “Zâtü’n-nitâkayn” yani “İki kuşaklı” denilen Esmâ’nın kız kardeşi Âişe ile anneleri ayrıdır. Hz. Âişe’nin annesi Ümmü Rûmân ilk Müslümanlar arasında yer alırken, Esmâ’nın annesi Kuteybe bnt. Abdüluzza’ya hidayet nasip olmamıştır. İşte o Esmâ anlatıyor: “Kureyş’in Hudeybiye Antlaşması zamanında annem, İslâm’dan yüz çeviren müşrik biri olduğu hâlde kendisine yardım etmemi arzulayarak bana geldi. Bunu haber verdikten sonra Rasûlullah’a, ‘Yâ Rasûlallah! Onunla ilgileneyim mi?’ dedim. O da ‘Evet, annenle ilgilen.’ buyurdu.” Akraba ilişkilerine örnek olması bakımından, baba yüzü görememiş Sevgili Efendimiz’in, kendisinden sadece iki yaş büyük olmasına rağmen, amcası Abbâs’a olan düşkünlüğü malumdur. O, bir vesileyle ondan söz ederken, “Aynı hurma kökünden çıkıp da ayrılan dal.” benzetmesini kullanmıştır. Akrabalık ilişkilerimizde samimi olmak dileğiyle…
Musa TEKTAŞ
Yazar
Sayın Vekilim, Malatyalı ve siyasetle uğraşmış birisi olarak, Malatya'nın yetiştirdiği mümtâz şahsîyetlerden Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Hazretleri’ni nasıl tanıdınız ve değerlendirmeniz nedir?- Osm...
Yazar: Musa TEKTAŞ
- Kıymetli hocam öncelikle kısaca özgeçmişinizden bahsedebilir misiniz?- 1954 Elâzığ doğumluyum. Sırasıyla Malatya İmam-Hatip Lisesi, Erzurum Yüksek İslâm Enstitüsü’nden mezun oldum. Görev itibarıyla ...
Yazar: Musa TEKTAŞ
Tasavvufî Türk Edebiyatı ve Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi (k.s.)- Tasavvufî Türk Edebiyatı deyince ne anlıyoruz hocam? - Geleneğimizde tasavvuf, yalnızca dinî kuralları ihtivâ eden bir anlayış değildi...
Yazar: Musa TEKTAŞ
Sakarya İl Müftüsü kıymetli Mehmet Âşık hocamızı ziyâret ettik. 1986-1987 yıllarında Darende Müftülüğü yaptığı için, Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Hazretler’iyle ilgili hâtıralarını, o günkü Dar...
Yazar: Musa TEKTAŞ