Akıl Tutulması
Geçenlerde İsveçli ateist bir gencin nasıl Müslüman olduğunu anlatan bir video çıktı karşıma. Sanırım İsveç’te olduğumdan video dikkatimi çekti. Müslüman olan genç “Annem 41 yaşında alkolden öldüğünde henüz çok gençtim ve öldükten sonra ne oluyor, diye sorgulamaya başladım.” diye anlatıyordu. Allah (c.c.) El-Hadi’dir ve çocuğun kalbini imana açmıştır. (Amenna) ama bir de düşünüp akledelim, karar verelim diye akıl ve irade vermiştir. O ateist genç bu akıl ve iradesini kullanarak başlıyor araştırmaya ve İslâm’a ulaştığında ise tek Hak dinin İslâm olduğunu görüyor ve iman ediyor. İsveçli gencin Müslüman olmasından daha da etkileyici olanı, babasının ve 95 yaşındaki babaannesinin de Müslüman olmasına vesile olması. Hatta babasının eşi de kendisini arayarak “Filistinli kadınların imanına sahip olmak istiyorum.” gibi cümlelerle Müslüman olmak istediğini belirtiyor. Tam bir “Nurun alâ nur.” mucizesi.
Sonradan İslâm’la şereflenen kimi görsek çok sevindiğimiz gibi, gençlerimizin bir kısmının ‘İnancım yok, ateistim, deistim, Kur’an’ı gerçek bulmuyorum.’ (haşa) gibi cümleler sarf ettiklerini görmek de aynı derecede içini acıtıyor insanın. Geçenlerde “Hayalhanem” platformunun yayınladığı bir videoyu izlerken bu acıyı daha çok hissettim. Sunucunun sorusuna doğru cevap veremeyen gençlerin çoğu, hiçbir inancının olmadığını, ateist ya da deist olduğunu söylerken kimi de “Müslüman’ım ama dinî konularda hiçbir bilgim yok.” dedi. Bu düşüncede olan insanların çoğunun “Dindar olmaktan çok kul hakkı yememek önemli, insanlar dindar görünüyor ama hak yiyorlar.” gibi cümlelerle dindar görünen ama hatalı davranan insanları suçladıklarını görürüz. Sanki din yalnızca o insanlara ya da tavrını beğenmediği hacı ve hocalara gönderilmiş gibi bir tutum içindedirler. Bu şekilde bir akıl tutulması yaşadıkları için Kur’an’ı kabul etmeyecek kadar da bilgili görürler kendilerini. Bir de sanırım çevrelerinde abdestli namazlı görünen insanlar genelde çok yaşlı ve onlara göre cahiller. Oysa asıl cahillik, ateist ve deistlerin (ya da nasıl tanımlıyorlarsa kendilerini) Allah inancı, Kur’an ve Hazreti Peygamber (s.a.v.) hakkında hiçbir bilgileri olmadan onları reddetmeleridir.
Genç bu noktaya gelmeden aileden başlayarak dinî eğitim ve öğretimin sağlam bir şekilde verilmesi gerekir ama tabii ki önce anne ve babaların bu konuda kendini çok iyi eğitmesi lazımdır. Hak din olan İslâm inancı nedir, Müslüman’ın bir günlüğü nasıl olmalıdır gibi hiç değilse temel konuları çocuklarımıza hem anlatarak hem de kendimiz uygulayarak hal diliyle öğretebilmeliyiz.
Raziye SAĞLAM
Yazar
Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Hazretleri’nin şiirlerini okurken, yukarıdaki dörtlükte olduğu gibi, sadece bir şiir okumuyor insan. Bu dizeler bize aynı zamanda kâh ayetlerle kâh hadislerle “olma”nın y...
Yazar: Raziye SAĞLAM
Sevgili çocuk dostlarım;Uzun Kulak sabah erkenden;- Haydi Camgöz, Çabuk ol, dedi telaşla.Benim henüz uykum bile açılmamışken Uzun Kulak’taki bu telaş da neyin nesiydi?- Unuttun mu? Köydeki hayvanlarla...
Yazar: Raziye SAĞLAM
Her sene 6 Ekim’de İstanbul’un düşman işgalinden kurtuluşunu kutlarız. Bu sebepten bu ay sizlerle, elli küsur yıldır yaşadığım İstanbul’dan birkaç kare paylaşmak istedim. Çünkü canım İstanbul bize, Fa...
Yazar: Raziye SAĞLAM
Sevgili çocuk dostlarım;Bir sabah kilerin yakınında gri tarla faresini görünce, yakalamak için hemen peşinden koştum. Uzun Kulak, farenin peşinden koştuğumu görünce bağırmaya başladı;- Camgöööz! Neden...
Yazar: Raziye SAĞLAM