BİR KADIN HASSASİYETİ VE ZARAFETİ
Bundan önceki yazımızda da konu ettiğimiz Gülnuş Emetullah Hatun, tarihte hayran olduğum insanlardandır. 1642 yılında Girit’te doğan ve adı bazı kaynaklara göre Evemia, bazılarına göre de Evmania olan Gülnuş Emetullah Hatun, Girit’in Deli Hüseyin Paşa tarafından fethedilmesinden sonra İstanbul’a saraya getirilmiştir. Sarayda birçok örneği olduğu gibi, Evmania da kendi isteği ile Müslüman olarak “Rabia Gülnuş” adını almıştır ve Hatice Turhan Sultan tarafından IV. Mehmed’le evlendirildikten sonra, “Halka hizmet Hakk’a hizmettir.” düsturuyla İslâmiyet’i en güzel haliyle yaşamıştır. Osmanlı medeniyetinde valide sultanların yaptıkları hayırlarda sınır yoktu. Yapılan hayırlarda, kurulan vakıflara ait vakfiyelerde öyle incelikler yer alır ki, insan “Tam bir kadın hassasiyeti ve zarafeti ve bir ana şefkati...” diye düşünmekten kendini alamaz. Buna örnek bir bilgi olarak, Kösem Sultan’ın kurduğu vakfın hizmetleri çerçevesinde yapılan Yeni Cami (ki bitirilebilmesi Kösem Sultan’a değil de, Hatice Turhan Sultan’a nasip olmuştur.)’nin vakfiyesinde yer alan bir madde çok etkileyicidir. Vakfın faaliyetleri olarak, kandil ve Ramazan gecelerinde çeşmelerden bal şerbeti akıtılarak camiden çıkan cemaate ikram edilecektir. Daha ilginç olanı, şerbetin yapılmasında kullanılacak balın, Rize’nin şimdiki adıyla Pazar, o zaman Atina denen ilçesinde üretilen ballardan kullanılacak olmasıdır. Allahu Teâlâ kadınların mayasına daha fazla şefkat ve merhamet kattığından, onların yaptıkları hizmetler de bir başka güzel ve anlamlı oluyor. Gülnuş Emetullah Hatun, güzelim vakıf hizmetlerini yaparken, aynı zamanda çok iyi bir eş ve anneydi. Avcı Mehmed olarak bilinen IV. Mehmed, eşine ve ailesine çok düşkündü ve ava çıktığında yanına hasekisi olan Gülnuş Emetullah Hatun’u, annesi Hatice Turhan Sultan’ı ve kız kardeşlerini de alırdı. Böylece sarayın kadınları hem devletin farklı coğrafyalarını görüp tanıma olanağı bulur hem de çevrede gelişen siyasî olayları takip edebilirlerdi. Hatta Lehistan Savaşı’na ve II. Viyana Kuşatması’na bile katılmışlardı. Gülnuş Emetullah Hatun’un sarayda aldığı eğitimin yanı sıra, bu tecrübeleri sayesinde de II. Mustafa ve III. Ahmet’in padişahlığı sırasında yirmi yıl boyunca valide sultanlığı çok başarılı geçmiştir. Miras bıraktığı eserlerden bazıları yıkılmış, bazıları da bilhassa yıktırılmış olsa da kalanları dimdik ayakta durmakta ve bize Gülnuş Emetullah Hatun’un Rızay-ı İlâhî için yaptığı hayırseverliğini anlatmaktadır. Yeni nesillerin de, hayatlarını daha anlamlı kılacak hizmetlerde bulunma bilincini edinebilmeleri için, bunları öğrenmeleri gerekir. Zira onları öğrenmeden tanıyamaz ve tanımayınca da sevip örnek almaları mümkün olamaz.
Raziye SAĞLAM
Yazar
Es Seyyid Osman Hulusi Efendi Hazretleri gibi insanların varlığı, bizim için hep bir ışık ve umut kaynağı olmuştur. Görünce değme gül bahçelerinde olmayan bir gül kokusu alırız. Sanki uzun bir süre su...
Yazar: Raziye SAĞLAM
Geçenlerde İsveçli ateist bir gencin nasıl Müslüman olduğunu anlatan bir video çıktı karşıma. Sanırım İsveç’te olduğumdan video dikkatimi çekti. Müslüman olan genç “Annem 41 yaşında alkolden öldüğünde...
Yazar: Raziye SAĞLAM
Ömrümün ahirinde gönlümde bir hülyâsın Tevile sığmayacak hakiki bir rüyâsın Aşk ilmini tahsile gözlerinle başladım Daldıkça anladım ki sahili yok deryâsın Ruhunu keşfettikçe bezm-i eleste gitt...
Şair: Ekrem KAFTAN
Sevgili çocuk dostlarım; Hafize Teyze sabah Ömer’le Zeliş’e; - Belediye başkanını ziyaret ettiğimde, okullarda çevre temizliği etkinliği yapılacağını söyledi. Tekneler de kıyı şeridini...
Yazar: Raziye SAĞLAM