Ebû Umâme El-Bahilî (r.a.)
Peygamberimiz (s.a.v.)’in “Sen bendensin, ben de sendenim.” şeklindeki iltifatına mazhar olan ve 250 kadar hadis rivayet eden Hz. Ebû Ümâme’nin ne zaman Müslüman olduğu hakkında yeterli bilgi bulunmamaktadır. Uhud Savaşı’na ve Hicret’in 7. yılında yapılan Rıdvan Biatı’na katıldığı kesindir. Yine kaynaklarımızda, Rasûlullah’ın onu bazı mühim vazifelere gönderdiği kaydedilmektedir. Rasûlullah’ın onu kan içen bir kavme gönderdiği, onları İslâmiyet’e davet etmesini emrettiği rivayet edilir. Kendisi hadiseyi şöyle anlatır:
“Yanlarına vardığımda bana da kan ikram ettiler. ‘Ben sizi bundan menetmek için geldim.’ dedim. Beni dinlemediler. Yemek için başka bir şey de vermediler. O gece aç olarak yattım. Gece yabancı birisi, bana bir kap dolusu şerbet ikram etti. Ben bunu içtim. Açlığım susuzluğum gitti. Kalktığımda içlerinden birisinin, ‘Misafire böyle davranılmaz!’ dediğini duydum. Bana süt getirdiler. Buna ihtiyacım yok, dedim ve tok olan karnımı gösterdim. Şaşırdılar. Bu keramet karşısında hepsi Müslüman oldu…”
Ebû Umâme (r.a.), cömertliğiyle tanınıyordu. Sadaka vermeyi çok severdi. Sırf sadaka vermek için mal kazanırdı. İsteyen hiç kimseyi boş çevirmezdi. Bir gün yine bir dilenci gelmişti. Evde yiyecek yoktu. Ebû Ümâme’nin yanında üç dinarı vardı. Birini ona verdi. Sonra bir dilenci daha geldi. Birini de ona verdi. Kalan bir dinarı da biraz sonra gelen dilenciye verdi.
Ebû Ümâme (r.a.), insanlara nasihatte bulunmayı çok severdi. Bunu bir vazife telakki ederdi. Bir defasında birkaç kişi yanına geldi ve kendilerine öğütte bulunmasını rica ettiler. “Kendisinden duyduklarını başkalarına da anlatmaları” şartıyla onlara uzun bir konuşma yaptı. Şöyle diyordu:
“Üç grup insan vardır. Cenab-ı Hak onların ya şehit düşüp cennete girmeleri yahut büyük bir sevap ve ganimetle evlerine dönmeleri garantisini vermiştir. Bunlardan biri, savaşmak için evinden çıkan kimsedir. Bu kimse eğer şehit düşerse cennete girer, şayet sağ kalırsa büyük bir sevap ve ganimetle evine döner. Biri de abdest alıp mescide giden kimsedir. Bu kimse orada ölürse cennetliktir, evine dönerse büyük bir sevap ve manevi ganimetle dönmüş olur. Biri de evine girerken selam veren kimsedir.”
Ebû Ümâme (r.a.), Hicret’in 86. yılında Şam’da vefat etti. Onun Peygamberimiz’den rivayet ettiği hadislerden bazıları şunlardır: “Utanmak ve az konuşmak imanın iki şubesi, çirkin ve kaba konuşmak da münafıklığın iki şubesidir.”, “Sevdiğini Allah için seven, sevmediğini de Allah için sevmeyen; verdiğini Allah için veren, vermediğini de Allah için vermeyen kimse tam bir imana sahip olmuş olur.”
N.Nida DURAN
Yazar
Hicret sırasında Peygamberimiz’in gece yarısı gözleri önünde Mekke’den çıkıp Medine’ye doğru yola çıkması, müşrikleri çileden çıkarmıştı. Peygamberimiz’le Hz. Ebû Bekir’i Medine’ye girmeden bulmalı, v...
Yazar: N.Nida DURAN
Peygamberimiz’in Medine’ye teşrifinden sonra İslâm dairesine giren Hz. Ebû Ruhm (r.a.), ensarın ileri gelenlerindendir. Rıdvan Biatı’nda hazır bulunarak Peygamberimiz’e bağlılık yemini eden ve bu vesi...
Yazar: N.Nida DURAN
Arapça velâyet kökünden türeyen ve kelime olarak "dost, yakın, sahip, malik ve yardımcı" manalarına gelen Mevlâ ismi, Yüce Allah’a nispet edildiğinde bünyesindeki maddi unsurlardan arınarak çok daha d...
Yazar: Editör
İslâm davetinin ilk yıllarıydı. Ebû Seleme, beraberinde Ebû Ubeyde bin Hâris, Erkam bin Ebi’l-Erkam ve Osman bin Maz’un olduğu hâlde Peygamberimiz’in yanına vardılar. Peygamberimiz, kendilerine İslâm’...
Yazar: N.Nida DURAN