Bayram Edelim
Bu yıl da Ramazan’a eriştik, Hamd olsun oruçlarımızı tutarak tamamladık ve onun bayramına erdik. Bayramlar bizim günlük hayatımıza, dilimize, kültürümüze ve edebiyatımıza kavram olarak girmiştir ve önemli yer tutmaktadır.
Kaşgarlı Mahmud (öl. 1090 veya 1105), Dîvânu Lugâti’t-Türk’te, “bayram” kelimesini I. ve III. ciltlerde iki kere açıklar. I. cilt s. 484. sayfadaki açıklaması şu şekildedir:
Bedhrem: Bayram, halk arasında gülme ve eğlenme. Bir yer ışıklarla ve çiçeklerle bezendiği zaman “bedhrem yer” denir ki, “gönül açan yer” demektir. Bu kelimenin aslının ne olduğunu bilmiyorum; çünkü bu kelimeyi Farslardan dahi işittim. Bununla beraber Oğuzlar bayram gününe “beyrem” derler. Bu sevinç ve eğlence günüdür. Oğuzlar zel harfini y’ye çevirmişlerdir, buna göre bu kelime ayrıca bir lügat olabilir.”1
Kelime III. ciltte “beyrem” olarak açıklanmaktadır:
Beyrem: Oğuzca. Bunun, “sevinç ve eğlence günü” demek olan “bedhrem” kelimesinden bozulmuş olduğunu sanıyorum. Çünkü İslamlıktan evvel bayram bilmezlerdi ki adı olsun. Eğer olsaydı, bunu bütün Türkler bilirdi. Bunu ancak dillerinde zel harfini y yapanlar biliyor.2
Sözlük olan IV. ciltte kelime “beyrem” olarak şöyle açıklanır: “Bayram, sevinç ve eğlence günü (Oğuzca)” (C. IV, s. 86, 3. Baskı, Ankara 1991)
Bayram, kelime olarak dilimizde bugün de aynı mânâlarda kullanılmakta; özellikle kültür tarihimizdeki şeklini aynen koruyarak, “neşe ve sevinç, eğlence” mânâsında birçok deyim ve atasözünde yer almaktadır.
Bir kişinin bir beklentisinin arzu ettiği gibi sonuçlanması veya hâdiselerin umduğundan daha iyi gelişmesi karşısında aşırı derecede sevinmesi üzerine “bayram etmek” veya “düğün bayram etmek” deyimleri kullanılır. Birden fazla kişi söz konusu ise, “Bayram ediyorlar.” veya “Düğün bayram ediyorlar.” denir. Böyle kimselerin bulunduğu yere “bayram yeri gibi” nitelemesi yapılır.
İnsanların beklenmedik ve alışılmadık şekilde neşe ve sevinç içinde olmaları, bunu gösteren işler yapmaları durumu, “Bayram değil seyran değil.” veya “Düğün değil bayram değil.” deyimleri ile ifade edilir.
Etrafında olup bitenden habersiz bir şekilde neşe ve sevinç içinde olanlar ise, “Bayramda seyranda.”; yine etrafında olup bitenlere aldırmadan, uygun olmayan yer ve zamanda neşe ve sevinç hali içinde olanlar için, “Deliye her gün bayram.” deyimleri uygun düşer.
Herkesin üzüldüğü bir olaya çıkarı için sevinenin durumu, “At ölür itlere bayram olur.” atasözü ile açıklanır.
Bu mânâlarda bayram, klasik edebiyatımızda da kullanılmıştır. Şeyh Gâlib,
Hâsılı Gâlib-i dîvâneye her gün bayram
(Kısacası bu dîvâne/zavallı Gâlib için her gün bayram) şeklindeki mısraında, bayram kelimesi “neşe ve sevinç” mânâsında kullanılmıştır.
“Neşe ve sevinç günü/zamanı” mânâsında kullanılan “bayram” kelimesi, günümüz Türkçesinde daha çok “dinî veya millî bakımdan özel bir önemi olan ve ilgili olduğu bütün toplumca kutlanan gün veya günler”i ifade etmek üzere kullanılır.
Şairlere göre, âşık için asıl bayram, “yârin cemâlini görmek, vuslata ermektir.” Tabii Allah’ı kendine “yâr” edinmiş olan âşıkın asıl bayramı Cemâlullah’ı müşâhede, vuslat-ı ilâhî iledir. Şair Bâkî, “vuslat bayramı”nı şöyle dile getirir:
Dirîğ eyler mi Bâkî cânı kurbân olduğum senden
Fedâ yolunda varı tek hemân îd-i visâl olsun
(Kurban olduğum! Bâkî, cânını senden esirger mi? Yeter ki hemen kavuşma bayramı olsun; bütün varı yoğu senin yolunda fedâ.)
Yine Bâkî, başka bir beyitinde “dost”un elini öpmeyi bir bayram hediyesi kabul ediyor:
Âşıka ihsân ise maksûd elinde dostun
Dest-bûsundur muhassal Bâki’ye ihsân-ı îd
(Dostum! Maksadın âşıka iyilik yapmak ise, o senin elinde; dostun elini öpmek Bâkî için elde edilecek bir bayram hediyesidir.)
Şair Bâkî, başka bir beyitinde de, sıkıntılardan uzak bir hayata kavuşarak bayram etmeyi umar:
Bir mübârek îd olur mu kim bu hayyât-ı felek
Eğnime hil’at diyü mihnet libâsın biçmeye
(Bu felek terzisinin, sırtıma kaftan diye mihnet elbisesini biçmediği bir kutlu bayram olur mu ki?)
Tasavvufta bayram, “müridin mürşide kavuşması”, “âşıkın ma’şûka vuslatı” mânâlarında kullanılır. “Neşe ve sevinç zamanı/günü” mânâsına da kullanılan “bayram” kelimesi günümüz Türkçesinde daha çok “dinî veya millî bakımdan özel önemi olan ve ilgili olduğu bütün toplumca kutlanan gün veya günler”i ifade etmek için kullanılır.
Ortak değerleri ayakta tutan, birlik ve beraberliği geliştiren, toplumun fertlerini birbirine daha da kaynaştıran, dargın ve kırgın olanların barışmasına vesile olan ve iftihâr edilecek millî değerlerin anılmasını sağlayan bu gibi günlere, bütün toplumlarca özel önem verilir. Toplumun tamamı tarafından neşe ve sevinç içinde kutlanır. Her toplumun kendine mahsus bayramları vardır. Bu bayram günleri, toplumun en küçük birimi olan ailenin bütün fertlerinden başlamak üzere, bütün toplum tarafından neşe ve sevinç içinde, çeşitli eğlence ve oyunlarla kutlanır, yerine göre çeşitli törenler düzenlenir.
Belli başlı toplumlarda kutlanan bu tür bayramlar genellikle dinî niteliklidir ve dinî bir temele dayanır. Bazı millî günler için de “bayram” ismi kullanılmakta ise de, onlar hangisi olduğu bayram kelimesinin yanına getirilerek belirtilir; Cumhuriyet Bayramı gibi. Ülkemizde ve bütün İslam âleminde, “bayram” denilince, daha çok iki dinî bayram akla gelir: Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı.
Bu iki dinî bayram dilimize bazı tabirler kazandırmıştır:
Bayram arefesi: Bayramın başladığı günden bir önceki gün.
Bayram günü: Bayramın olduğu gün veya günler.
Bayram ayı: Ay yılına göre Ramazandan sonra gelen kamerî ay; Şevvâl ayı.
Bayram üstü: Bayramın hemen öncesindeki günler.
Bayram ertesi: Bayram bittikten sonra gelen gün veya günler.
Bayram hediyesi: Bayramlarda büyüklerin küçüklere, aile fertlerinin ve yakın akrabaların birbirlerine verdikleri hediye.
Bayram şekeri: Dinî bayramlarda, özellikle de Ramazan Bayramından misafirlere ikram edilen veya bayram ziyaretine giderken götürülen şeker.
Bayram bahşişi: Dinî bayramlarda bekçi, çöpçü, postacı v.b. görevlilere verilen bahşiş.
Bayramlık: Bayrama has, bayram için özel olarak alınan veya hazırlanan giyim eşyası; bayramda verilen para veya eşya.
Bayram koçu: Kurban bayramında, nişanlı erkeğin nişanlısının evine götürdüğü hediye kurbanlık.
Bayram topu: (Eskiden) Ramazan ve Kurban Bayramlarında, Arefe dünü ikindi vaktinden bayramın son günü ikindi vaktine kadar namaz vakitlerinde atılan top.
Bayram tebriki: Aile fertlerinden küçüklerin büyüklerin elini öperek, büyüklerin küçüklere sevgi göstererek, yakında bulunan akraba ve dostların birbirlerini ziyaret etmeleri, uzakta olanların yazılı kart göndermeleri
Bayram ziyareti: Akraba ve dostların, bayramlarını tebrik etmek üzere birbirlerini ziyaret etmeleri.
Bayramlaşmak: Akraba, dost ve konu komşunun birbirlerinin bayramlarını tebrik etmesi.
Bayram yeri: (Eskiden) bayram günlerinde, özellikle çocukların eğlenmesi için hazırlanmış, çeşitli eğlence ve oyun âletlerinin ve satıcıların bulunduğu yer. Birçok şehrimizde, eskiden bu eğlencelerin yapıldığı yerler “Bayram Yeri” semt adı olarak varlığını sürdürmektedir.
Bayram havası: Bayram günlerinde imiş gibi sevinçli ve neşeli bir ortam.
İki bayram arası: Ramazan ve Kurban bayramlarının arasındaki zaman.
Ramazan ve Kurban Bayramları, edebiyatımızın konuları arasında da yerini almıştır. Klasik edebiyatımızda bayram, genellikle Arapça “îd” kelimesi ile ifade edilir. Dîvân şiirinde sevgili ile âşık arasındaki münâsebetlerde âşıktan yana gelişen iyi durumlarda bayram hali söz konusudur. Âşık için en büyük bayram, sevgilinin cemâlini görmek ve vuslata ermektir. Tabii burada sevgiliden kasdın Cenâb-ı Allah olduğunu unutmamak gerekir.
Bayramlar, genellikle “neşe, sevinç ve mutluluk veren gün” olarak ele alınır. Bayramda yeni elbiseler giyilmesi, fakir ve zengin herkesin bu geleneğe uyması şiirlerde dile getirilir. Bayramda herkesi neşe ve sevincin kapladığı işlenir.
Îd-i kurbân erdi halkı yine şâdân eyledi
Hayâlî Bey
(Kurban bayramı geldi, yine insanları neşelendirdi.)
Rûz-ı îd yine zevk u neşât eyyamıdır
Sâl-i îd-i ekberin yevm-i sürûr eyyamıdır
Aşkî
(Yine bayram günü oldu, bu günler zevk ve neşe günleridir. En büyük bayram yılının sevinç ve mutluluk günleridir.)
Kıldı âfâkı münevver tal’at-i rahşân-ı îd
Halka dîbâlar giyürdi mâh-ı nûr-efşân-ı îd
Bâkî
(Bayramın parlak yüzü ufukları aydınlattı. Bayramın nur saçan hilali insanlara ipekliler giydirdi.)
Mehmed Akif Ersoy da “Bayram” şiirinde, bayram dolayısıyla görülen neşe ve sevinç ortamını çok güzel tasvir eder:
Âfâk bütün hande, cihân başka cihandır;
Bayram ne kadar hoş ne şetâretli zamândır.
(Bayram ne kadar hoş, ne sevinçli, şenlikli bir zamandır; bütün her taraf gülüyor, bugün sanki cihan başka bir cihandır.)
Bayramda güler çehre-i ma’sûm-sabâvet;
Ümmîd çocuk sûret-i sâfında ıyândır.
(Çocukluğun o mâsum çehresi bayramda güler; ümit çocuğun saf suretinde açıkça görülür.)
Her cebhede bir nûr-ı mücerred lemeânda;
Her dîdede bir rûh demâdem cevelândır.
(Her tarafta saf bir nûr parlamaktadır; bir rûh devamlı dolaşmaktadır, hareket hâlindedir.)
Ramazan Bayramının Şevval ayı hilâlinin görülmesiyle başlaması sebebiyle, “bayram hilâli” ve bayram yerlerinde yapılan bayram eğlenceleri ile bayramlardaki ikramlar da klasik edebiyatımızın konuları arasında yer alır. Ayrıca bayram vesilesiyle, “îdiyye” denilen kasideler yazılmıştır.
Allah sağlıkla ve huzurla bayram etmeyi ve çok daha güzel bayramlara erişmeyi nasibetsin.
Tabiî bu duâyı ettikten sonra, hemen Gazze ve Doğu Türkistan gibi dünyanın değişik yerlerinde Müslümanların maruz kaldığı zulüm ve işkenceler aklımıza geliyor. Allah onları da hürriyetlerine kavuştursun; zulüm ve işkencenin olmadığı “neşe ve sevinç” ile kutlayacağımız bayramlara eriştirsin.
Ali YILMAZ
Yazar
İbretî, Hasan Ünsî Efendi’nin (ö. 1136/1724) bendesi, âşık İbrâhîm-i Hâs’ın (ö. 1175/1762) yakın arkadaşı, ilmî yetkinliği ve şiirdeki kabiliyetiyle dikkat çeken gönül erlerindendir. Bu çalışmada İbre...
Yazar: Fatih ÇINAR
Merhûm Erol Güngör, “kalkınma” ve “gelişme” meselelerine ilişkin olarak aydınlarımızın “masa başında” düşünerek birtakım düşünceler geliştirdiklerine kanidir. Russell’in, “Batıda teori tatbikatı takip...
Yazar: Bilal KEMİKLİ
Nâbî'nin “unudulmış” redifli gazeli onun kendi zamanından ve zamanının insanlarından şikâyetini baştan sona renkli ifadelerle dile getiren önemli bir şiirdir. Bu gazel kendi zamanının röntgenini çeke...
Yazar: Mahmut KAPLAN
Yâ Habîballah kaçan kalkar cemâlinden nikâbMahvolur nûr-ı ziyâ salmaz cihâna âfitâb Sanki fânûs-ı hayâlindir hiyâm-i âsumânDâima şem’-i...
Yazar: Vedat Ali TOK